Güncel

Bingöl: “Riskli binalar biliniyor, dönüşüm yapılmıyor!”

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl, Eskişehir’in deprem riskine karşı yeterince hazırlıklı olmadığını belirterek, kentsel dönüşüm konusunda hem merkezi hükümetin hem de yerel yönetimlerin daha kararlı adımlar atması gerektiğini söyledi. Bingöl, vatandaşın cebinden para çıkmadan gerçekleştirilecek ada bazlı dönüşüm modellerinin hayata geçirilmesini önerdi.

Abone Ol

Yaklaşık 20 yıldır yapı denetim alanında çalıştığını ve deprem mühendisliği uzmanlığı bulunduğunu ifade eden Bingöl, Eskişehir’in depreme hazır olmadığı yönündeki uyarılarını uzun süredir dile getirdiğini söyledi.

Kentte riskli yapıların envanterinin çıkarıldığını ancak buna rağmen dönüşüm çalışmalarının istenilen seviyede olmadığını kaydeden Bingöl, özellikle ana arterlerde bulunan ve ekonomik ömrünü tamamlamış yapıların yenilenmesi veya güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Bingöl’ün konuşması şöyle:

"Biz hem kişisel olarak hem Saadet Partililer olarak insan hayatına çok önem veriyoruz. Mesela deprem bir gerçek. Ancak buna yönelik ne şehrimizde ne de ülkemizde ciddi bir çalışma yapılamıyor. Bunu çok net ifade edelim. Sadece hamaset üzerinden nutuklar atılıyor ama gereği yapılamıyor.

Ben yaklaşık 20 yıldır Eskişehir'de yapı denetim işi yapıyorum. Deprem mühendisliği uzmanlığım var. Eskişehir'in tabii depreme hazır olmadığını defalarca dile getirdik. Buna yönelik de bir çalışma yapılmıyor. Dolayısıyla, ama hep bunu ifade ediyoruz, İnşaat Mühendisleri Odası saha çalışması yaptı. Riskli binaların aslında bir envanteri çıktı. Dolayısıyla hangi caddeler daha çok risklidir, buralarda mutlaka bir an önce dönüşüm olmalıydı. Binalar depreme hazır hale gelmelidir. Biz tabii ifadelerinizde ne kadar insan öleceği konusunda biz bilemeyiz. Ama çok net 15.000 insanın direkt etkileneceği bir riskle Eskişehir karşı karşıya. Dolayısıyla deprem öncesi, deprem anında ve deprem sonrası yapılacak işler var. Biz şu an halen bırakın öncesiyle ilgili yapılması gerekli olan çalışmayı yapamıyoruz.

Tabii burada strateji planları hazırlanıyor, ifade edilebiliyor ama siyaset kurumu, ben açık söyleyeyim, şu an Eskişehir'de tabii yerel yönetimler bu konuda belki iyi niyetle bir şeyler yapmaya gayret ediyorlar fakat tıkanmış durumdalar. Ben net konuşuyorum. Merkezi hükümetin desteğini almadan bir dönüşüm yapmak, Eskişehir'i depreme hazır hale getirmek çok mümkün değil. Ancak bunun bir yolu var. Burada siyaset kurumu; Eskişehir'deki şu an hükümet olan parti temsilcilerini, meslek odalarını, bizleri bir araya getirerek kamuoyu önünde "Bu sorun nedir, niçin aşılamıyor?" bunu insanlara anlatmak lazım.

Ben hep bunu şu cümleyle bağlıyorum. Allah muhafaza, bir deprem olduğunda AK Partili seçmen de bundan zarar görecek. Mesela AK Partili insanlara da demek lazım, deprem olduğunda siz "O binada beni kurtar, ben kurtulurum." diyemezsiniz. Dolayısıyla bu Eskişehir'in bir sorunudur. Burada yerel yöneticiler, merkezi hükümet temsilcileri, milletvekilleri bir araya gelerek bu konuda bir çalışma yapmaları lazım.

Bunu her zaman konuşuyoruz ama yapmıyorlar. Mesela ben televizyon programlarında bunu ifade ediyorum. Yani ne olur diyorum ya, Eskişehir'in bir sürü mahallesi şu an risk ihtiva ediyor. Eskişehir'in ana arter dediğimiz caddelerinde binalar ekonomik ömrünü doldurmuş. Mutlaka bunların yenilenmesi ya da güçlendirilmesi lazım. Şunu söylüyorum, yıkıp yapmak çok kolay değil ama en azından mevcut binalar içerisinde çok risk ihtiva eden binalarda bir güçlendirme yaptığınız an bu bina ayakta kalabilir. Dolayısıyla bizim bina içinde insanlar otururken bile güçlendirme yapabiliriz. Ama bir irade ortaya koymak lazım.

Vatandaşı da ikna etmek lazım. Ben daha önce defalarca ifade ettim. Sındırgı depremi olduğunda gece saat 00.30'da bir hanımefendi beni aradı. "Benim binam 7 katlı, Sakarya Caddesi'nde oturuyorum. Çok ciddi sallandı, korkuyorum." dedi. "Binanız kaç yıllık?" dedim, "40 yıllık." dedi. Peki burada ne yapalım? Bir risk analizi yapabiliriz, performans analizi yapabiliriz ama sonuçta binanız riskli çıkar ve binanın yıkılması gerekir. İfadesi şu oldu: "Ben bu raporu ilgili kuruma bildirmesem olur mu?" "Olmaz." dedim. Bildirse yıkılacak bina. Yenilenmesi için cebinden para çıkmaması adına bir formül var mı? Eğer bir para ödeyecekse "Ben bu binada ölmeye razıyım." dedi. Dolayısıyla böyle de bir algı var. Yani insanları yeniden borçlandırmak bir çözüm değil. Zaten ekonomik sıkıntılar var.

Dolayısıyla tek bir çözüm var. Ada bazlı, emsal ve kat artışlı çözüm olacak. Hiç vatandaşın cebinden bir kuruş para çıkmayacak. Ha, vatandaşın daireleri biraz küçülebilir. Yani 140 metrekarede oturuyorsa olsun 110 metrekare olsun. Zaten bizim 140 metrekare daireleri çok da kullandığımız da mümkün olmuyor. Dolayısıyla burada dairesi biraz küçülür, emsal ve kat artışıyla bir kentsel dönüşüm olursa Eskişehir yenilenebilir. Buna ihtiyaç var.

Ama bugün öyle bir irade yok. Kesinlikle irade bu bugünkü tabloda olmaz. Türkiye çünkü farklı bir sürece doğru evriliyor. Bir seçim süreci var, bir butlan hadisesi var. Dolayısıyla hatta dün Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Bey, ismini unuttum, diyor ki: "16 Nisan'dan önce alınacak bir kararla Cumhurbaşkanı tekrar aday olabilir." Dolayısıyla Türkiye şu an ona doğru hazırlanıyor, ona göre evriliyor. Can güvenliğimiz arka planda kalıyor. Tabii, şu an kimse bunu önemsemiyor. Dolayısıyla ben canın, insan hayatının çok önemli olduğunu ifade ediyorum.

4 defa Büyükşehir Belediye Başkanı adayı oldum, bize bu yetkiyi verseydi de Eskişehir nasıl dönüşürdü görebilseydi ama olmadı. Ne yapalım? Ben üzerime düşeni yaptım. Hani geçen, bunu belki konu dışı ama İstanbul Büyükşehir Belediyesinde görevli bir hanımefendinin çıplak aranmasıyla ilgili şunu söyledi ya, Türkiye'de milyonlarca insan yürümeliydi bu konuda, ayağa kalkmalıydık. Bu, insan onuruna yakışmaz. Kadıncağız mahkemede "Ben bana yapılanlardan utanmıyorum, bunu yapanlar utansın." dedi. Dolayısıyla ben de Eskişehir halkına burada serzenişte bulunuyorum.

Tepebaşı ilçesine de bir organize sanayi lazım. Hem trafiği rahatlatır hem de o bölgede yeni bir oluşum olup, o yandaki az var. Burada da bence batı istikameti, şehirler batıya doğru büyür ya, İstanbul, Bursa istikametinde. Orada hazineye ait araziler var. Burada bence çok komplike, ulaşımı kolay olan bir sanayi sitesi mutlaka yapılmalıdır.

Ben zaman zaman oraya gidiyorum. Gerçekten altyapısına, yollarına baktığımız zaman, ha geçmişte de ben inşaat mühendisliğinde okurken o dönemde orada en az 1 ay yaz tatilinde o sanayi orası yapılırken orada ben de çalıştım. Onu söyleyeyim, onu da biliyorum. Dolayısıyla çok daha modern, çok da ulaşımı kolay olan bir yerde gibi o zaman ifade edilmişti ama o günkü projelendirilmesini ben o gün de itiraz etmiştim. Şehrin daha başka noktasında olabilir. Bakınız ben bu örneği de şöyle güçlendireyim. Şu an ortalıktaki havaalanı ile ilgili, Hasan Polatkan, defalarca bunu ifade ettim. Bakınız bu şehrin gelişmesini engelliyor bu havaalanı. Çünkü orada mania kodu var. Dolayısıyla orada binalar yüksek yapılamıyor. Bir uçak dairesel bir dönüşle inebiliyor. Havaalanı dediğimiz şey 1 pist, 1 idari binası, 1 kuledir ya. Bunu şehrin başka bir noktasına, başka bir aksına götürürsünüz. Dolayısıyla orayı rahatlatırsınız. Dedim ya bu çok net nasıl yaptığınızı ortaya koymanız lazım. Çok büyük şeylere de gerek yok. Parasal şeylere gerek yok. Bence devlet ya daha doğrusu burada yerel yönetimler, belediyeler bu konuyu dert edinmeli. Dün akşam da ben bir yerde bunu ifade ettim. Bir şeyi dert edinirseniz bu işte çözüm üretebilirsiniz.”