Türkiye’nin en önemli küçükbaş hayvancılık ve tarımsal üretim merkezlerinden biri olan Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinde Kanadalı Eldorado Gold Şirketine 2020’de verilen altın arama ruhsatı hakkında yürütmeyi durdurma kararı verildi.

Emirdağ’ın meralarını ve su kaynaklarını tehdit eden altın ve gümüş madenciliği girişimini ilçe halkı yargıya taşımıştı. Gazeteci Yusuf Yavuz’un kendine ait blog sayfasında verdiği bilgilere göre Kanadalı Eldorado Gold adlı altın şirketinin alt kuruluşu olan Tüprag Madencilik adına Emirdağ’da verilen 13 bin 640 dekarlık alanda maden arama ruhsatına karşı açılan davayı gören Afyon İdare Mahkemesi, hukuka aykırı bulunan idari işlem hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi. Mahkemenin oybirliği ile aldığı kararda, idari işlemin uygulanması halinde telafisi imkansız zararların doğabileceğine hükmedildi. Emirdağlı köylülerin gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, “Türkiye’de sömürgeci küresel şirketler ve onların yerli işbirlikçileri talan mantığıyla vahşi sömürge madenciliği uygulamaktalar. Mahkeme kararının tüm hakimlere devletin hakimi olduğunu hatırlatmasını temenni ediyoruz” dedi. 

Yaylada altına hücum dönemi

Türkiye’nin zengin halk müziği geleneğinin nabzının attığı bölgelerden biri olan Emirdağ, aynı zamanda önemli bir hayvancılık merkezi. Emirdağı çevreleyen yaylalar, 37 bin nüfuslu ilçede yaklaşık 150 bin koyun varlığının bulunmasını sağlıyor. Bu oranlar Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir küçükbaş hayvancılık potansiyeline işaret ediyor. Ancak son iki yıldır Emirdağ yaylaları altın çıkarmak isteyen maden şirketlerinin hücumuma uğramış durumda. 

Kanadalı maden devine 4 yıllık arama izni

Bu şirketlerden biri de Kanadalı maden devi Eldorado Gold’un yerli iştiraki olan TÜPRAG şirketi. TÜPRAG şirketine 16 Ekim 2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 1364 hektarlık alanda 4 yıl süreyle altın arama ve sondaj izni verildi. 

Çobanlar ve vatandaşlar dava açtı 

Bu iznin ardından iş makinelerini yaylaya çıkaran firmanın sondaj işlemine başlaması yöre halkının tepkisiydi çekti. Yaylalarının, su kaynaklarının ve meralarının madenciliğe kurban edilmesini istemeyen yöre halkı, arama ruhsatının iptali için dava açtı. Afyonkarahisar Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği ile yörede yaşayan 7 yurttaşın açtığı davayı gören Afyonkarahisar İdare Mahkemesi, idari işlemi hukuka aykırı bularak yürütmeyi durdurma kararı verdi. 

'Telafisi imkansız zararlar doğar'

Mahkemenin oy birliği ile aldığı kararda, ÇED süreci işletilmeksizin maden arama faaliyetine devam edilmesi halinde telafisi imkansız zararlar doğabileceği kaydedildi. 

Emirdağ'da öğrencileri sevindirecek haber Emirdağ'da öğrencileri sevindirecek haber

'Hakimlere görevlerinin sorumluluğunu hatırlatıyor'

Mahkeme kararının ardından bir açıklama yapan Emirdağlı köylülerin gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, “Bu karar, yargının siyasallaştığı ve yürütmenin denetim altına girdiği ülkemizde halen doğruluktan ve adaletten ayrılmayan hakimlerimiz olduğunu gösteriyor. Bu kararın ‘Devletin hakimi’ gibi değil, ‘bir siyasi partinin hakimi’ gibi hareket edenlere hakimlik görevinin kutsallığını ve sorumluluğunu hatırlatmasını temenni ediyoruz” dedi. 

Türkiye’de sömürgeci küresel şirketler ve onların yerli işbirlikçileri tarafından talan mantığıyla vahşi bir sömürge madenciliği uygulandığını savunan Atal, değerlendirmesinde şunları dile getirdi:

“Bu amaç doğrultusunda Enerji Bakanlığı, MAPEG ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın talana yol veren tutumuna karşı birçok dava açıyoruz. Ancak Türkiye’de birçok mahkeme Anayasanın 2, 3, 5 , 41 , 56, 63, 166, 168, 169 ve 170. maddelerine; Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’a, Ulusal Su Havzası Planına, Yeraltı Su Havzalarının Korunması Yönetmeliğine, Su Havzalarının Korunması Yönetmeliğine, Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması Kanununa, Orman Kanununa; Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşmeler olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine, Bern Sözleşmesine, Ramsar Sözleşmesine ve Paris İklim Anlaşmadına aykırı olan bu maden işletmelerine karşı yasa ve sözleşme hükümlerini uygulamıyorlar.

'Her bir kişiye karşılık altı kişi işini kaybediyor'

Ayrıca mahkemelerin bir çoğu Danıştay İdari dava daireleri kurulunun Kümülatif Etki İçtihatlarını ve Toplumsal Maliyet Analizi yapılması gerekliliğine ilişkin bilimsel esasları da gözardı ediyorlar. Altın madenciliğindeki toplumsal maliyet analizi çalışmalarıyla altın madeni şirketlerinin iş verdiği her bir kişiye karşılık altı kişinin işini kaybettiği ortaya çıkmıştır.”

'Devletin bir kontrol mekanizması yok'

Kanadalı, Amerikan ve İngiliz altın madeni şirketlerinin ürettiği altının beyana tabi olduğunu ancak bununla ilgili devletin bir kontrol mekanizmasının olmadığını öne süren Avukat İsmail Hakkı Atal, “Niğde milletvekili Ömer Fethi Gürer'in soru önergesine Enerji Bakanı Fatih Dönmez'in verdiği cevapla, Devlet payı olarak Türkiye’ye sadece yüzde 1,5 pay bıraktıkları ortaya çıkmıştır. Altın madeni şirketlerinin kirlettiği, zehirlediği Gana’da halk sağlığının nasıl bozulduğu ve sağlık harcamalarının inanılmaz derecede arttığı bilimsel çalışmalarla belirlenmişken; Türkiye’de vahşi sömürge madenciliği istilası başladıktan sonra 2002 ila 2016 yılları arasında erkeklerde kanser vakalarının 12 kat , kadınlarda ise 6,5 kat arttığı Sağlık Bakanlığı istatistikleriyle belirlenmiştir” diye konuştu. 

'Vahşi bir sömürge madenciliği var'

Bütün bu verilerin vahşi bir sömürge madenciliğine işaret ettiğini dile getiren Atal, “Anayasa’nın 3. Maddesinde belirtilen, ‘Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü sarsacak nitelikte ülkeyi halk sağlığı ve ekonomik yönden çöküşe götürecek kadar’ vahim bir hal almıştır. Afyonkarahisar İdare Mahkemesinin sömürgeci Kanadalı Eldorado Gold (TUPRAG) madencilik şirketine karşı vermiş olduğu yürütmenin durdurulması kararının tüm hakimlere ‘devletin hakimi’ olduğunu hatırlatmasını temenni ediyoruz” ifadelerini kullandı.