Kaya, açıklamasında şu ifadelere yer verdi, “Ülkemizde son dönemde yaşadığımız adaletsiz gelir dağılımı nedeniyle, kamuda çalışan işçiler olarak zaman zaman eylemlerde ve basın açıklamalarıyla sesimizi duyurmaya çalıştık. Yeri geldi bizzat çalışma bakanımızdan hükümet temsilcilerine kadar sıkıntılarımızı dile getirip defalarca anlattık. Ancak bizleri duymak istemeyen hükümet yetkililerimiz seçim sonucuyla yüzleşmek zorunda kaldılar. Kamuda, 2023 yılında bir kısmı Ocak bir kısmı Mart ayında başlayan Toplu sözleşme dönemlerimiz ülkede yaşanan dengesiz aylık enflasyonlar sebebiyle, Biz demiryolcular gibi Mart ayında sözleşmesi başlayan çalışanlar olarak yine bir mağduriyetle karşı karşıyayız. Dün açıklanan ve gerçeği yansıtmaktan uzak %1.64'lük aylık enflasyonla birlikte son 6 aylık enflasyon %24.73 olarak Temmuz ayında ücret zammı alacak olanlara uygulanacakken, bizler gibi Mart ayında sözleşmesi olanlar Eylül ayına kadar bundan faydalanamayacağı gibi, Eylül ayı geldiğinde de son 6 aylık dönem dikkate alındığından yüksek enflasyonların yaşandığı Ocak, Şubat ayları dâhil edilmeyeceğinden yaklaşık %10-12 gibi daha eksik ücret artışıyla karşı karşıya bulunuyoruz. Bu da Türk-İş olarak kamu çerçeve Protokolü ile toplu imzalanan sözleşmemize rağmen kurumlar arasında da ciddi ücret farkları oluşmasına sebep oluyor. Zaten geldiğimiz durumda yetişmiş kalifiye sanatkâr çalışanlarımız bugün için, vasıfsız çalışanlarımız ile neredeyse aynı ücrete düşmüş sanatkârlığın hiçbir değeri kalmamıştır. Bu da stratejik önemi olan işyerlerimizin her geçen gün kan kaybetmesine, en verimli çağında çalışacakken arkadaşlarımızın erkenden emekli olup piyasada ikinci iş ikinci ücretle geçinmeye çalışmalarına sebep olmaktadır”

Nasıl olsa garanti daha işçinin emekçinin cebine girmeden kes al

Eskişehir’de bal üretiminde düşüş yaşanıyor: İşte nedeni Eskişehir’de bal üretiminde düşüş yaşanıyor: İşte nedeni

Kaya şöyle devam etti, “Bugün, büyümeyi kalkınmayı hedefleyen bir ülkede kamu işçileri olarak daha ileri, yaşam kalitesi daha yüksek, daha refahta olmamız gerekirken, ülkemizi yönetenler toplam vergi gelirinin %75'ini biz bordro mahkumu işçiden emekçiden dar gelirden almaktadır. Nasıl olsa garanti daha işçinin emekçinin cebine girmeden kes al. Sözde, gelirdeki vergi %15 oysa vergi dilimleri arasındaki artışı enflasyon ve ücret artışları oranında yapmadığı için, bugün bordro mahkûmu çalışanlar daha ilk 6 ayda %20 değil 3.kademe %27'den vergi öderler ve bu oran birkaç ay içerisinde %35 olarak uygulanmaya başlayıp, maaşın üçte birinin verilmeden alındığı bir dönem yaşıyoruz. Bir tarafta piyasada yaşanan, gerçekleşen enflasyondan çok çok uzak açıklanan TÜİK verileri ile zaten bizler 3-5 sene önceki alım gücümüzün yaklaşık yarısı bile değil üçte birine düştüğümüzün görülmesini bilinmesini istiyor, hükümetimizden artık sesimizin, haykırışımızın duyularak, Türk-iş konfederasyonumuzla, Genel Merkezimizle bir araya gelip, ek protokolle Eylül ayı mağduriyetini yaşattırılmamasını ikazen uyarıyoruz. Yaşadığımız son mahalli seçimlerde de görüldüğü gibi, Hükümet yetkililerimiz şunu iyi bilmeliler ki, yakın tarihte önümüzde seçim görülmese de, Demokrasinin gereği elbet seçim sandığı kamu çalışanlarının da önüne gelecek, işte o gün, çekilen sıkıntılar ve yaşanan adaletsizlikler asla unutulmayıp sandığa yansıyacağından kimsenin şüphesi olmasın”