ESKİ Genel Müdürü Oğuzhan Özen, Eskişehir Ekspres’e konuştu. Özen, tüm dünyada sıkça dillendirilen su sıkıntısı ve tek su kaynağı Porsuk Barajı  olan Eskişehir’in, su kaynağı durumu ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. ÖZen, su sorunu konusunda “Tehlike çanları çalıyor, tedbirlerimizi almalıyız” uyarısı yaptı. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in çok önem verdiği, ‘Eskişehir’in su sorununa uzun yıllar çare olacak yatırım’ olarak değerlendirdiği proje olan Çifteler Sakarıbaşı’ndan Eskişehir’e su getirilmesi çalışmalarının hangi aşamada olduğu ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

ESKİ Genel Müdürü Oğuzhan Özen'den Gazete Eskişehir Ekspres Yazıişleri Müdürü Nevin Bulut Atak'a özel açıklamalar... 

Son açıklamanızda musluklardan akan suyun işlenmiş su olduğunu belirttiniz ve su kullanımı konusunda vatandaşlara uyarılarınız oldu. Bu konuda sizce ne gibi tedbirler alınabilir?

Bu sadece bizim açıklamamız değil, tüm dünyanın açıklamasının Eskişehir’e yansıması sadece. Bu tüm dünyada problem. Temiz su kaynağına ulaşmak, içilebilir dediğimiz su kaynağına ulaşmak artık zorlaşmaya başladı. Çünkü, doğadan elde ettiğimiz su kaynakları nüfus artış oranına göre artmıyor. Doğa nüfus artışlarına yetişemiyor. O yüzden de elimizdeki mevcut kaynakları en doğru şekilde kullanmamız gerekiyor. Doğada sonsuz bir su kaynağı yok. Doğa, sonuçta yenilenebilir bir yapıya sahip olsa dahi, bu belirli bir sürece bağlı gerçekleşiyor. Doğanın üretim kapasitesinden daha fazla tükettiğiniz zaman doğa size yetişemiyor, kendini yaşatacak kadar bile üretemiyor… yani çölleşiyor…Özellikle dünyanın içinde bulunduğu yüzyıl değişim yüzyılı… İklimsel değişim. Sınırlı tüketime önem vermeniz gerekiyor. Yani doğanın size verdiği kadarını hatta daha azını tüketmeye gayret etmeniz gerekiyor ki, doğa kendisini yenileyebilsin.  Temiz olmayan ya da içilebilir tatta olmayan tüm suları teknolojiyi kullanarak arıtma sistemlerinde dev yatırımlar yapılması gerekiyor. Maalesef bir vahşi tüketim söz konusu. Bu vahşi tüketimin önüne geçilmesi gerekiyor. Siz bu kaynakları insani tüketim amaçlı değil de farklı amaçla kullanamaya kalktığınız zaman kaynaklarınız size yetmiyor, susuzluk başlıyor, kıtlık başlıyor.

Bilinçli tüketim bir kültür meselesi…

Su en önemli yaşam kaynağımız, acaba okullarda çocuk yaşlarda kaynakların doğru kullanımı konusunda bilinç oluşturmak adına bu konuda eğitimlere başlanabilir mi?

Zaten bu iş çocuklukta başlar. Bu bir kültür meselesi aslında. Tüketme kültürü diye bir kavram artık dünyada kullanılıyor. Bilinçli tüketici dediğimiz kavram, aslında tüketimi doğru yerde doğru zamanda doğru miktarda yapmak demek. Bu da eğitimle olur. Bu kültüre erişen toplumlar kendilerini bu tür krizlere karşı korumaya alan daha az zarar gören toplumlar oluyor. Bizde maalesef eğitim kültürümüzde musluğu aç kapat var. Sadece bunlar yetmiyor. Doğal kaynakları nasıl koruruz, nasıl geliştiririz bunun kültürüne erişmemiz gerekiyor. Bütün mesele bilinçli toplum haline gelmek. Sadece musluğunuzdan akan suyu, köyünüzden akan dereyi doğru şekilde kullanmak değil… Yaşamınızın bir parçası haline getirmek. Sadece su olarak da düşünmeyelim, gıda da aynı. Üzerimizdeki tekstilde de aynı. Bunun çocuk yaşlarda öğretilmesi gerek. Yaşamsal döngüleri öğrenmemiz gerekiyor.  

Eskişehir riskli bir bölge

Eskişehir’in su kaynaklarının durumu nedir ? Kurumların görev paylaşımı nasıldır?

Burada karıştırılan bir durum var. ESKİ Genel Müdürlüğü’nün bütün sularla ilgilendiği düşünülüyor. Hayır. Bizim görevimiz vatandaşların insani tüketim amaçlı suya erişimini sağlamak. Devlet Su İşleri’nin görevi ise barajlar, göletler, kanallar, genelde tarımsal amaçlı sulamada kullanılan suyu yönetmektir. Eskişehir şehir merkezinde Eskişehir su kullanımı konusunda biraz sıkıntılı durumda. Neden? Bölgemizden dolayı. Eskişehir Porsuk Havzasından su ihtiyacını karşılamaktadır. Porsuk havzası hizmet verdiği alan içindeki nüfusa oranlandığında su fakiri bir havza olarak öne çıkmaktadır. Kısa vadede havzalar arası su aktarımına ihtiyaç duyulabilir. Suyu en doğru şekilde kullanması gereken ve bunu bir politika haline getirmesi gereken ülkelerden birisiyiz. Eskişehir ölçeğine bakarsak bölgemiz zaten çok büyük riskli bir bölge. Ankara, Konya illerinin yaşadığı sorunları yıllardır görüyoruz. Yaşanan susuzlukları görüyoruz. Eskişehir bundan etkilenmez diyemezsiniz. Sadece İstanbul için çıkarılmış kanunla kaynaklardan su getirme yetkisi bir anlamda SUKİ’lere verilse de tahsis edilecek suyun izinleri DSİ Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Eskişehir özelinde şehrin tek içme ve kullanma su kaynağı Porsuk Çayı, aynı zamanda sulama amaçlı da olduğundan sorumluluğu DSİ tarafından yürütülmektedir. Su yönetimi konusunda mevzuat düzenlemelerine ihtiyaç vardır.

Akyazı: Sendikal mücadele giderek zorlaşıyor Akyazı: Sendikal mücadele giderek zorlaşıyor

Gelecekteki fotoğrafı bugünden görebiliyorsunuz

Sizce bu konu yetkili kişi ve kurumlar tarafından oturulup ciddi bir şekilde konuşuluyor mu?

Biz bunun üzerinde duruyoruz ve çalışmalarımızı bunun üzerine yapıyoruz. Bu sadace tek başına ESKİ Genel Müdürlüğü ya da Devlet Su İşleri’nin ya da başka bir kurumun çözeceği bir problem değil. Bu bütün kurum ve kuruluşların ortak akıl ve çalışmayla çözebileceği konu. Herşeyden önce ilk adım olarak, Tarım Bakanlığınca Tarım politikasının geliştirilmesi gerekiyor. Su yönetiminde en önemli unsur tarım politikası geliştirmektir. Buna bağlı ürün politikası geliştirmelisiniz. Hangi bölgede hangi ürünü ekmeniz gerekiyor, hangi bölgede su kaynakları göz önünde bulundurularak hangi ürün tercihi yapılmalı olduğunu belirlemelisiniz. Bunu politika haline getirmezseniz yapacak hiçbir şey kalmaz. Gelecekteki fotoğrafı bugünden görebiliyorsunuz. Siz suyun olmadığı yerlerde suya ihtiyaç duyan bitki çeşitliliği yaratırsanız başınıza gelecek bellidir. Suyun olmadığı yerde pancar, mısır, ayçiçeği ekerseniz fotoğrafın sonu bellidir. Su tüketiminde tarımsal sulama ülke genelindeki kaynakların %70’ inden fazlasına sahiptir. Bugüne kadarki su politikalarında su kaynaklarının %15-16’sına sahip içme ve kullanma suyuna yönelik, tasarrufa yönelik yasal düzenlemeler yapılmaktadır. Halbuki artık tarımsal sulamada da yasal düzenlemeler acilen yapılmalı ve bölgesel ürün politikası oluşturulmalıdır. Tarımdaki su kayıplarının önlenmesi gerekmektedir. Acilen tarımsal sulama amaçlı kullanılan ve çok büyük kayıplara sebep olan kanallar, arklar vb. yapıların hızlı bir şekilde günümüz koşullarında yenilenmesi ve kapalı sistemlerin oluşturulması gereklidir.. 

Önümüzdeki süreç için tehlike çanları çalıyor

Yani aslında Eskişehir’de çok su isteyen ürünlerden, daha az su isteyen ürün üretimine mi dönülmesi gerekiyor?

Doğrudur, bölgemiz bunu gerektiriyor. Bölgemiz kuru tarımın ön plana çıkarılmasını gerektiriyor. Çünkü yer altı su kaynaklarımızın debisi belli. İç Anadolu Bölgesi zaten Anadolu’nun tahıl ambarı diye geçerdi. Ama biz ne yaptık, yıllar itibari ile ‘bu ürün para kazandırıyor bunu ekelim’ diyerek hareket ettik. Önümüzdeki süreç için tehlike çanları çalıyor. Görüyoruz komşu illerimizde yaşananları. Kendi ilçemiz Sivrihisar’da obruklar oluşmaya başladı. Yeraltı suları tükeniyor. Kuraklık geliyorum demekten öte geldim diyor. Bir yandan bu sorunlar yaşanırken bir yandan da nüfus artıyor. Yani tüketim ihtiyacı artıyor. Tüketim ihtiyacını da planlamak gerekiyor. Nüfus artabilir, tüketimimiz artabilir, burada o zaman farklı politikalar geliştirmek gerekiyor. Bunun için önlemler alınması gerekiyor. Şimdiden 5 yıllık, 10 yıllık, 20 yıllık planlamalar yapılması gerekiyor. 

Özen: Sorunlara çözüm getiriyoruz...

Eskişehir altyapı çalışmaları ne durumda. Artan nüfus alt yapı ihtiyacını doğurdu mu?

Şehir merkezimiz olarak alt yapıda büyük bir sıkıntımız yok.  Çünkü zaten Büyükşehir Belediye Başkanımız Yılmaz Büyükerşen Avrupa Yatırım Bankası ile hem altyapı hem üst yapılarla ilgili hem de Porsuk Çayı’nın ıslahı ile ilgili kentsel dönüşüm projeleri uyguladı. Orada birçok alt yapı sorunu zaten Avrupa Yatırım Bankası Kredisi ile çözüme kavuşturuldu. ESKİ Genel Müdürlüğü olarak kendi imkanlarımızla sorunlara çözüm getiriyoruz. Bu yıl özellikle yağmursuyu hatları bakımından sorunlu bölgeleri ele alacağız. Yerleşimin yeni oluştuğu bölgelere altyapı hizmeti götüreceğiz. Hukuki sorun giderildiği taktirde Baksan’ın altyapısına başlayacağız. Bunun yanı sıra ilçelerimizdeki altyapı, içmesuyu deposu ile atıksu arıtma tesislerini de bütçe imkanları doğrultusunda yapacağız. Alt yapılar maliyetli yatırımlardır. Biz her işi borçlanarak yapmıyoruz. Biz bunu aslında Eskişehirlilerle birlikte yapıyoruz. Tek gelir kaynağımız Eskişehirlilerden aldığımız su bedeli ve bunu da yatırıma dönüştürüyoruz. Gönül ister ki, bütün sorunları bir yılda, iki yılda bitirelim, ama her şey biliyorsunuz ekonomik güce bağlı. Borçlanma yapmadan hizmet etmeye çalışıyoruz. Elbette yeri geldiğinde borçlanma yapılır. Ancak bu borçlanma akılcı, ekonomik, vatandaşlarımıza büyük külfet getirmeden yapılmalı. 

Oğuzhan Özen: Susuzluk çok başka bir şey

Bundan sonraki süreçte ne gibi projeleriniz var?

Bu sene kendi imkanlarımızla olabildiğinde ESKİ Genel Müdürlüğü olarak alt yapı çalışmalarına öncelik verdik. Özellikle kırsal kesimde kaynak sularda azalmalar var. Bu azalma meydana geldiğinde nüfusa yetmeyen sular var. Buralarda alternatif su kaynakları arayışı ile yaptık. Bu çalışmaya önümüzdeki yıl da çok önem vereceğiz. Çünkü susuzluk çok başka bir şey. Kaynaklar yetmemeye başladı. Zannediliyor ki bir köy var köyün hemen yanında bir su kaynağı var, hayır. Belirli yerlerde kilometrelerce uzaktan getiriliyor su. Bu suyu getirmek bir inşaat faaliyeti gerektiriyor ve maliyeti var. Bir yerden su var alınıp evlere veriliyor, hayır böyle değil, çok fazla işlemden geçiriliyor. Ciddi yatırımlar yapılması gereken yerler var, bunlarla uğraşıyoruz. Şehir merkezimizde ise tek su kaynağına sahip bir şehiriz. Porsuk Barajı… Porsuk Barajı da 60 yıllık bir baraj. Oldukça kirliliğe sahip bir su. Kütahya zamanında atıklarını oraya veriyordu. Ki halen Kütahya Valiliğine sürekli yazıyoruz, halen kirletmeye devam ediliyor. Bu durum su arıtmanın maliyetini inanılmaz derecede külfetli hale getiriyor. Porsuk Barajını besleyen su kaynakları azalmaya başladı. Zaten bölgemizin mevsimsel yağmur ve kar alımındaki rakamları şuanda içler acısı bir durumda. Yağmur, kar debileri çok düştü. Bu mevsimde bile hala bir sonbahar günü gibi yaşıyorsunuz. Yağmur yok, kar yok. Maalesef sıkıntılı süreçlere doğru gidiyoruz. O nedenle vatandaşlarımıza ihtiyacımız olan kadarını kullanalım diye çağrılarda bulunuyorum. 

Kalabak Su bizim için bir ödev

Kalabak Su satışları nasıl gidiyor, satışlarda azalma ya da artış söz konusu mu?

Pazarda kısa süreli bir sıkıntı olmuştu geçmiş dönemde fakat şuanda pazardaki konumumuz gayet iyi duruma geldi. Pazar payını büyütmek için çalışmalar yapıyoruz. Şuanda pazar lideriyiz. Eskişehir Kalabak Su’yu diğer sularla karıştırılamaması gerekiyor. Evet doğal kaynak suları da var, işlenmiş sular da var. Bizim suyumuzu Türkiye’de lezzeti kalitesi açısından ilklerdedir. Zaten Kalabak Su bizim için bir ödev. Görevden ziyade bir ödevdir, bir emanettir. Ülkemizde belediye tarafından bu kapasitede hizmet verilen tek sudur. Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatı ile o dönem şehir eşrafının katılımı ile herkesin imece yolu ile 42 kilometreden Türkmendağı’ndan getirilen bir su kaynağıdır. Çok kıymetli bir sudur. Suyun analizleri bir zaten belli Sağlık Bakanlığı’nın raporlarında bu görülüyor. Kalabak, asıl hikayesi ile çok kıymetli bir sudur. Eskişehirliler de bu suya sahip çıkmaktadır.  

Kalabak Su çok ciddi bir marka

Eskişehirliler Kalabak Su’ya her zaman sahip çıkıyor ve gerçekten en çok tüketilen su, bunu neye bağlıyorsunuz?

Kalabak Su Eskişehirlilerin yaşamının bir parçası. Eskişehir’in kendisinin suyu. Eskişehir kendisine sahip çıkıyor aslında. Bu şehrin halkının imece usulüyle getirdiği bir su. Bu benim, sizin, bir kurumun değil, Eskişehir halkının suyu. Halkın emeği var orada. Kalabak çok ciddi bir marka. Yurt dışına gidenler Kalabak Su alıp gidiyor. Ya da bu şehirden olmayan birisine bu şehrin insanı Kalabak Su alıp götürüyor.  

Çok hızlı olmalıyız çünkü risk ile karşı karşıyayız

Alternatif su kaynaklarına ihtiyacı var şehrin. Coğrafyamız itibari ile alternatif su kaynakları çok yakınımızda değil. Bunun çözümleri üzerine çalışıyoruz. Sadece biz çalışmıyoruz, Devlet Su İşleri ile birlikte çalışıyoruz.  Gündemde olan Çifteler’den su getirilmesi konusu var. Sakarıbaşı’nı niye dillendiriyoruz, Suyun getirilmesi için İlimizde doğup, temiz bir su kaynağı olması nedeniyle Eskişehir halkına hizmet etmesini istiyoruz. Etüt çalışmaları yapılması gerekiyor. Biran evvel bu çalışmalara başlanması lazım. İlimizde temiz su kaynağı varken, halkımıza kalitesi düşük, arıtma maliyeti çok yüksek su vermek istemiyoruz. Çünkü şu anda bir risk ile karşı karşıyayız. Tek su kaynağınız var, barajda her hangi bir problem olduğu zaman ne yapacaksınız? 800 bin insana nasıl su getireceksiniz?  

Çifteler’i etkileyecek hiçbir şey yok

Bu çalışmaya Çifteler bölgesinden bir takım karşı çıkmalar olmuştu, bu konuda ne söylemek istersiniz, gerçekten bölgeye zararı olabilir mi bu çalışmanın?

Ben onu anlayamıyorum. Bir kere bizim su alma noktamız Çifteler’in dışından olacak. Projeyi zannedersem çok fazla incelememiş bunu söyleyenler. Biz Çifteler’in çıkışından alacağız bu suyu. Su alma noktamız Çifteler’in dışı, burada Çifteler’i etkileyecek hiçbir şey yok. Çifteler’in kullanmadığı suyu alacağız biz.  

Eskişehir alternatif su kaynağına ulaşmış olacak

Şu  anda proje ne aşamada?

Devlet Su İşleri ile protokol yaptık. Büyükşehir Belediye Başkanımız 2017’den beri bu konu üzerinde duruyor. Bugünün meselesi değil bu. En sonunda protokoller yapıldı şu anda Devlet Su İşleri konunun projelendirmeden önceki ayağı etütlerini yapıyor, planlamasını yapıyor bu bir süreç alacaktır tabi. Daha sonra projelendirilecek ve ihaleye çıkılacak. Bunun maliyetini de ESKİ Genel Müdürlüğü karşılayacak. Bu konudaki çalışmalar başlamış durumda, umarım kısa sürede sonuçlanır bir an evvel etüt sonuçları ortaya çıkar bundan sonra zaten yapım işi kalıyor. Ondan sonra Eskişehir alternatif su kaynağına ulaşmış olur. Herkes şunu da göz ardı ediyor, Porsuk’dan aldığınız suyu arıtmak bir maliyet. Bizim yılda kimyasal maliyetimiz ile Çifteler’den gelecek suya harcayacağımız kimyasal maliyetler arasında çok büyük farklar var, maliyet azalacak.  

Çeşmeden akan sularımızı kullanmakta tereddüt edenlere ne söylemek istersiniz?

Çok rahat kullanabilirler. Bizim görevimiz insani tüketim amaçlı suyu sunmak. Gerek genel müdürlük olarak biz, gerek Halk Sağlığı sürekli analizler yaparız. Sorun olsa akıtamazsınız o suyu, insan sağlığını tehdit edecek unsur varsa suyu veremezsiniz. O nedenle çok rahatlıkla kullanabilirler. 

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. İçme ve kullanma suları insani tüketim amaçlı. Buradaki kullanım bahçe sulama ya da tarla sulama anlamına gelmiyor. İçme ve kullanma suyunun içme kısmı, insanların yaşamsal faaliyetlerini sürdürmesi için ihtiyaç duyduğu kısımdır. Örneğin su içmek, yemek yapmak amacı ile kullanımıdır. İnsanların sağlıklı yaşamını sürdürmeleri için temizlik amacı ile harcadıkları su da kullanma kısmını oluşturmaktadır. Burada hep yanlış bir kanı var. Bu su kullanma suyu değil mi denir. Genel anlamı ile kullanma amacı karıştırılmaktadır. Yüksek maliyetlerle işlenmiş suyun insan vücudu ile uzun süreli direk teması kullanma anlamına gelmektedir. Araba yıkamak, bahçe sulamak buradaki kullanma tanımı ile tamamen ters düşmektedir.  Bizim ürettiğimiz su işlenmiş bir sudur. Bu kıymetli bir su. Eğer bahçe sulayacak, araba yıkayacak isek doğadan başka sularla bireysel bu ihtiyaçlarımızı karşılayalım. Ürettiğimiz suyun amacı, o sudan faydalanan tüm insanların genel ihtiyacını karşılamaktır. Bu konularda tasarrufa gidilmesi gerekmektedir. Bu konuyu bu sene çok ciddiye alacağız. İçme ve kullanma suyunun farklı amaçlarla kullanılmaması konusunda bazı uygulamalara başlayacağız. Bir de özellikle şehir merkezinde yaşayıp havaların ısınması ile kırsal kesimde kendi bireysel ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamak için bağ ve bahçe yapmış yazlıkçı olarak tanımlanmış bir kesim bulunmaktadır. Yazlıkçılara seslenmek istiyorum, bağ bahçe yapıp yazı orada geçiren kesim. Bunların çoğu eğitimli ve kültürlü bir kesim. Kanunen gelir düzeyi düşük, kırsalda sürekli yaşayan köylülerimize sağlanmış olan düşük maliyetli suyu içme ve kullanma amacı dışında kullanarak yetersiz hale gelmesine sebebiyet vermeyelim. Biz bu noktada her türlü tedbirin alınmasına yönelik çalışmalar yapacağız. Bireysel ihtiyaçlarınız için (bahçe sulamak, araç yıkamak gibi) harcamak istediğiniz suyu insanların tamamının ortak ihtiyacını karşılamak için ürettiğimiz sudan kullanmayalım, faklı kaynaklarla bireysel ihtiyaçlarımızı giderelim.  Öyle yerler görüyorum ki, yemeyecekleri kadar ekim yapmışlar sırf zevkine. Doğaya zarar veriyorsunuz aslında. Bir litre suya ihtiyacı olan yerde litrelerce su kullanıyorsunuz. Toprak kalitesini de bozuyorsunuz. Bu konularda hassasiyet göstermenizi rica ediyoruz. Eskişehirlilerden kurum olarak, bu şehrin kaynaklarını en doğru şekilde kullanmanızı istiyoruz. Müsrifliğe son vermemiz gerekiyor. Yaşam konforumuzun yaşam kalitemizin bozulmaması için… 

Gazete Eskişehir Ekspres'in Ocak-2022 sayısından...