Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) TELE 1 TV’ye verdiği üç günlük ekran karartma cezasının ardından CHP harkete geçti. CHP’nin gazetec kökenli Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer RTÜK’ün televizyon kanallarına verdiği cezaların incelenmesi ile basın ve ifade özgürlüğü alanının genişletilmesi için Meclis’te Araştırma Komisyonu kurulmasını isterken, CHP’nin önerisi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

Meclis’te konuşan CHP’li Çakırözer, RTÜK cezalarının haksız, hukuksuz olduğuna vurgu yaparak 2022’nin ilk 10 ayında Halk TV, TELE 1 ve KRT’nin aralarında bulunduğu 5 kanala 44 yaptırım uygulandığını söyledi.  Basın özgürlüğünün demokrasilerin olmazsa olduğuna vurgu yapan Çakırözer, 20 yıllık AKP iktidarının basın kuruluşları ile ilişkilerini demokratik ülkelerdeki gibi kurmak yerine, onları kontrol altına almaya, yönlendirmeye, yönetmeye ve isteğine uymayanları da cezalandırmaya çalıştığını söyledi. 

Haftalık ihlal bilançosu açıkladı 

Türkiye’de son bir haftada basın ve ifade özgürlüğü alanında yaşanan ihlallere dikkat çeken Çakırözer, İletişim Başkanlığı tarafından yayınlanan dezenformasyon bültenini de eleştirerek şöye konuştu: 

“Sadece son bir haftada yaşananlara bakın! Amasra'da 41 madencimizin ölümüne neden olan maden cinayetlerindeki ihmallerin sıralandığı Sayıştay raporları için dezenformasyon damgası bastınız. Hem de hiç yüzünüz kızarmadan. Basın kartını iptal ettiğiniz Alican Uludağ'ın davetli olduğu Anayasa Mahkemesi törenine girişini yasakladınız. HSK'daki atamaları yazan Gerçek Gündem editörleri Faruk Eren ve Furkan Karabay'a jet hızıyla hapis cezası verdiniz. AKP'li belediyelerin araç kiralama ihalesi, suç işleyen ilçe başkanlarının cumhuriyet savcısı yapılmasına ilişkin belgeli haberlere erişim engeli getirdiniz. Hepsi haksız, hepsi hukuksuz. Son olarak, RTÜK bu ülkede milyonlarca yurttaşımızın izlediği bir kanala TELE 1'e üç gün süreyle kapatma cezası verdi.”

"Niyet TELE 1'i kapatmak"

RTÜK’ün TELE 1’e verdiği cezaya ilişkin,  “Arkasındaki niyet belli, kanalı tamamen kapatmak” diyen Çakırözer, Meclis’te şu değerlendirmelerle bulundu: 

“RTÜK kararı’ diyoruz ama aslında karar tek adamın, Sarayın! Boyun eğmeyen, halkın haber alma hakkını korumak için habercilikte ısrar eden gazete ve televizyonlara Basın İlan Kurumu ve RTÜK aracılığıyla arka arkaya yüksek miktarlarda cezalar verilmekte. Hem de mahkemelerin ‘Bunlar hukuksuzdur’ diyen kapı gibi kararlarına rağmen. İşte kara tablo: Sadece son on ayda Halk TV'ye 16 kez, TELE1'e 14, KRT'ye 6, FOX TV'ye 4, Flash Haber'e 4 kez; toplam 44 yaptırım kararı, 11,5 milyon lira para ve çok sayıda ekran karartma cezası. Buna karşılık iktidarın pembe yalanlarını anlatan kanalları, haklarında yapılan on binlerce vatandaş şikâyetine rağmen işlem yapmayarak koruyan da yine aynı bu RTÜK. Sadece 3 ceza; bu rakamlar bile ortadaki siyasi niyetin, baskının açık delili.

"Yapılan yargısız infaz"

RTÜK, bu kararlarıyla her şeyden önce ‘yargısız infaz’ yapmakta! O televizyonlara kendilerini savunma imkânı verilmemekte. Saraydan işaret geliyor, RTÜK Başkanı kendisi de açıkça söylediği gibi emir telakki ediyor ve hedefteki kanala süratle ceza yapıştırılıyor. Oysa ortada FOX, Halk TV ve Global örneklerinde olduğu gibi yargıdan dönen kararları var RTÜK'ün ama hakmış, hukukmuş kimin umurunda. Bir amaç, TELE1'e verdikleri cezayla diğerleri üzerinde korku salıp otosansüre zorlamak, asıl amaç ise gerçeklerin bilinmesini engellemek ve her tür muhalif görüş ve eleştiriyi susturmak. Ana muhalefet lideri Genel Başkanımızın, Grup Başkan Vekilimiz Sayın Özgür Özel'in açıklamaları için kanallara ceza verildi bu ülkede. Sağlıkta şiddet ortamı konuşulmasın isteniyor; Erzurum'da Kur'an kursunda çocuklarımıza yapılan taciz bilinmesin; sarayda oturanların, bakanların yolsuzlukları; rüşvet alan milletvekillerinin kirli bağlantıları soruşturulmasın isteniyor. Aslında, Tele1'e, Halk TV'ye, KRT'ye, FOX'a, Sözcü'ye, Cumhuriyet'e, Milli Gazete'ye, Evrensel'e, BirGün'e kesilen her ceza hepimizin ifade özgürlüğüne ve yine, hepimizin haber alma hakkına vurulan bir büyük darbe. 

"Hukuksuz cezalar meclise de itibar kaybettiriyor" 

Anlaşılıyor ki basını karartmak ve susturmak sarayın seçim sürecindeki stratejisinin ayrılmaz bir parçası. Madem öyle, kapatın RTÜK'ü, masrafa ne gerek var? Verin Ebubekir Bey'e bir oda bin odalı sarayınızda, olsun bitsin. Ama bildiğiniz gibi, RTÜK üyeleri yüce Meclisimiz tarafından seçilmekte. Seçilen üyelerin Anayasa'ya, hukuka aykırı, temel hak ve özgürlüklerden sapan kararlarıyla aynı zamanda Meclisimiz de itibar kaybetmekte; dolayısıyla, seçtiğimiz RTÜK üyelerinin demokrasiye aykırı tutumları üzerinde bir denetim mekanizması kurmamız gerekiyor. Bugünkü önergemizle kurulacak komisyon bu hukuksuz karatmaları tartışmanın yanı sıra nasıl bir tasarruf oluşturabiliriz, buna da imkân sağlayacak.

Milletvekili Günay Demokrasi Akademisi'nde konuştu Milletvekili Günay Demokrasi Akademisi'nde konuştu

"Gerçekleri anlatan televizyonların izlenmesi çıldırtıyor"

Ortada bir soru var: Bu iktidar neden ısrarla ekran karartmakta, gazeteleri susturmakta bu kadar ısrarcı? Çünkü basını kontrol etmek için hem de kamu kaynaklarından milyarlarca lira harcıyorlar ama her gün pembe masalları anlatan kanalları izlenmiyor, pembe manşetler atan gazeteleri okunmuyor. Her türlü dava, ilan ambargosuna rağmen Sözcü'nün en fazla okunan gazete olması; tirajları az da olsa BirGün'ün, Evrensel'in, Milli Gazete'nin tüm baskılara rağmen çıkabiliyor olması bu iktidarı delirtiyor. Tele1'in, Halk TV'nin, TV5'in her tür karartmaya rağmen özgürce yayın yapabiliyor olması, Kafa Radyo'nun bu çürük düzeni tiye alabiliyor olması çıldırtıyor. 

"Sarayın baskıcı rejimine millet son verecek" 

Susturmak için ne yapacaklarını bilemiyorlar. İşte, son örneği sansür yasası. Amaç, seçimlere giderken basını da muhalefeti de halkı da susturmak. Tüm gazeteler bakın, böyle pembe manşetlerle çıksın isteniyor bu ülkede. Yolsuzluklar, hırsızlıklar, istismarlar, torpil ve rüşvetler duyulmasın, bilinmesini isteniyor ama olmuyor, olmuyor, olmayacak. Az kaldı, sekiz ay sonra milletimiz hem bu baskı, sansür ve karartma rejiminize son verecek hem de RTÜK'ü de siyasi baskıdan kurtarıp gerçekten tarafsız ve demokratik bir kurum hâline sokacak millet iktidarını başa getirecek.”