alexa

banner912

banner766

Eskişehir'den 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajları

8 Mart Dünya Kadınlar Günü... 8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlamasıyla gelen bu yolculuk sonrası Türkiye'de de her yıl 8 Mart Kadınlar günü kutlanıyor. Eskişehir'den siyasiler, bürokratlar ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri bu anlamlı gün için mesajlar yayınlıyor. O mesajları sizler için derledik.

Güncel 07.03.2021, 13:48 08.03.2021, 17:09 ABONE OL: google news
Eskişehir'den 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajları

8 Mart Dünya Kadınlar Günü... 8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlamasıyla gelen bu yolculuk sonrası Türkiye'de de her yıl 8 Mart Kadınlar günü kutlanıyor. Eskişehir'den siyasiler, bürokratlar ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri bu anlamlı gün için mesajlar yayınlıyor. O mesajları sizler için derledik. 

 Eskişehir Valisi Erol Ayyıldız 

Sevgi dolu yürekleri ile dünyamızı daha yaşanabilir hâle getiren, insanlığın umudunu yeşerten kadınlarımızın hakları çerçevesinde farkındalık geliştirmek amacıyla her yıl 8 Mart günü Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmaktadır. 1977 yılındaki Birleşmiş Milletler genel toplantısında kararlaştırılan ve Birleşmiş Milletler’e üye ülkelerde “Uluslararası Kadın Günü” olarak kutlanmaya başlanan bugünün manası, aslında kültürümüzde en güzel karşılığı ile zaten mevcuttur.

İnsanı “Eşref-i Mahlûkat” şeklinde nitelendiren, yani herhangi bir cinsiyet ayrımı yapmaksızın insanı yaratılmışların en şereflisi olarak gören medeniyetimiz; “Cennet anaların ayakları altındadır.” Hadis-i şerifiyle hepimizin ilk öğretmeni olan kadına atfettiği değerle insanlığa örnek teşkil edecek bir değerler manzumesine sahiptir. Bu bakımdan kadın hakları konusunda en ileri standartları yakalamak bizim için bu değerler manzumesini hayata geçirmekle eş değerdedir. Nitekim kadına ayrımcılık uygulayanların, onların haklarını dikkate almayanların insani, vicdani ve kutsal değerlerden bahsetme hakkı yoktur.  

Ülkemizde kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha fazla yer almalarına ve yaşam kalitelerinin yükseltilmesine yönelik önemli adımlar atılmış, kadının iş gücüne katılımı ve karar alma süreçlerindeki etkinliği artmış, Anayasa’ya kadına yönelik pozitif ayrımcılık ilkesi dâhil edilmiş, kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla düzenlemeler yapılmıştır. Ancak bütün bu çalışmaların, yapılan düzenlemelerin tam olarak hayat bulması; kadınlarımızın sorunlarının çözümüne yönelik toplumda bir anlayış birliği ile mümkündür. Zira kadına saygı; değerlerimizin, gelenek-göreneklerimizin, tarihimizin, sosyal hayatımızın temel dinamiğidir. Tek bir insanın öldürülmesini tüm insanlığın öldürülmesiyle bir tutan, iyi insan olma ölçüsünü kişinin eşine ve başkalarına karşı davranış ve tutumuyla belirleyen bir değerler dünyasının varisleriyiz. İşte bundandır ki kadına yönelik her türlü şiddet ve ayrımcılıkta gördüğümüz asıl resim; ahlâkın çöküşü, manevi değerlerin kalplerden silinişi, insanlığın yok oluşudur.

Kâmil, özgüveni yüksek ve cesur kadınlarımız en büyük güvencemizdir. Her türlü ayrımcılığa, hak gaspına ve şiddete karşı mücadelelerinde kadınlarımıza destek verilmesi, devletimizin ve sivil toplum kuruluşlarımızın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesi, küçük yaşlardan itibaren kız-erkek bütün çocuklarımızın ve gençlerimizin bu şuurla yetiştirilmesi; ülkemizi daha ileri ve gelişmiş bir seviyeye taşıyacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle yaşamımızın her anında varlıklarıyla onurlandığımız, ailenin ve toplumun temel taşı olan -başta annelerimiz olmak üzere- tüm kadınlarımızın “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nü kutluyor; Eskişehirli hemşehrilerime sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

 Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen 

8 Mart 1857 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nde bir grev esnasında çıkan yangında yaşamını yitiren 128 kadın işçinin anısına başlatılan ve bir süre sonra tüm dünyada kabul edilen “8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ” hepinize ve hepimize kutlu olsun…

Ülkemizde de 1921 yılından beri, zaman zaman kesintiye uğrayarak da olsa kutlanan bu anlamlı ve önemli gün, kadın hak ve özgürlüklerinin hem hukuk düzeni hem de toplum nazarında geliştirilmesi ve güçlendirilmesi için yapılan çalışmaları temsil eden bir gündür. 8 Mart aynı zamanda, kadının üretim sürecine verdiği önemli katkının da temsil edildiği gündür.

Endüstri toplumuna geçilmezden önceki dönemlerde kadın, emek ve üretim anlamında yine yaşamın başat gücü olsa da, bu güç bölgesel ya da bireysel ölçülerin dışına çıkmıyordu. Endüstri devriminden sonra ise, kadınlar, çocuklarla birlikte endüstriyel üretimin ana unsurları haline geldiler. Çalışma saatleri son derece uzun ve yorucu, karşılığında elde edilen gelir ise son derece azdı. 

Kadının emek ve hak mücadelesi, dünya tarihinin en büyük destanlarından biridir. Ancak, yaklaşık 200 yıllık bu mücadele bugün hala hedefine tam olarak ulaşabilmiş değil. Biliyorsunuz bizim gibi ülkelerde siyasetçiler işlerine gelmeyen şeyleri çok çabuk unuturlar ya da unutur görünürler. O nedenle, kadın hak ve özgürlükleri konusunun özellikle siyasetçilerimize sık sık hatırlatılması gerektiğini düşünüyorum.

Ülke nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınlarımız bugün, iş dünyasında, siyaset dünyasında, hem ülke hem de kendi gelecekleri üzerinde yeterince söz sahibi olamamaktadırlar. Bunda geleneksel aile yapısının, toplumsal olarak sahip olduğumuz tarihsel sürecin ve eğitim sistemimizin çok önemli rolü olduğunu söylemeliyim.

Ancak şunu da sevinerek görüyorum ki, özellikle son yıllarda, kadın-erkek eşitliği ve bunun yanında emekçi kadın hak ve özgürlükleri konusunda toplumun geneline yayılan ve gelişerek devam eden bir hak arama mücadelesi var. Bu mücadelenin kısa, orta ve uzun vadede çok önemli ve olumlu sonuçlar yaratacağından kuşkum yok.

Yaşam var olduğu sürece, birçok sıkıntıyı, sorunu çözmek olanaklıdır. Ancak dönüşü olmayan tek yol ölümdür. Erkek şiddetine maruz kalarak yaşamlarını yitiren tüm kadınlarımızı huzurlarınızda bir kez daha saygıyla ve şükranla anmak isterim.

Bu vesileyle,

Tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyor, eşit, adaletli ve barış içinde bir dünya diliyorum.

 Eskişehir Milletvekil Harun Karacan 

Aile birliğinin temel taşı olan Türk kadını ve annesi daima sevginin ve fedakârlığın kaynağı olmuştur. 

İnsanlığın kalbi, duygusu ve estetiği olan kadınlarımızın fiziksel olarak narin yaradılışlarının altında, engin bir dayanıklılık, üretkenlik ve derinlik barındırdıklarını görmek hiçte zor değildir. 

Kadınlara yapılan şiddetin her zaman karşısında durmuş ve bu konuda birçok düzenlemeyi yapan hükümetimiz, sevginin timsali kadınlarımızı el üstünde tutmayı bilmiştir.

Bu vesileyle çocuklarımızı eğiten, yetiştiren, yüreklerindeki sevgi ve şefkati karşılıksız vererek dünyayı güzelleştiren tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en kalbi duygularımla kutlarım.

 Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Emine Nur Günay 

8 Mart kadın haklarının simgesi olmuş bir gün...

Aslında kadın hakları sadece kadınları değil toplumun her kesimini ilgilendiren insan hakları demektir.

Kadın hakları...

Bir kadının doğduğu anda aileye yaşattığı sevinçtir, kız bebek doğdu diye yas tutulması, annenin dışlanması değil.

İlk yaşlarda aile içinde kız çocuklarına sevgi ve saygı dolu yaklaşımdır, onlara karşı ayrımcılık yapmak değil.

Eğitim çağına gelen kız çocuğuna eşit eğitim imkanları sunmak, eğitimini desteklemektir, kızının okumasına engel olmak değil.

Ergenlik çağında özgüvenin gelişmesine destek olmaktır, küçümsemek ve susturmak değil.

Kişisel gelişiminin önünü açmaktır, kızını dövmeyen dizini döver söylemini uygulamak değil.

İmkanlar dahilinde yüksek öğretimine destek olmaktır, okutmak yerine evlendirmek değildir.

Serbest iradesi ile eşini seçebilmesidir, baskı ile evlendirilip hayatının karartılması değil.

Çalışmak istediğinde eşinin ve ailesinin destek olmasıdır, önüne setler çekilmesi değil.

Aile içinde eşit söz hakkına sahip olmasıdır, aile içi şiddete maruz kalması değil.

Herhangi bir şiddete maruz kaldığında ailesinin ve devletinin yanında olmasıdır, öldürüleceği günü suskun beklemek değil.

Kısacası, kadın hakları doğduğu andan itibaren bir kadının saygın bir birey olarak toplumda yer alma hakkıdır, her bireyin olduğu gibi. Daha fazla bir şey değil, bir lütuf hiç değil.

İnsan Hakları Eylem Planında Kadın

Dünya Kadınlar Günü, ülkemiz için de kadın haklarının kazanılması, iyileştirilmesi için konunun gündeme gelmesi açısından önemli bir gündür. Bir hafta önce kamuoyu ile paylaşılan İnsan Hakları Eylem Planını da bu kapsamda bir gelişme olarak görebiliriz. “Kişinin maddi ve manevi bütünlüğü ile özel hayatın güvence altına alınması" başlıklı amaç doğrultusunda, ‘Aile İçi Şiddet ve Kadına Karşı Şiddete’ ilişkin suç kapsamı genişletilerek, cezayı artıran "eşe karşı işlenen suçlar"ın kapsamı boşanmış eşi de kapsayacak şekilde genişletilmiş; tek taraflı ısrarlı takip fiilleri ayrı bir suç olarak düzenlenmesi; cinsel saldırı mağduru kadınların ikincil örselenmelerini önlemek amacıyla hastanelerde oluşturulan özel merkezler/kadın destek birimleri yaygınlaştırılması; aile içi şiddet ve kadına karşı şiddetten kaynaklanan suçların etkin bir şekilde soruşturulması amacıyla kurulan özel soruşturma büroları ülke genelinde yaygınlaştırılması; şiddet mağduru kadınların hak arama yollarını etkin bir şekilde kullanabilmeleri için avukat görevlendirilmesi imkanı getirilmesi; adli yardım hizmetlerinden yararlanma koşulları kolaylaştırılması; tehdit altındaki kadınların daha etkin korunmasını sağlamak için önleyici ve koruyucu kapasite artırılması; haklarında uzaklaştırma kararı verilenler başta olmak üzere, aile içi şiddet veya kadına karşı şiddet uygulayanların rehabilitasyonunun sağlanmasının uygulanması hedeflenmiştir. 

Unutmayalım kadın hayattır...

Kadın bir güne sığdırılamaz her günün, her anın içindedir.

Hayatınızın anlam kazanmasını istiyorsanız, geleceğe umut, barış, kardeşlik ve dayanışma getirmek istiyorsanız, kadınlarınızı sadece sevin ve sayın. Bir milletin temeli, bir toplumun kurtarıcıları her daim kadınlar olacaktır. 

8 Mart dünya kadınlar günümüz ve her günümüz kutlu olsun.

 Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt 

Mesajında 8 Mart’ın, Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilan edilmesinin üzerinden 100 yılı aşkın bir süre geçtiğine dikkat çeken Başkan Kurt, ancak dünyanın dört bir yanında, kadına yönelik her türlü şiddet, haksız ve hukuksuz uygulamalar ve çalışma hayatındaki ayrımcılığın hala devam ettiğini vurguladı. 
“1857 de eşit işe eşit ücret ve 8 saat çalışma saati isteyen ve bu mücadelede yaşamını yitiren 129 kadının mücadelelerin anısına Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak atfedilen 8 Mart'ı kadınlar, iki yüz yıldır süren eşitlik ve özgürlük mücadelesindeki kazanımların her gün biraz daha tasfiye edildiği, bunları korumak ve yeni haklar elde etmek için sürekli sesini yükseltmek zorunda kaldıkları bir siyasi iklimde karşılıyor” diyen Başkan Kurt, mesajına şu sözlerle devam etti: “Kadınlar, bu 8 Mart'ı bir yanda pandeminin ağır etkileri, bir yandan her yeri saran şiddet sarmalı, diğer yanda da iyice derinleşen ekonomik krizin etkileri altında karşılıyor. Evde, işte, sokakta yaşanılan şiddet devam etti. Her gün en az bir kadın katledildi. Pandemide halka gerekli olanakları sağlamadan "Evde kal" çağrısı yapan hükümet, evlerde şiddetle karşı karşıya kalan kadınlar için hiçbir şey yapmadı. Kadınlar; ayrılma veya boşanma isteği bahane gösterilerek, evlenme teklifini kabul etmediği gerekçesiyle öldürüldü. Kadınlar, evli oldukları veya beraber oldukları erkekler; eskiden evli oldukları ya da beraber oldukları erkekler; akrabalık ilişkileriyle bağlı oldukları erkekler; yakınları, tanıdıkları erkekler tarafından her gün yeniden yeniden öldürüldü. Hayatta kalan kadınlar ise yok edilmek istenen hakları ya da omuzlarına yüklenmek istenen yüklerle öldürülmek isteniyor. Hükümet, kadınlara hukuki koruma sağlayan İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Yasasını hedefe koydu. Geçmişte kadınların tepkileriyle geri çekilen, tecavüz edenle evlendirerek tecavüz edeni "affetmeyi" amaçlayan yasa her fırsatta dillendirildi.

Demokrasi, özgürlük, eşitlik, barış isteyen kadınların seslerini boğmak hiçbir zaman mümkün olamamıştır, olamayacaktır da. Hükümetin kadını yok eden ve yok sayan politikaları kadınları 

susturamadı. Kadınlar, "Haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz" demeye devam etti. Kadınlar, iş yerinde, sokakta, mahallede yan yana gelinen her yerde bir araya gelecektir ve daha yaşanılır bir dünya için sahip oldukları gücü açığa çıkaracaktır. Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı başta olmak üzere, pek çok hakkı kanunlara dayandırarak veren ve bu konuda dünyanın pek çok gelişmiş ülkesine de ilham kaynağı olan Atatürk'ün izinde: ‘Hiçbir kadını hor görmeden, ötekileştirmeden, dini, dili, ırkı, inancı ne olursa olsun başımıza taç edeceğiz. Kadına şiddeti ve cinsiyet ayrımcılığını ayaklarımızın altına alarak aydınlık yarınlara birlikte yürüyeceğiz.'

Unutulmamalıdır ki; 8 Mart, tüm bu sorunların aşılmasında kutlama değil, mücadele günüdür. 8 Mart’ın tüm dünya kadınlarına eşit haklar ve özgürlükler getirmesi dileğiyle. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nüzü kutluyor, hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.”

 Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç 

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için bir mesaj yayımladı.

Mesajında kadınların yaşadığı olumsuzluklara dikkat çeken Başkan Ataç, 8 Mart tarihine de mücadele günü olarak bakılması gerektiğini ifade etti. Ataç mesajında, “Kurtuluş Savaşı'nda, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde kahramanlık hikayeleri yazan kadınlarımız, pek çok ülkeden önce Cumhuriyet kazanımlarının bir sonucu olarak toplumsal yaşamda aktif şekilde rol almaya başladı. 5 Aralık 1934 tarihinde Büyük Önder Atatürk tarafından seçme ve seçilme hakkına kavuşan kadınlarımız, ne yazık ki bugün ülke yönetiminde arzu edilen noktada olmadıkları gibi töre cinayetlerinin, şiddetin, hukuksuzlukların kurbanı olmaya da devam ediyor. Bunun da ötesinde çalışma yaşamında yedek ve değersiz işgücü olarak görülüyor, birçok iş alanında çalıştırılmıyor ve sosyal güvenceden yoksun bırakılıyor. Bu bağlamda 8 Mart tarihine bir kutlama günü değil, bir mücadele günü olarak bakmalıyız. Ulu Önder’imizin de dediği gibi; ‘Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur.’ Tüm olumsuzluklara rağmen rağmen adalet arayışını, özgür bir gelecek ve eşitlik mücadelesini, toplumun tüm kesimleriyle omuz omuza sürdürmek, pek çok alanda olduğu gibi kadın hakları konusunda da bizi çözüme ulaştıracaktır. Bu düşüncelerle, şiddet sonucu hayatını kaybeden tüm kadınlarımızın aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor, 8 Mart’ın tüm dünya kadınlarına, eşit hak ve özgürlükler getirmesi diliyorum” sözlerine yer verdi.

 Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe 

İlk Olarak 1857 Yılında 120 Kadınımızın Ölümü İle Sonuçlanan ABD'de Tekstil Fabrikası Grevi Sonrası 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kutlanmaya başlanmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ise ancak 1977’de kabul ve ilan edilmiştir. Bu tarihten sonra dayanışmanın sembolü olan bugün, acının en derinden hissedildiği aynı zamanda kutlandığı gündür. Her yıl milyonlarca kadın her gün şiddete maruz kalıyor. 2020 yılı verilerine göre 300 kadınımız katledildi ve 171 kadının ölümü de "şüpheli" olarak kayıtlara geçti. Tesadüfen yaşadığımızı düşündüğümüz şu günlerde aslında kendimizle olan kavgamızı çözmektense evrensel barışı sağlamamız gerekmekte. Barış elçisi olarak kadının varlığının gücüne inanarak aşılamayacak hiçbir sorun yoktur.

Cumhuriyetimizin odak noktasında yer alan kadınlarımız, modern ve çağdaş günlere gelmemizde önemli görevler başarmışlardır. Bizler için asıl mücadele, asıl zafer her alanda varlığımızı göstermemizdir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de söylediği gibi, "Dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir’’. 8 Mart, tüm dünya kadınlarının; eşitlik, özgürlük ve daha huzurlu yaşam özlemlerini dile getirdikleri gündür.

Cumhuriyet ile kazanılmış çağdaş haklar ve özgürlüklerle birlikte, yaşamın her alanında başarıyla yer almış kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününü kutluyorum. Ülkemiz ve dünya kadınlarına sağlık ve mutluluk dolu bir gelecek diliyorum.

 Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Nadir Küpeli 

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

“Kadının ihmal edildiği bir toplumun varlığını sağlıklı bir şekilde sürdürmesinin mümkün olmadığına inanıyorum” diyen Başkan Küpeli sözlerini şöyle sürdürdü: “Geleneksel Türk toplumunda kadın daima, batı ve doğudaki diğer örneklerine göre oldukça ileri sayılabilecek bir konumda bulunmuştur. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması dahi yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, Türkiye'de ilk kez 1921 yılında Meclisin açılışından 1 yıl sonra, henüz daha cumhuriyet ilan edilmeden "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlanmıştır.  

Tarih boyunca Türk kadını hayatın her safhasında erkeklerin yanında her türlü sorumlulukları paylaşmış, özellikle Kurtuluş Savaşı’nda, mücadelenin her döneminde bu kutsal savaşa destek vermiştir. Kurtuluş savaşında düşman işgaline karşı ülkesini, canını ortaya koyarak koruyan, Anadolu kadını, adını dünya tarihine kahramanlığıyla ve cesaretiyle yazdırmıştır.

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, “Dünyada hiçbir milletin kadını, ‘Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluş ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim’ diyemez.” demek suretiyle kahraman kadınlarımızın değerini veciz bir şekilde ifade etmiş ve onları hak ettikleri şekilde onurlandırmıştır.

Bugün tarihimize mal olmuş adı bilinen bilinmeyen tüm kadınlarımızı hürmetle anıyor, asla unutmayacağımız aziz hatıraları karşısında sevgi ve saygıyla eğiliyoruz. Hiç şüphesiz kadınlarımız cumhuriyet ve demokrasiyle birlikte haklarının büyük bir bölümüne kavuşmuştur. Atatürk’ün desteğiyle yürütülen çalışmalar sonucu, kadınlarımız, diğer batıdaki birçok ülkedeki hemcinslerine göre oldukça ileri bir konum elde etmişlerdir.

Türk kadınları, 1930 yılında belediye meclislerine, 1933 yılında muhtarlığa, 1934 yılında milletvekilliğine seçme ve seçilme hakkı elde etmişlerdir. Nitekim günümüzde artık Türk kadını, sosyal hayat içinde aktif olarak yer almaktadır. Ülkemizin dört bir yanında çalışan ve üreten kadınların sayısı hızla artıyor. Halen Eskişehir OSB’de 45 bin çalışanın yüzde 20’si kadınlarından oluşmaktadır. İnşallah bu oran iler ki yıllarda daha da yukarı çıkacaktır. 

Peygamberimiz Hz. Muhammedîn “Cennet anaların ayakları altındadır” sözüne sahip bir medeniyet ve dine sahip olmamıza rağmen, bugün kadına yöneltilen şiddete dair aldığımız üzücü haberler arasında kabul edilemez bir çelişki vardır. 

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türk kadını yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üstünde yükselmeye” layıktır düsturunu ise asla unutmamamız gerekiyor. Kadın, başta annelik rolüyle hepimizin hayatına ve topluma yani, gelecek yeni nesillere şekil verendir. Bu nedenle, kadınların hukuki, sosyal ve ekonomik alanlarına yapılan her türlü iyileştirme ve yatırım, aslında geleceğe yapılan yatırımdır. Bu vesileyle çalışan üreten, hepimizin hayatına sevgi ve incelik katan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum.”

 Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Şenocak 

Tam 164 yıl önce bugün 129 dokuma işçisi kadın eşit çalışma koşulları ve oy hakkı için mücadele ederken yanarak can vermiştir. Tüm insanlığın asla unutmaması gereken bu olayın üzerinden 164 yıl geçmişken ve o gün tüm dünyada her yıl Dünya Kadınlar Günü olarak “kutlanmakta” iken geçen bunca zaman zarfında gelinen noktayı iyi değerlendirmek gerekir. Kadınların eşit haklar, eşit çalışma konuşları, toplumsal ve ekonomik yaşama eşit katılım mücadelesi ile geçen onca yılın ardından karşımıza çıkan tablo şudur: Küresel anlamda cinsiyet eşitsizliğini gidermek için 200 yıl daha, kadının ekonomiye eşit katılımının sağlanması için 257 yıl daha gerekmektedir. Bu tablo 1928 yılında İsviçre’de kadın işçilerin sergilediği üzerinde “Kadınların Oy Hakkı” yazan salyangozun ne kadar da haklı bir alegori ortaya koyduğunu göstermektedir. Tüm insanlık kadın hakları konusunda salyangoz hızlıyla ilerlemektedir. 

Bu yolda daha hızlı, daha büyük adımların atılması zorunluluğu apaçık ortadadır. Tarih boyunca medeniyetin bayraktarlığını yapmış, kadınlara seçme ve seçilme hakkını dünyanın birçok muasır medeniyetinden önce vermiş Türk ulusunun ise kadın erkek eşitliğini sağlayamaması, hatta uluslararası standartların dahi altında kalması kabul edilemez. Hep birlikte yürüdüğümüz çağdaş uygarlık yolunda nüfusun yarısı ile hareket etmek mümkün değildir.  Kadınların mücadelesi esasında tüm insanlığın mücadelesidir. 

Yaşadıkları tüm güçlüklere rağmen kadınlar bilimde, sanatta, edebiyata, siyasette ve hayatın tüm alanlarında olanca güçleri ve başarılarıyla varlık göstermeye devam etmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin küresel anlamda sağlandığı bir dünyaya çok daha kısa bir zaman içinde kavuşmak dileğiyle tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. 

 MHP Eskişehir İl Başkanı İsmail Candemir 

Neşet Ertaş'ın da ifadesi ile "Kadınlar insandır, biz insanoğlu.."

Kadınlar merhamet, şefkat, sevgi ve fedakarlığın sembolüdür. Türkiye'nin kadınları da tarih boyunca İstiklâl ve istikbâl mücadelelerinde daima en ön safta yer aldıklarını, kimi zaman devletin kuruluşunda, kimi zaman da vatanın kurtuluşunda görev üstlenen kahraman kadınların, geride asla unutulmayacak, günümüz kadınlarına rehber olacak bir miras bıraktıklar.

Ziya Gökalp'in de ifadesi ile;

"Kadın yükselmezse alçalır vatan. Samimi olamaz, onsuz bir irfan."

Türk Kadını; özellikle Kurtuluş Savaşı döneminde sergilediği fedakâr, vatansever ve özverili davranışlarıyla kahramanlıkların en güzel örneklerini ortaya koymuştur. Dünya Kadınlar Günü; kadınların, eşitlik, iyi yaşama ve çalışma koşullarını iyileştirme yolunda verdikleri mücadelenin simgesi olmuştur. Bugün gelinen noktada Anadolu Kadınları; iş hayatı, eğitim, sağlık, siyaset, edebiyat, ekonomi, sanata varıncaya kadar her alanda üstlendiği görevi başarıyla yerine getirmiş, ülkemizin en büyük teminatı olmuştur. Daima özverinin, mücadelenin, sevginin kaynağı ve temsilcisi olmuştur.

Bu vesileyle yürekleri sevgi dolu başta şehit ve gazi anneleri ile eşleri, teşkilatımızda ki bütün kadınlar olmak üzere, fedakârlıkları, emekleri, sevgileri ve mücadeleleriyle insanlığın umudunu yeşerten tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü tebrik ediyorum.

Şiddetin değil, sevginin, saygının hakim olması dilek ve temennisiyle.. 

 AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Ali Acar 

AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Av. Ali Acar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Başkan ACAR mesajında, "Kadın, dünden bugüne dek toplumumuzun en kıymetli değeri olmuştur. Kadınlarımız sayesinde ahlaklı, başarılı, vizyon sahibi, ülkesine ve milletine bağlı nesillerimiz yetişerek ülkemizin gelişimine de katkı sağlamıştır. Bugün, sanayi sektöründen ticarete, ev hanımlarından egitimcilerimize kadar ülkemizin sağlık, adalet, ekonomi ve teknoliji gibi bir çok alanında etkin rol alan kadınlarımız, bizlerin de yoluna ışık tutmaktadır. Vatan sevgisi uğruna annelerinden, eşlerinden, evlatlarından uzakta milleti uğruna şehadete erişen tüm kahramanlarımızın yakınları başta olmak üzere azmi, kararlılığı ve cesaretiyle bu topraklara değer katan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyor, sözlerimi tamamlarken üstad Neşet Ertaş'ın sözlerini yinelemek istiyorum. 'Kadın insandır. Biz insan oğlu.' " sözleriyle ifade etti. 

 MHP Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Leman Sivri 

Sosyal hayatın ve toplumsal yapının vazgeçilmez parçası olan kadının, güçlü toplum, sağlıklı nesiller ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmadaki yadsınamaz rolü ortadayken, tüm dünya toplumlarında ihmal, ayrımcılık, istismar ve şiddet sorunları ile günümüzde halen karşı karşıyadır. Ulusal ve uluslararası çapta yapılan nice çalışma ve anlaşmalar, kadınların psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve sağlık sorunlarına kesin çözüm için yeterli olmamaktadır. Zamanla şekillenerek nesilden nesile pekiştirilip, toplumların bilinçaltına ve günlük yaşamlarına söylem, atasözü, kıssalar ve benzeri ile aktarılmış tutum ve davranışların olumsuz etkisi, dünya ölçeğinde henüz yok edilememiş; insanlığın maddi ve manevi birliğine, gelişimine ve geleceğine yönelik tehdit ve şiddet sarmalı artarak devam etmiştir.

Dünya medeniyetleri içinde Türk kültür, töre ve devlet geleneğinde her dönem Türk kadını, özel bir öneme sahip olmuş; analık ve kahramanlık gibi iki temel niteliği ile öne çıkarak hem toplumsal hem de siyasal hayatta önemli roller üstlenmişlerdir. Türk tarihi incelendiğinde, Yaratılış Destanı'nda evrenin yaratılmasında ilham kaynağı olarak tasvir edilen Türk kadını, hayatın, aklın, bilgeliğin ve milli değerlerin sembolü olarak topluma yön vermiş sayısız kahraman çıkartmıştır. İlbilge Hatun’dan Hayme  Hatun’a, Tomris Hatun'dan Selcan Hatun’a, Altuncan Hatun'dan Nene Hatun’a ve nicelerinden devam ederek günümüzde de en üst görevlerde Türk kadını sorumluluk almaktadır. Toplumsal hayata ötekileştirİlmeden eşit düzeyde katılan kadın var oldukça, Türklerde devletin en küçük temel birimi olarak kabul edilen aile  de güçlenmiş, dolayısıyla kadın ve erkeğin toplumsal katılımı ile kalkınmada bir arada yer aldığı, sağlam temeller üzerine inşa edilmiş toplum ile Türk Devleti de güçlenmiştir.

Farklı toplumlar ve kültürler ile etkileşimler sonucunda Türk örf hukuku ve keza İslam inancında yeri olmayan kadına yönelik bazı olumsuz algı ve tutumların, zamanla toplumun bilinçaltına işlenmesi, ötekileştirme ve şiddet sorunlarına neden olmakta, ailenin ve toplumun geleceğini tehlikeye atmaktadır. Türk değerlerinin nesillere aktarılmasında, analık vasfı ile birleştirilmiş okul öncesi ilk eğitici ve öğretici taşıyıcı unsur olan kadının, eğitim - öğretim ile güçlenmesi, iş gücüne ve siyasal, sosyal ve kültürel hayatla etkileşimi ile toplumsal gelişimi sürdürmesi, toplumu güçlü kılmanın temel bir ilkesidir. Tespit edilen sorunlara öncelikle kurumlar, aydınlar ve medya aracılığıyla, insani ve milli değerler ışığında akılcı, önleyici ve onarıcı çözüm yolları sunarak, iyi bir insan ve yurttaş olmanın sorumluluğu ve farkındalığını artırma mücadelesi hepimizin vicdani ve ortak vazifesidir.

Başta Türk kadınları olmak üzere, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü, bu vazifenin bilinci ve inancı ile kutlarım.

 İYİ Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Serap Diker 

Bugün, 8 Mart 1857’de New York'ta çoğunluğu kadın olan işçilerin eşit işe eşit ücret talebiyle ve insancıl koşullarda çalışma isteğiyle grev yaparken fabrikada kilitlenmeleri sonucunda yanarak hayatlarını kaybettikleri gündür. Bugün, kadınların haklı mücadelesinde nasıl engellendiklerinin apaçık gözler önüne serildiği gündür.

Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, "Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur." sözünü yapmış olduğu çalışmalara temel almış, kadın-erkek eşitliğini sağlamak için birçok ülkeden daha önce kadınların haklarını kazanmaları için yasa düzenlemeleri yapmıştır. Ancak günümüze geldiğimizde, yürütülen yanlış politikalar sonucu ülkemizde kadınların statüsü medeniyet seviyesine ulaşacağı yerde maalesef geriye gitmiştir. Kadını yok sayan, aşağılayan, kadın yoksulluğunun artmasına sebep olan anlayış iktidarca desteklenmekte; kadınların hür ve erkekler ile eşit bireyler olduğu göz ardı edilmektedir. Ekonomik sistemin ürettiği sömürü en çok kadınları etkilemekte, iş dünyasında da kadınlar hayatta kalmak için var gücüyle çabalamak zorunda bırakılmaktadır.

Ülkemizde kadına yönelik şiddet vakaları gün geçtikçe artmakta, neredeyse her gün bir  şüpheli kadın ölümü gerçekleşmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği derinleşmekte, pandemiyle birlikte kadınların ev içi yükü daha da artmakta ve kadın istihdam oranları düşmektedir. Siyasette, medyada ve toplumsal yaşamda eril dil yaygınlaşmakta, bunun sonucu olarak eril anlayış adalet sistemine de sıçramaktadır. Eril adalet anlayışı ise savunmalarda mağdur kadının onurunu zedeleyecek ifadeler kullanılmasına ve verilecek cezalarda indirime gidilmesine yol açmaktadır.

Biz İYİ Parti Kadın Politikaları Başkanlığı olarak kadınların toplumda birey olarak var olduğu, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı, kadınlara yönelik her türlü şiddetin ve ayrımcılığın önlendiği Türkiye hayalimiz gerçekleşene dek mücadelemize devam edeceğiz. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde gerçekleşmiş olan kazanımlarımızdan hiçbir zaman ödün vermeyeceğiz.

 Büyük Birlik Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Meral Öztürk 

Büyük Birlik Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Meral Öztürk, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, toplumun temelinin aile, ailenin temelinin de kadın olduğunu belirtti.

Kadınların bir anne olarak gelecek nesilleri yetiştirme konusunda gösterdikleri fedakarlık ve çabanın her türlü takdirin üzerinde olduğuna işaret eden Öztürk, "Bu nedenle geleceğe güvenle bakabilmek, kadın ve kadına verilen önemle doğru orantılıdır. Türk kadınının, dünya kadınları arasında anaç yapısı, yüreğindeki büyük sevgi ve özverisi, eşine ve ailesine bağlılığı ile ayrı bir yeri vardır. Kadınlarımız en zor şartlarda bile sabırlı olmaları ve fedakarlıkları ile en ağır rolleri üstlenmekte, annelik görevlerinde olduğu gibi hayatın her alanında başarı ile öne çıkmaktadır. İnsanlık tarihinde örneklerine rastladığımız nice başarılar gibi ülkemizin kadınları da tarih boyunca istiklal ve istikbal mücadelemizde daima en ön safta yer almışlardır. Mustafa Kemal Atatürk de 'Dünya’da hiçbir milletin kadını, milletini kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez.' sözleriyle

Türk kadınının, tüm dünya kadınları arasındaki mücadeleci yapısını ortaya koymuştur.

Kimi zaman anamız, bacımız, kızımız, kimi zaman can yoldaşımız, hayat arkadaşımız, kimi zaman da eğitimcimiz ve yol göstericimiz olan ve bizi biz yapma yolunda yüreklerindeki sevgi ve şefkati her zaman karşılıksız verebilen tüm fedakar kadınlarımızın 'Dünya Kadınlar Günü'nü en içten dileklerimle kutluyor, hiçbir kadının baskı, şiddet ve cinayet mağduru olmadığı bir Türkiye özlemiyle sağlık ve esenlikler diliyorum." dedi.

 DEVA Partisi Tepebaşı İlçe Başkanı Ebru Emre 

Deva Partisi Tepebaşı İlçe Başkanı Ebru Emre, yönetim kurulu üyeleri, Deva Partisi İl Kadın Politikaları Başkanı Rana Besler ile Deva Partisi İl Eğitim Sağlık ve Sosyal Politikalar Başkanı Zeynep Ersoy 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle Tepebaşı ilçesinde kadınlara karanfil dağıtarak, kadınlarla sohbet etti.

Kadın hakları ve kadına yönelik şiddet konularına dikkat çeken Ebru Emre yayınladığı mesajında “Kadınlar; Dünyanın her yerinde yaşlarından, unvanlarından, mesleklerinden, eğitimlerinden bağımsız olarak ayrımcılığa, şiddete ve mobbinge yani “psikolojik tacize” uğramaktadırlar. Siyasette, iş hayatında, özel hayatta, eğitimde, sosyal yaşamda hala arka plana itilmekte ve hak ettikleri toplumsal cinsiyet adaletine erişmemektedirler. İnsan onuruna karşı her türlü saldırıya; erkeğiyle kadınıyla, yaşlısıyla genciyle birlikte mücadele etmeliyiz. Kadının değerini anlatmalı, öğretmeli ve Şiddete Dur Demeliyiz! Bizler rakamlar paylaşırken; Türkiye’de 2020 yılında 300 kadın öldürülmüş ve 171 kadın şüpheli ölü bulunmuş demek istemiyoruz. Bizler artık hakkıyla başarılar elde eden, her platformda daha çok sesini duyuran kadın sayısını paylaşmak istiyoruz! 
Bilimde, sanatta, siyasette, işte, evde her türlü fedakârlıkta bulunup çalışan kadınlarımızın, gecesini gündüzüne katıp evlat yetiştiren annelerimizin sesiyiz, sesi olmaya devam edeceğiz” dedi. 

 BBP Odunpazarı İlçe Kadın Kolları Başkanı Burcu Pektaş 

8 Mart günü Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanır. Bu günde kadınlar tarafından ve kadınlar için çeşitli etkinlikler düzenlenir. Kadınlar arası dayanışma ve kadınların toplumdan beklentileri vurgulanır.

Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü her yıl 8 Mart'ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal haklarının  geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına yer verilmektedir.

8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı.

26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2.Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisini getirildi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1977 yılında 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kabul etti.

Çağdaş gelişmeler doğrultusunda ülkemizde kadınlar; sosyal, kültürel ve ekonomik hayata iştirak için, Tanzimat Fermanından itibaren, özellikle de 19. Yüzyıl başından beri yoğun mücadele vermişlerdir.

Bu mücadele, cumhuriyetimizin ilanından sonra oldukça ileri bir düzeye ulaşmıştır.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması dahi yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, Türkiye'de ilk kez 1921 yılında Meclisin açılışından 1 yıl sonra, henüz daha cumhuriyet ilan edilmeden "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlanmıştır. 

Tarih boyunca Türk kadını hayatın her safhasında erkeklerin yanında her türlü sorumlulukları paylaşmış, özellikle Kurtuluş Savaşı’nda, mücadelenin her döneminde bu kutsal savaşa destek vermiştir.

Kurtuluş savaşında düşman işgaline karşı ülkesini, canını ortaya koyarak koruyan, cepheye top ve mermi yetiştiren Anadolu kadını, adını dünya tarihine kahramanlığıyla, cesareti ile, fedakarlığıyla yazdırmıştır :

Kocası cephede, kendisi henüz 20 yaşında bir gelinken, kardeşini henüz şehit vermişken, 3 aylık bebeğini geride bırakıp Aziziye Tabya’sını savunmaya koşan Nene Hatun,

Halkı işgallere karşı durmaya davet eden etkileyici konuşmalarıyla bizzat Anadolu’ya çıkan Halide Edip, Halide Onbaşı,
Ömrü cephelerde savaşan babasının yanında geçen, henüz 12 yaşında onbaşı rütbesini alan Nezahat  Onbaşı,

Kar yağarken cepheye götürdüğü top mermileri ıslanmasın diye üzerindeki paltosunu örten, ve  kundaktaki  bebesinin üzerine uzanarak soğuktan şehit olan Şerife Bacı…ve daha  niceleri, bu kahraman kadınlar saymakla biter mi?

Atatürk “Dünyada hiçbir milletin kadını, ’Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluş ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim’ diyemez” demek suretiyle kahraman kadınlarımızın değerini veciz bir şekilde ifade etmiş ve onları hak ettikleri şekilde onurlandırmıştır.

Büyük Komutan’ın kendi annesi, vefakar  Zübeyde Hanım’da 1919'da Anadolu'ya çıktığından beri görmediği ve üstelik Osmanlı Padişahı tarafından hakkında ölüm emri verildiğini öğrendiği oğlu Mustafa Kemal’e hasret yaşamış ve ancak vefatından kısa bir süre önce kavuşabilmiştir.

Bugün bu büyük kadınları da hürmetle anıyor, asla unutmayacağımız aziz hatıraları karşısında sevgi ve saygıyla eğiliyoruz.

Kadınlarımız cumhuriyet ve demokrasiyle birlikte haklarının büyük bir bölümüne kavuştu.

Türkiye'de  Atatürk’ün önderliğinde kadınlara bugün bize çok normal gibi gelen kadınlara eğitim hakkı, kıyafet özgürlüğü, çalışma hakkı, seçme seçilme hakkı gibi birçok haklar kazandırılmıştır.

Unutulmaması gerekir ki; kadın ‘haklarıyla' kadındır. Hakları hiçe sayılan kadın, kadınlık bilinci ve erdemi çürümüş bir toplumsal yozlaşmayı beraberinde getirir.

Bizler 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün, kadınların, eşitlik, bağımsızlık, özgürlük, politik ve ekonomik haksızlıkların giderilmesi, cinsel ayrımcılığın sona erdirilmesi, kadınlara uygulanan her türlü şiddetin önlenmesi, saygın yaşam ve insan onuruna yaraşır çalışma koşullarının sağlanması yolunda verdikleri mücadelenin simgesi olduğuna inanıyoruz.

Kadın toplumu oluşturan en önemli halkadır. Kadının katılmadığı, kadının yok sayıldığı bir topluluğu medeniyet ölçüleri çerçevesinde değerlendirmek mümkün değildir.

Kadın toplumun içindeyse o toplum medenidir.

Kadın toplumun içindeyse o toplum ileridir.

Kadın toplumun içindeyse o toplum üretkendir.

Kadın toplumun içindeyse o toplum toplum gibi toplumdur.

Elde ettiği hakları sonuna kadar koruyup, geliştireceği inancıyla, tüm kadınlarımızın bu anlamlı gününü kutluyoruz.

 Eskişehir Barosu Kadın Hukuku Komisyonu Av. Duygu Akçardak 

Ülkemizde ve dünyada kadınlar ve kız çocukları, daha doğduğu andan itibaren, eğitim başta olmak üzere, birçok imkân ve fırsatlara eşit erişemiyor. İstihdama katılmada eşitlikten çok uzak olan kadınlar, bunun ötesinde toplumsal cinsiyet rolleri ile uğraşıyor. Kadın ekonomik özgürlüğünü kazanamadığı zaman siyaset, bilim, teknoloji hiçbir alanda üst düzey karar alma mekanizmalarında yer alamıyor. Bu problemlerin arkasında, toplumsal cinsiyet eşitsizliği var.  

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle, kadınların toplumsal konumlarını güçlendirme (eşitlik) mücadelesinde, karşımıza çıkan mevcut sorunların, kazanımların ve çözüm önerilerinin dile getirildiği bir gündür. 

Kadınların yeterince güçlenmediği, istihdam olanaklarına erişemediği bir yerde, kalkınma da mümkün olmayacaktır. Daha iyi bir gelecek inşa etmek için için eğitimden, siyasete, iş hayatından sosyal hayata, kadının potansiyelini kullanmasının şart olduğuna inanıyoruz. 

Eskişehir Barosu Kadın Hukuku Komisyonu olarak, cinsiyet ayrımcılığını tetikleyen önyargılara karşı çıkmayı, önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu durumun değişmesini, kadının güçlenmesini ve bu yöndeki değişimin bir an önce başlamasını istiyoruz.

COVID-19 pandemisinin yayılmasıyla birlikte, geçtiğimiz son otuz yıl içerisinde, toplumsal cinsiyet açısından elde edilen sınırlı kazanımların da kaybedilmesi söz konusudur. Covid-19, salgın öncesinde de var olan mevcut eşitsizliklerin, daha da derinleşmesine yol açmaktadır. 

Covid 19 la beraber, tüm dünyada işten ilk çıkarılanlar, kadınlar oldu. Pek çok kadın sigortasız işlerde çalıştığından hem işinden oldu, hem de az da olsa bir destekten faydalanamıyor. Bu nedenle alınacak destek tedbirleri resmi sektörde çalışan işçilerin ötesine geçerek, çoğunluğu kadın olan gayri resmi, yarı zamanlı ve mevsimlik işçileri de kapsamalıdır. 

Salgın sürecinin ağır yükü, küresel çapta ev içi bakım işlerini; erkeklere oranla üç kat, Türkiye genelinde ise beş kat daha fazla üstlenmiş olan kadınların omzundadır. Bu çarpıcı veri, eşitsizliğin gündelik hayatta, evin içinde başladığını gösteriyor. Bu duruma eşitsizlik virüsü de deniyor. Geçmişte yaşanan salgınlarda elde edilen bulgulara göre, bilhassa ergen kızlar okulu bırakma ve kriz sona erdiğinde bile okula geri dönmeme riski taşımaktadır.

COVID-19 sebebiyle okulların kapanışı ve çocuk bakım destek hizmetlerinin olmayışı, özellikle bakım sorumlulukları olan çalışanlar üzerinde baskı yaratmaktadır. Türkiye’de doktorların yüzde 50’sini, hemşirelerin yüzde 70’ini, ebelerin tamamını oluşturan kadın çalışanlar üzerinde daha yoğun bir etki gösterdi. Pandemi döneminde kadın akademisyenlerin makale üretimi yüzde 50 azalırken, erkek akademisyenlerin makale başvuru oranlarında yüzde 50 artış görüldü. 

Son veriler göstermektedir -basına yansıyan kısmı ile- her gün sokağımızda, mahallemizde, çevremizde, en az 3 kadın öldürülüyor. Salgın döneminde sokak yasağı ile beraber, şiddete uğrayan kadın, kendisine şiddet uygulayan kişi ile, aynı çatı altında yaşamak zorunda kalıyor.  Çünkü yetkili merciilere başvursa bile, sığınak sayısı ve kapasitesi yeterli değil.  Aile Bakanlığının sığınma evleri dışında, Belediye Kanunu 14. Maddesine göre,  kadınlar ve çocuklar için konukevleri açmak şartlarını taşıyan, 242 tane Belediyeden 33 tanesinin sığınma evi var. Bu nedenle kadının, kendisine şiddet uygulayan kişi ile aynı evde yaşamaktan başka çaresi bulunmuyor.  

Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet, farklı siyasi görüşe sahip kadınlar ve derneklerin birlikte çalışması gereken bir konudur.    Bu sorunlar hepimizin sorunudur, dolayısıyla kadınlar olarak, öncelikle 6284 sayılı yasanın sağladığı hakların farkında olmamız lazım. Birçok insanın içeriğini bilmediği, kısa adıyla İstanbul sözleşmesi, gerçekten kadınların yegâne hayat sigortasıdır. Ülkemizdeki tüm yetkili kurumların İstanbul Sözleşmesi’ni koruması ve kararlıkla uygulamaya geçirmesinin gerekliliğine inanıyoruz. 

Bu kara tablonun değişmesi için,  en ufak bir istismar dahi yetkili mercilerle paylaşılmalıdır. Kol kırılır yen içinde kalır diye bir sözü kabul etmiyoruz. Herhangi bir olumsuz durumla karşılaştığımızda 7 Gün 24 Saat Ücretsiz Hizmet Veren ALO 183 Sosyal Destek Hattına veya 155 polis imdat hattına her zaman başvuru yapabiliriz. 

Bu kapsamda, kadınların şiddete uğradıklarında, doğru bilgiye ve ilgili kuruluşlara hızlı bir şekilde ulaşabilmesini sağlamak amacıyla, 24 Kasım 2020 tarihinde Eskişehir Barosu Kadın Hakları Merkezi kurulmuştur. Merkezdeki avukatlar dava üstlenmemekte, ihtiyaç duyan danışanlar baroların adli yardım merkezlerine yönlendirilmektedir.

Covid-19 salgınından önce de kadınları şiddetten korumaya yönelik ancak gerektiği gibi işlemeyen mekanizmaların salgın esnasında özel olarak nerelerde tıkandığının tespit edilmesi ve gelecekteki farklı kriz durumları için bu mekanizmaların krizlere hazır hale getirilmesi sağlanmalıdır. Kadınları şiddetten koruyan kamusal mekanizmalarla ilgili veriler, kamuoyu ile düzenli olarak paylaşılmalıdır. Kadının insan hakları politikaları üretecek, geliştirecek ve uygulayacak bir Kadın Bakanlığı yeniden kurulmalıdır.

Tablo ne kadar karanlık olsa da her zaman için umut ışığı vardır. COVID-19 salgınının eşitlik planlarımızı raydan çıkarmasına izin veremeyiz. O yüzden kadınların birlikte dayanışma içinde yer alması çok önemlidir. Kadınların kararlı mücadelesinin bir ülkeyi ileri taşıyacağına ve mücadelenin en başta kadınlar tarafından ve erkeklerle beraber yapılması gerektiğine olan inancımızı kamuoyuyla saygılarımızla paylaşıyoruz.

 Türkiye Kamu-Sen Eskişehir İl Temsilcisi Haydar Urfalı 

Kadınlarımızın, siyasette, çalışma hayatında, bilim ve sanatta, sporun çeşitli dallarında daha çok yer alması ve toplumsal hayatın her kademesinde kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri için bizim de içinde bulunduğumuz tüm sivil toplum kuruluşlarına büyük görevler düşmektedir. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de her yıl 8 Mart’ta toplumsal hayatta kadının yeri ve sorunlarına ilişkin tartışmalar yeniden gündeme gelmektedir. Bu tartışmalar içinde en değerli varlığımız olan kadınlarımızın şiddet konusu ile birlikte ele alınması ise, tarihinde kadını el üstünde tutan bir toplum olarak bizim için çok üzücü neredeyse utanç verici bir durumdur. Kadının olduğu yerde şiddetin değil, sevginin artması gerekir. Kadın cinayetlerinde geldiğimiz son noktanın görülmesi, bu acının iliklerimize kadar hissedilmesi ve faillerinin en ağır şekilde cezalandırılması yönünde toplumun bütün kesimlerinde oluşan, ortak kanaati önemsiyor ve destekliyoruz.  Hiç bitmeyen kadın cinayetlerine seyirci kalmak istemiyoruz. Her seferinde bu son olsun söylemleri gerekli tedbirlerin alınmasına vesile olamıyor. 

Bütün bu sorunların yanında dünyayı sarsan Kovid-19 salgını da en çok kadınlarımızı etkilemiştir. Devlet tarafından bazı destekler sağlansa da, salgın döneminde işinden olanların çoğunu kadınlar oluşturmuştur. Hem çalışma hayatını hem de sosyal hayatı derinden etkileyen bu dönemde, kadınlarımız üzerindeki sorumluluk da artmıştır. Bunun yanı sıra, okulların kapalı olması ve uzaktan eğitim sürecinin evde kontrol edilmesi görevi de kadınların üzerine binen yükler arasındadır. Bakım sorumlulukları olan ve evde çalışmaya devam etmek zorunda kalan annelerin de zaman içerisinde sağlık sorunları yaşadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır. Kovid 19 süreci öncesinde de var olan kreş sorunu, salgınla birlikte çok daha vahim bir hal almış, aile yaşantısını kökünden değiştirmiştir.   Ayrıca, bu süreçte evde kalma oranları arttığı için aile içi şiddet de en çok kadınlarımızı olumsuz etkilemiştir.

Fedakârlıkları ve gösterdikleri büyük başarıyla vatanımızın kurtuluşuna adını büyük harflerle yazdıran, Büyük Önder Atatürk’ün ‘’Dünyada hiçbir milletin kadını, milletini kurtuluşa ve zafer götürmekte Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez’’ diyerek hakkını teslim etmiştir.  Cumhuriyetten sonraki süreçte de aynı azmi ülkemizin inşasında gösteren; üretimde, eğitimde, sanatta, kültür ve siyasette başarılarıyla kendilerini kanıtlamış olan kadınlarımız, günümüzde ne yazık ki şiddet başta olmak üzere eğitim istihdam gibi her geçen gün artan sorunlara bir de pandemi sürecinin eklenmesi neticesinde sorunlar yumağıyla karşı karşıya bırakılmıştır.

Her zaman sorunlara çözüm getirmek adına inisiyatif almaktan kaçınmayan, sorgulayan çözüm üreten bir sendikal anlayışı benimseyen Konfederasyonumuz ve sendikalarımız, çalışma hayatında kadınlarımızın yaşadığı sıkıntıları, her ortamda sıklıkla gündeme getirmekte ve çözüm önerileri sunmaktadır.

Türk kadınının konumunu, sorunlarını, ihtiyaçlarını ve beklentilerini paylaşmak için bir fırsat olarak değerlendirdiğimiz 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Türkiye Kamu-Sen olarak kadınlarımızın toplumda hak ettiği yeri bulması açısından yapılacak tüm çalışmalara destek vereceğimizi ifade ediyoruz. 

Bu duygu ve düşünceler içinde başta evlat acısıyla yüreği yanan, bu vatan uğruna canlarını veren kahraman şehitlerimizin anneleri olmak üzere tüm kadınların Dünya Kadınlar Gününü kutluyor, kadın kamu görevlilerimizi de haklarımız ve ortak çıkarlarımız için Türkiye Kamu-Sen çatısı altında her kademede mücadele etmeye davet ediyoruz.

 Eğitim Bir Sen 1 No’lu Şube Başkanı İbrahim Akar 

Dünyayı imar, toplumu ihya, kültürü ıslah eden, şefkat ve fedakârlıkları ile nesilleri eğiten, alın teri döküp üreten ilk öğretmenimiz annemiz, dayanıştığımız kardeşimiz, toplumun temeli olan kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyoruz.

Kadın, hayat gerçeğinin temeli, çalışma hayatımızın ana karakteri, her faaliyetimizin paydaşı; varlığımızın manevi derinliği, kültürümüzün taşıyıcı sütunu, öğütleriyle davranışlarımızın en belirleyici unsurudur.

Kültürümüzün nesillere aktarılması, geleneklerimizin öğretilmesi, hayatın hikmetli yanlarının ‘ana öğüdü’yle yaşatılması, kadınların etkin gücünün en büyük göstergesidir.

Bizim tarihimizde kadınlar savaş dönemlerinde kahramanlaşarak nam salmış, kurdukları örgütlerle sivil hayata büyük değerler katmış, siyasette aldıkları görevlerle öncü olmuş, ticaretteki başarılarıyla model ortaya koymuş,  sanatta çığır açmış, hayatın her alanında büyük icraata imza atmış, atmaya da devam ediyorlar.

Modern hayatın hakka ve ahlaka sığmayan dayatmalarının, sanayileşmeyle başlayan kapitalizmin sömürü çarklarının, sapkın bazı yönelişlerin her geçen gün değerlerimizi dejenere etmesinin en büyük bedelini kadınlar ödemektedir. Kapitalizmin istismarıyla bir pazarlama nesnesine dönüştürülmeye çalışılan kadın kimliğinin ‘özgürlük’, ‘bağımsızlık’ gibi kavramlarla bezenerek yutturulmaya çalışılmasına karşı hepimiz teyakkuza geçmeli, örgütlü gücümüzle mücadele etmeliyiz.

Kadını ve erkeği yaradılışın fıtri doğasını inkâra kışkırtan şeytani ideolojiler, insanlığı ifsada ve helake sürüklemektedir. İnsanlığı yok etmeye odaklanmış sapkınlık, kadına da erkeğe de saygılı değildir. Gelinen aşamada cinsiyetsizleştirmeye varan tezviratın kadın erkek eşitliği veya özgürlüğü söyleminin hiçbir inandırıcılığı, hatta kadınlar için, kadınlar günü için söyleyecek bir sözü kalmamıştır.

İnancının gereğini yerine getirmeye çalışan kadınların varlığı görmezden gelinmiştir. Onlar bir hak talep edemez, hatta sırf farklı tercihlerinden dolayı hakları gasbedilebilir görülmüştür. 28 Şubat’ta kılık ve kıyafetinden dolayı binlerce çalışan kadına, kız öğrencilere yapılan zulümlere sessiz ve tepkisiz kalınmasının sebebi budur. Yine dünyanın birçok yerinde terör ve savaş mağduru olan, vatanından sürülen, göçmen duruma düşen, öldürülen, tutuklanan veya zindanlarda taciz ve tecavüze, soykırıma uğrayan kadınların, bu çarpık zihniyet tarafından çağdaş yaşama biçimine uymadıkları gerekçesiyle hakları hatta varlıkları yok sayılmıştır.

Denedikleri binbir oyun ve saldırılarla bir türlü dize getiremedikleri milletimizin kişilik ve kültürü, kadının kimliği üzerinden yapılan operasyonlarla bozulmak istenmektedir. Çünkü kadın, dünden bugüne, bugünden yarına duygu, bilgi, beceri, ahlak, maneviyat akışının canlı değeridir. Aileyi, toplumu yozlaştırmak suretiyle bizi bozguna uğratmak isteyenler, bu değeri aşındırmaya çalışmaktadır.

Sözde ‘kadın hakları’ söylemi, dünyanın her yerinde kadim ahlaki düzenleri sarsmak, köklü toplum yapılarını yozlaştırmak için bir istismar malzemesi olarak kullanılabilmektedir. Bu kişilerin kültürden, ahlaktan, aileden, inançtan, millet ve milliyetten, medeniyet ve kültürden yana hiçbir kaygıları yoktur.

Daha çok sorumsuz, savruk ve tüketicidirler.

Değişen insan ve toplum anlayışından ekonomik mecburiyetlere kadar yaşanan yeni durumların, iş hayatından toplum düzenine kadar birçok düzenlemeyi kaçınılmaz kıldığı da bir gerçektir. Tam da bu noktada modernleşme sürecinde Batı’nın düştüğü trajik hataya düşmeden kendi tarih ve kültür birikimimizin ışığında ve çağımızın mecburiyet ve deneyimleriyle kadınların daha güçlü kılınması için ev, aile ve çalışma düzeni daha sağlam tanzim edilmelidir. Bunun için yeni hak, destek ve programlarla, kadın ve aile lehine yapılan düzenlemelerin alan ve içerikleri genişletilmelidir.

Kadını mağdur etmeye dönük tüm ideolojik kurgulara rağmen içine doğduğumuz kültür ve anlam dünyasında ‘kadının saygınlığı, kadına saygıyla başlar’ anlayışı esastır.

Eğitim-Bir-Sen olarak, insan ve medeniyet değerlerini muhafaza edip yüceltecek toplumun, ancak sağlam aile yapısı ve güçlü kadınla mümkün olacağına inanıyor; Dünya Kadınlar Günü’nün kadınların sorunlarının çözümü için yeni bir başlangıç ve imkân olmasını temenni ediyoruz.

 Eskişehir Bilecik Tabip Odası Kadın Hekim Komisyonu 

New York’ta bir tekstil fabrikasında yanarak hayatını kaybeden işçi kadınların ardından bugün, 164 yıl sonra da dünyanın her yerinde, ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye, baskılara karşı verdiğimiz; eşitlik, özgürlük, emek, hak, adalet, barış, laiklik mücadelesi ve dayanışma için sesimizi, isyanımızı birleştirme ve büyütme hikayemizi yazmaya devam ediyoruz. Bugün benzer taleplerle tekstil fabrikasında hakları için direnen kadınların izinden gidenler olarak; onları saygı ve şükranla anıyoruz.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü; kadınların “kadın hakları” için verdikleri tarihsel mücadeleyi ve başarılarını kutladıkları gündür…

Kadınların, birbirleri için dayanışma ve ilham günüdür…

Kadınların, yaşamlarının her alanında karşılaştıkları eşitsizliğe, ve şiddete karşı el ele ve hep birlikte “dur’’ deme günüdür…

Kadın dayanışmasının en eğlenceli günüdür…

Savaş, kadınlar için daha çok göç, yoksulluk, şiddet, tecavüz ve ayrımcılık demektir. 8 Mart savaşları durdurun demektir…

‘’Ne 3 ne 5 istediğimiz kadar çocuğu, istediğimiz zaman, istediğimiz koşullarda doğurma hakkına sahibiz’’ dediğimiz gündür…

Güvenli, erişilebilir ve ücretsiz kürtaj hakkımıza sahip çıktığımız gündür…

‘’Elele ve hep bir ağızdan’’ geceleri de, sokakları da, meydanları da terk etmiyoruz dediğimiz gündür…

Tecavüzde “rıza’’ cinayette “tahrik’’ arayan yargıya hep beraber isyan ettiğimiz “erkek adalet değil gerçek adalet” istiyoruz dediğimiz gündür…

Eteğimizin boyu, saçımızın modeli, gömleğimizin yakası, pantolonumuz veya taytımız erkeklere davetiye değildir’’ diye haykırdığımız gündür…

Erkeklerle aynı işi yaptığımız halde aldığımız daha düşük ücretlere ve güvencesiz çalışma koşullarına “hayır” dediğimiz gündür…

Ev işlerinin ve her türlü bakım işinin üzerimize yıkılmasına ve emeğimizin değersizleştirilmesine karşı durduğumuz gündür…

Erken yaşta zorla evliliklerin, şiddet ve tecavüzün üstünün örtülmesine artık yeter dediğimiz gündür…

İstanbul Sözleşmesi uygulansın diye sesimizi yükselttiğimiz gündür…

COVİD-19 Pandemisi erkek şiddeti “gizli” pandemisiyle el ele verip kadınlar için zaten var olan eşitsizlikleri daha da derinleştirdi.

Kadınların eşit ve özgür olduğu, sömürünün baskının ortadan kaldırıldığı bir gelecek için,

Hayatlarımıza sahip çıkmak için,

 Savaş ve işgal politikalarına geçit vermemek için,

Demokrasi ve barış için,

 Emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz bizimdir demek için,

Doğamıza ve yaşam alanlarımıza sahip çıkmak için,

Emeğimizi ve hayatı örgütlemek için,

Söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var! 

Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz!

 Sağlık Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal 

Kadın, toplumun mayasıdır. Sağlam bir gelecek, kadınlarımızın bilgeliğinde, çağı kuşanmasıyla, her alanda kendini yetiştirmesinde şekillenecektir. Kadim tarihimizde de Türk Kadını hep en ön safta yer almıştır.

Sağlık-Sen olarak, çalışan kadınlarımızın çoğunlukta olduğu hizmet kolunda sendikacılık yapıyoruz. Bu sebeple kadın çalışanlarımızın sorunlarını daha yakinen takip ediyor, çözümü için çalışıyoruz. Kadınlarımızın çalışma hayatında yaşadığı en büyük mağduriyet olan başörtüsü engeli, Memur-Sen olarak bizim düzenlediğimiz imza kampanyası sonrası giderilmiştir. Doğum öncesi ve doğum sonra çalışan annenin bir nebze olsun rahatlaması için yasal düzenlemeler yapılmasına öncülük ettik. Çalışma hayatında kadınlarımızın yaşadığı en büyük sorunlardan biri de kreş sorunudur. Özellikle 24 saat esasına göre çalışan sağlık çalışanlarına yönelik 24 saat hizmet veren kreşlerin açılmaması bir eksikliktir. Bu konuda ilk adımı atan Sağlık Bakanlığı’nın kreş uygulamasını yaygınlaştırması gerekmektedir.

Kadınların çalışma hayatında yaşadığı bir başka mağduriyet ise, bu toplumun bir ayıbı olan mobbing ve tacizlerdir. Bu yönde toplumsal bilinç artırılmalı, yaşanmaması ve konuşulmaması dahi gereken bu olaylar sona ermelidir.

Hiçbir kızımız, kadınımız bir kendini bilmezin kurbanı olmamalıdır. Kadınlarımıza, milletçe sahip çıkmalı, bütün kadınları Yaradanın bir emaneti olarak görmeli, ona göre davranmalıyız.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün, gelenekselleşen kutlama günlerinden sıyrılıp, kadının gerçek sorunlarının ele alındığı ve çözüme kavuşturulması konusunda gerçekçi iradenin ortaya konduğu günlere dönülmesini, acıların sona ermesini, gözyaşlarının dinmesini diliyoruz.

Başta bu cennet vatan için toprağa düşmüş şehit annelerimiz olmak üzere Sağlık ve Sosyal Hizmet kolunda faaliyet gösteren kadınlarımızın ve bizi biz yapan tüm kadınlarımızın, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü tebrik ediyorum.

 Yeniden Refah Partisi Tepebaşı İlçe Başkanı Emrah Altun 

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde kadınlarımıza vereceğimiz en güzel armağan, İstanbul sözleşmesini iptal etmek olacaktır. İmzalandığı 2011 yılından günümüze kadar istatistiklere göz attığımızda ne yazık ki kadın cinayetleri artışının 5 katına yaklaştığı görülmektedir. Ayrıca nüfusa oranla, evlenme yüzdesi de büyük bir düşüş gözlenirken, boşanma yüzdesi ise büyük bir artış gözlenmektedir. 

Kadınlarımızı Avrupa'dan dayatma bir sözleşmeye kurban etmektense, kendi milletimizin örf, adet, gelenek ve göreneklerine uygun yasa ve kanunlarla koruma altına almamız gerekiyor. 

Yeniden Refah Partisi iktidarında bu ifsat sözleşmesini iptal edip, kendi geleneklerimize uygun kanunlarla aile ve kadınlarımızı koruma altına alacağız. 

Kadına şiddete hayır diyerek, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyorum.
 

Yorumlar (0)
banner914
Günün Anketi Tümü
Koronavirüs (Covid-19) aşısı olmayı düşünüyor musunuz?
Koronavirüs (Covid-19) aşısı olmayı düşünüyor musunuz?
Namaz Vakti 18 Nisan 2021
İmsak 04:39
Güneş 06:09
Öğle 13:02
İkindi 16:46
Akşam 19:46
Yatsı 21:10

Gelişmelerden Haberdar Olun

@