alexa

Eskişehir'den 'Öğretmenler Günü' mesajları

24 Kasım Öğretmenler Günü... Bu önemli ve anlamlı günde Eskişehir'in bürokratları, siyasileri ve STK temsilcileri birer kutlama mesajı yayınladı. O mesajları sizler için derledik.

Güncel 23.11.2020, 15:56 24.11.2020, 10:41 ABONE OL: google news
Eskişehir'den 'Öğretmenler Günü' mesajları

24 Kasım Öğretmenler Günü... Bu önemli ve anlamlı günde Eskişehir'in bürokratları, siyasileri ve STK temsilcileri birer kutlama mesajı yayınladı. O mesajları sizler için derledik.

ESKİŞEHİR VALİSİ EROL AYYILDIZ

"Millet Mekteplerinin açıldığı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e Başöğretmenlik unvanının verildiği bu onurlu günde, en değerli varlıklarımız olan evlatlarımızı emanet ettiğimiz, ülkemizin her bir köşesinde canla başla çalışan bütün öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü yürekten kutluyorum.

Beşikten mezara kadar ilim tahsil etmeyi emreden, kalemi kılıçtan üstün tutan bir medeniyetin temsilcileri olarak öğretmenlerimize büyük önem veriyoruz. Bedeli maddi karşılıkla ölçülemeyecek kadar saygın; sevgi, şefkat ve fedakârlık gerektiren bir mesleği icra eden öğretmenler gelişmiş ve müreffeh bir Türkiye hedefine ulaşmamızda en büyük güvencemizdir. Geçmişte olduğu gibi bugün de değişimin, gelişimin, daha ileri hedeflere doğru yürümenin anahtarı durumundaki öğretmenler kalkınmanın öncülüğünü yapmaktadır. Bir ülkenin kalkınmasında, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesinde ve ülkenin kültürel mirasının genç kuşaklara aktarılmasında öğretmenlerimizin sorumluluğu büyüktür.

Öğretmenler bir toplumun aklı ve kalbidir. Toplumu kucaklayan, erdemli ve ahlâklı nesillerin yetişmesi, öğretmenlerimizin üstün gayreti ve başarısıyla mümkündür. Şüphesiz asıl başarı “güzel ahlâk”tır. Başarılı bireyler yetiştirmenin yanında, hatta ondan da önemlisi; değerlerimizle kuşanmış, birbirine ayna olan, vicdanını kendi üzerine gözcü koyan nesillere şekil vermek ancak öğretmenlerimizin eliyle olacaktır. Nitekim Başöğretmen Atatürk’ün öğretmenliği “irfan ordusu” şeklinde nitelendirmesi aynı bakış açısını ifade etmektedir.

Başöğretmen Atatürk “İki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri milletin geleceğini yoğuran irfan ordusu.” demekte; irfan ordusunun vazifesini de en veciz şekilde yine kendisi açıklamaktadır: “Sizler ölen ve öldüren birinci orduya niçin öldürüp niçin öldüğünü öğreten bir orduya aitsiniz.”

Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere görevi başında şehit olan öğretmenlerimiz ve ebediyete irtihal etmiş kıymetli öğretmenlerimizi de rahmet ve minnetle anıyorum. Görevlerini hakkıyla yerine getirmiş, ülkesine ve milletine hayırlı nesiller yetiştirmiş, bugün emekliliğini yaşayan öğretmenlerimize de hayırlı, sağlıklı, mutlu ve uzun ömürler diliyorum."

AK PARTİ MKYK ÜYESİ, ESKİŞEHİR MİLLETVEKİLİ HARUN KARACAN

"Öğretmenlik; emek, özveri, sabır isteyen, bedeli hiçbir maddi karşılık ile ölçülemeyecek kadar onurlu ve kutsal bir meslektir, aynı zamanda o topluma bir medeniyet ve kültür inşa etmektir.

Ülkemizin her köşesinde eğitim-öğretimin güneşi olan, bu memleketin her karışını ışıklarıyla aydınlatan, fedakârlığı hayat biçimine dönüştürmüş, eğitmeyi ve öğretmeyi bir ideal olarak benimseyen öğretmenlerimize gösterdikleri özveri ve emekleri için teşekkür ediyorum. 

Güçlü Bir Türkiye hedefleriyle ilerleyen devletimiz dünyayı da etkisi altına alan COVİD 19 virüsü nedeniyle uzaktan eğitime başlamak zorunda kalmış ama yüreği şefkat, aklı hür ve bilgiyle donatılmış öğretmenlerimizin sayesinde uzaktan eğitimde dahi geleceğimizin teminatı evlatlarımızı en iyi şekilde eğiteceğine olan inancımı da paylaşmak istiyorum.

Bu vesileyle; Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve görevi sırasında şehit olan öğretmenlerimiz başta olmak üzere, kendi öğretmenlerim, Eskişehir’de ve yurdumuzun her köşesinde görevlerini özveriyle yerine getiren tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü en içten duygularımla kutluyorum."

ESKİŞEHİR MİLLETVEKİLİ PROF. DR. EMİNE NUR GÜNAY

"Öğretmenlik sadece bir meslek değil, nesilleri yetiştiren, geçmiş ile gelecek arasında köprü kuran, geleneklerimizi ve kültürümüzü geleceğe aktaran, nitelikli insan gücü yetiştiren onurlu bir görevdir.  Bilime, öğrenmeye ve gelişime açık toplumlar yetiştirmeye çalışan öğretmenler toplumun manevi mimarlarıdır.

Öğretmenler hayatımızdan yıllar geçse de unutulmazlar. İnsanların çoğu ilkokul öğretmeninin ismini, yaşamlarını şekillendiren hocalarını hatırlarlar. Anne babadan sonra gelen en kıymetli hayata dokunan rol modellerdir öğretmenler. Hayatımıza dokunan mesleğini aşkla yapan öğretmenler de öğrencilerini asla unutmazlar. Hayat akar, hayat değişir ve bir gün yollar tekrar kesişirse gözleri parlar o aşkla mesleklerini yapan öğretmenlerin. 

Toplumları eğiten, nesilleri yetiştiren öğretmenlerimize ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu mesleğe hayatını adamış, gayesi insan yetiştirmek olan bu onurlu ve önemli görevi yerine getirmiş, şu anda getirmekte olan ve aday olan tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyor, en içten şükranlarımı sunuyorum."

ESKİŞEHİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI PROF. DR. YILMAZ BÜYÜKERŞEN

Bugün 24 Kasım. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Millet Mekteplerinin Başöğretmenliği görevini kabul ettiği tarih. Başta Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bugüne kadar yeni nesillerin eğitimleri için emek vermiş ve vermekte olan tüm öğretmenlerimize şükranlarımı sunuyorum. "Öğretmen" olmak, bana göre bir ayrıcalıktır. Çünkü öğretmen insanı inşa eden, ailesiyle birlikte bir çocuğun yetişmesinde en önemli yere sahip olan kişidir. Öyle ki, ilkokul öğretmenini, ortaokul, lise öğretmenlerini hatırlamayan insan yoktur. Onlar, ülkenin geleceğini belirleyen en önemli meslek gruplarından birine mensupturlar.

Hem insanın, hem de ülkenin gelişiminde ve geleceğinde bu kadar önemli olan öğretmenlerimiz, günümüzde ne yazık ki, çok çeşitli sıkıntılarla boğuşuyorlar. Bu sıkıntılar onları öylesine bunaltıyor ki, çoğu zaman mesleklerini idealleri uğruna değil, yalnızca kendilerinin ve ailelerinin geçimini sağlamak için yapmak zorunda kalıyorlar. 500 binin üzerinde Eğitim Fakültesi mezunu, atama bekleyen öğretmenimiz var. Bunun verdiği stresle baş edemeyip canına kıyan öğretmenler var. Korkarım, Eğitim Fakülteleri bu hızla mezun vermeye devam ederlerse, Cumhuriyet'in 100'ncü yılı olan 2023'te, atama bekleyen öğretmen sayısı 1 milyona ulaşacak. 

Pandemi dönemi ise, öğretmenlerimiz için başka bir sorun. Belki de sağlık çalışanlarının ardından en önemli risk grubundalar. Yine de her biri, canla başla çalışmaya, görevlerini yapmaya devam ediyorlar.

Gönül isterdi ki, bugün onlarla ilgili güzel şeyler söyleyebilelim, onlar da bu anlamlı günlerini mutluluk, sağlık ve neşe içinde geçirsinler...

Ancak yine de geleceğe olan umudumuzu hiç bir zaman yitirmeyeceğiz. Hayat devam ettikçe, dünya var oldukça umut da var olmaya devam edecektir. 

Bu düşünce ve temennilerle, 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü bir kez daha kutluyor, bugüne değin emek vermiş tüm öğretmenlerimizi saygıyla selamlıyorum.

ODUNPAZARI BELEDİYE BAŞKANI KAZIM KURT

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı. Mesajında nitelikli bir eğitim sisteminin ülkelerin özgürlük ve bağımsızlığının temel yolu olduğunu ifade eden Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, eğitimin asli unsurunun ise öğretmenler olduğuna dikkat çekti. 

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün başöğretmenliğinin kabul edildiği günün 'Öğretmenler Günü' olarak kutlandığını hatırlatan Başkan Kurt, mesajında şu sözlere yer verdi: “Çocuklarımızı emanet ettiğimiz ve geleceğimizin mimarı olan öğretmenler en iyi koşullara sahip olmadan, ülkemizin eğitim sistemi hak ettiği seviyeye çıkamaz. Bugün ne yazık ki öğretmenlerimiz yoksulluk, baskı ve korona virüs salgını ile boğuşmaktadır. Öğretmenlerimizin büyük bir çoğunluğu yoksulluk sınırının altında ücret alıyor; ekonomik nedenlerden dolayı sağlık sorunları yaşıyor, aile hayatları etkileniyor. Hükümetin uyguladığı baskı politikaları da öğretmenlerin yaşamlarını ağırlaştırmış durumda. Özellikle korona virüs salgını döneminde öğretmenlerimiz, tüm zorluklara rağmen fedakârca çalışmaya devam etti. Çocuklarımızı, değişen dünyaya ayak uydurabilecek şekilde bilgili, donanımlı, dinamik ve açık fikirli bireyler olarak yetiştirmek için canla başla çalışan öğretmenlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum.

Ataması yapılmayan öğretmenler sorunu hala tüm yakıcılığı ile karşımızda duruyor. Kitap tutması, öğrencilerinin elinden tutması gereken gencecik eller; pazarda limon satmaya, inşaatlarda duvar örmeye zorlanmaktadır. Onlarca gencecik öğretmen, atanamadığı için yaşadığı ekonomik sorunlardan dolayı depresyona girerek canına kıyıyor. Yanlış eğitim politikaları nedeniyle, binlerce yetişmiş öğretmen öğrencilerinden, yüz binlerce öğrenci de hak ettikleri nitelikteki öğretmenden mahrum durumda. Eğitimin sorunlarının çözülmesi, ulusların kültür, sanat, bilim, teknoloji, sosyo-ekonomik alanlarda kalkınması ve üretimiyle çağa yön verebilmesi anlamını taşımaktadır. Eğitimli, aydın bireylerin oluşturduğu toplum, dogmaların değil, aklın, bilimin ve sağduyunun yol göstericiliğinde sağlıklı kararlar alarak, demokrasiyi kurum ve kurallarıyla yaşatabilir, toplumsal gelişimini sürekli kılar. Bu da eğitim 

sisteminde yaşan problemlerin çözülmesi, öğretmenlerimizin yaşadığı sorunların ortadan kaldırılması ile mümkündür. 

Onurlu meslekleriyle her zaman sevgiyle andığımız, saygın kişilikleriyle yüreklerimizde yaşattığımız siz değerli öğretmenlerimizin, Öğretmenler Günü'nü içten duygularla kutluyor, başarılarınızın devamını diliyorum. Son olarak; Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi; Öğretmenler! Cumhuriyet fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafazakârlar ister. Yeni nesli bu nitelik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.”

TEPEBAŞI BELEDİYE BAŞKANI AHMET ATAÇ

Yeni nesillerin yetişmesinde öğretmenlerin üstlendiği görevin hayati olduğunu kaydeden Başkan Ataç, “Öğretmenlik, dünyada en çok sorumluluk üstlenilen fakat bu ağır sorumluluk ile birlikte en kutsal mesleklerden bir tanesidir. Toplumun bilinçli, sorgulayan, araştıran ve ülkesine yararlı bireylerden oluşmasında bilgisi ve emeğiyle çaba harcayan öğretmenlerimiz, bu sayede geleceği şekillendirmektedir. Özellikle tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs süreci ile birlikte öğretmenlerimizin de görev ve sorumlulukları artmıştır. Öğretmenler, yavrularımızın daha yaşanabilir bir geleceğe yürümeleri için birçok zorluğu fedakarca göğüslemektedir. Öğretmen, her şeyden önce kendine teslim edilen tertemiz ruhlara, beyinlere şekil veren bir ruh sanatkarıdır. Öyle ki yetiştirdikleri öğrenciler ile sadece kendi yaşadıkları döneme değil, yarınlara da şekil veren gelecek mimarlarıdır. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de öğretmenin önemini vurgularken, gençliğin ve toplumun geleceği demek olduğunu ve gelecek nesillerin de öğretmenlerin eseri olacağını belirtmiştir. Bu duygu ve düşüncelerle tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü içtenlikle kutluyorum. Tüm dünyada sağlık tehdidi olarak devam eden pandemi sürecinde çocuklarımız için fedakarca görev yapan öğretmenlerimize görevlerinde başarılar diliyorum. Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk‘ü ve aramızdan ayrılan öğretmenlerimizi de rahmet ve minnetle anıyorum” ifadelerini kullandı.

ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. KEMAL ŞENOCAK

"Eğitim kelimesini “seferberlik” kavramı ile birleştirmeye alışkındır dimağlarımız. Çünkü bizler için Cumhuriyet’in tüm yurtta verdiği mücadelenin adıdır “eğitim seferberliği”. Çünkü cehalete karşı bir savaştır eğitim ve bu savaşta galip gelmenin yegâne yolu milletin adeta bir harp halindeymişçesine tüm güç ve kaynaklarıyla kendini ortaya koymasından geçmektedir. Çünkü “Cehalet yenilmesi gereken en büyük düşmandır.”

Bizlere cehaleti en büyük düşman olarak gösteren Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk, bu mücadelenin en büyük savaşçılarının da öğretmenler olduğunu her fırsatta dile getirir. Onlara en bilindik sözleriyle “Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” diyerek seslenir. Ancak pek azımız bu sözlerin nasıl devam ettiğini biliriz. Oysa hemen ardından “Eserinizin kıymeti, yaptığınız fedakârlığın derecesiyle orantılı olacaktır.” diye ekler Başöğretmen. Çünkü savaşın ortasında eğitim meşalesini yakmak güçtür. Asırlardır cehalete terk edilmiş bir milleti, cehaletle savaşa davet etmek güçtür ve öğretmenlik bu zorlu yolda fedakârlığın diğer adıdır. Bugün adım adım muasır medeniyetler yolunda ilerlerken dahi Anadolu fedakar öğretmenlerin dokunduğu hayatların hikayeleriyle doludur. Çünkü bugünün öğretmenleri bayrağı; doğuda Milli Mücadele meşalesini ateşleyen Erzurumlu muallim Dursunoğlu Cevat’tan, Fransız işgalinde şehit düşen Maraş Lisesinin genç matematik öğretmeni Hayrullah Efendi’den,  1920’de Sultanahmet Mitinginde “Önümüzde açık iki yol var: Biri, tarihimize şanımızla devam etmek, diğeri gözlerimizle beraber tarihimizi de kapayıp ebediyete götürmektir.” diye haykıran muallime Nakiye Hanım’dan devralmıştır. 

Bu meşale bağımsızlığın da evrenselliğin de tek yolu olan bilimin meşalesidir. Aklın ve bilimin ışığında düşünen, sorgulayan ve üreten fikri hür, vicdanı hür nice nesiller yetiştirme vazifesini üstlenen öğretmenler, geleceğe dokunma imkanını yakalayan nadir insanlardandır. Bu büyük sorumluluğu omuzlarında taşıyan öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü kutluyor, başta Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete irtihal etmiş öğretmenlerimizi rahmetle anıyorum."

ESKİŞEHİR ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ BAŞKANI NADİR KÜPELİ

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

 Başkan Küpeli mesajında “İyi yetişmiş, nitelikli insan gücüne sahip toplumların temel özelliği eğitime büyük önem vermeleridir” diyerek, “Dünyanın en büyük ekonomilerinden, en büyük güçlerinden birisi olmanın en temel şartı, eğitimli insan gücüne sahip olmaktır. Türkiye’nin çağı yakalayabilmesi, huzur ve refaha kavuşabilmesi, başta sanayi olmak üzere her alanda ve meslekte ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünü yetiştirebilmesiyle mümkündür. Bunun yolu da şüphesiz ki çağdaş eğitimden geçmektedir. İyi yetişmiş, donanımlı ve nitelikli insan gücüne sahip toplumların temel özelliği eğitime büyük önem vermeleridir. Donanımlı öğretmenlerin yetiştireceği yeni nesiller, toplumu medeniyet yarışında en ileri götürecek gücümüzdür. Gelecek nesilleri en iyi şekilde ve çağdaş bir donanımla yetiştirmek adına umut bağladığımız gerçek güç olan öğretmenlerimizin çok büyük fedakârlıkla çalıştıklarını görmek, geleceğe yönelik umutlarımızı hep canlı tutmaktadır. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi olarak eğitime çok büyük önem vermekteyiz. 2019 yılında açtığımız Özel EOSB Mesleki ve Teknik Lisemiz bu yıl içinde son teknolojik sistemler kullanılarak projelendirilen yeni ana kampüs binasında hizmet vermeye başlamıştır. Okulumuz, vereceği çağdaş eğitimle Eskişehir sanayisinin nitelikli ara ve ana eleman ihtiyacını büyük oranda karşılayacaktır. Bu vesile ile Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk ve görevi başında şehit olan öğretmenlerimizi saygı, şükran ve rahmetle anıyor; başta öğretmenlerimiz olmak üzere tüm eğitim camiamızın 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyorum” dedi.

HAN KAYMAKAMI ORAY GÜVEN

 "Güçlü Türkiye geleceği bu günden yakalamak, geleceğimizin teminatı evlatlarımızın mili değerlerimize bağlı, gelişme ve ilerlemenin tek koşulunun çalışmak ve üretmek olduğunu benimsemiş olarak yetiştirilmesiyle gerçekleşebilecektir. Ülkemizin muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkması ve uluslararası camiada saygın bir ülke haline gelmesi için şüphesiz en önemli mesleklerin başında öğretmenlik mesleği gelmektedir. Öğretmenlerimizin ifa ettikleri kutsal ve zor görevin karşılığı olarak, toplum nezdinde hak ettikleri saygın yer her zaman daim olacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutlar. Aileleriyle birlikte sağlık, başarı ve mutluluklar dilerim''

ÇİFTELER BELEDİYE BAŞKANI KADİR BIYIK

"Geleceğe ışık ve nesillere umut olan öğretmenlerimiz fedakârca yurdumuzun dört bir köşesinde yılmadan, yorulmadan görevlerini ifa etmektedirler. Öğretmenlik mesleği sadece eğitim vermekten ibaret değildir. Aynı zamanda yetiştiren, olgunlaştıran geleceğe hazırlayan ve ülkelerin uygarlık seviyelerine ulaşmalarındaki en büyük yol göstericileridir. 

Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini yoğuran irfan(bilim, kültür) ordusudur.

Dünya görüşü açık olan, eğitimi sadece ders kitaplarından ibaret görmeyen, geçmişini unutmayan, geleceğe ışık olan Cumhuriyetimizin ilelebet yaşatılması için bireyleri yetiştiren ve bu farkındalığı benimseten öğretmenlerimiz ile mümkün olacaktır. Ülkemizin her köşesinde zor şartlarda vatan ve millet aşkını çocuklarımıza aşılamak için en büyük fedakarlığı şüphesiz öğretmenlerimiz yapmaktadır. Okuyan, araştıran, sorgulayan, vatanını seven bireyler öğretmenlerimiz sayesinde olmaktadır. Hz. Ali Efendimizin “Bana Bir Harf Öğretenin Kırk Yıl Kölesi Olurum” diyerek öğretmenlik mesleğin ne kadar kutsal olduğunu bizlere anlatmıştır.

Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, cennet vatanımızın her köşesinde fedakârca görev yaparken ve öğretmen adayıyken şehadet şerbeti içen eğitim Şehitlerimiz Ruhi Kılıçkıran, Hilmi Sakarya, Ertuğrul Dursun Önkuzu, Aybüke Yalçın, Necmettin Yılmaz, Fırat Yılmaz Çakıroğlu ve daha nice şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, Kıymetli babam, sevgili eşim ve aydınlık yarınlarımızın mimarı tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum."

TÜRK EĞİTİM SEN ESKİŞEHİR ŞUBE BAŞKANI HAYDAR URFALI

Eğitimin gücü; kalitesinde ve verimliliğindedir. Bunu da sadece öğretmenler ile başarılabilir. Öğretmenlerin eğitim sürecinin en önemli öğesidir. Nesiller yetiştiren, onları geleceğe hazırlayan, bilgisini, birikimini, tecrübesini öğrencilerine aktaran öğretmenlerimize ne kadar teşekkür etsek azdır.

Unutulmamalıdır ki; en iyi okulları da yapsanız, o okulları en son teknolojiyle de donatsanız şayet öğretmeniniz yoksa, öğretmeninize kıymet verilmiyorsa, öğretmeniniz huzurlu ve mutlu değilse, eğitimde hiçbir ilerleme sağlayamazsınız.

 “Sokrates, “Dünyada her şeye bir değer biçilebilir, fakat öğretmenin yaptıklarına asla. Çünkü o her şeydir. Belki de hiçbir şey!” diyerek öğretmenin önem ve değerini çok net olarak ifade etmiştir.

Büyük Önderimiz, Başöğretmenimiz Atatürk “Öğretmenler; Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakârlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır…” diyerek öğretmenlik mesleğinde fedakârlığa vurgu yapmıştır.

İçinde yaşadığımız 21. yüzyıl bağlamında eğitim süreçlerinde yaşanan sorunlarla birlikte, öğretmenin rol ve sorumluluklarına ilişkin beklentiler de artmıştır. Bu süreçte eğitim ordumuzun neferleri öğretmenlerimiz birçok sorunla karşı karşıyadır.

Sendikamız her yıl olduğu gibi, 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle yaptığımız çalışmada öğretmenlerimizin sorunlarının belirlenmeye çalışmıştır. Araştırma sonuçlarının öğretmenlerimizle ilgili politikaların belirlenmesine ışık tutmasını temenni ediyoruz.

Türk Eğitim-Sen’in araştırmasına 09-16 Kasım tarihleri arasında 15 bin 811 öğretmen katılmıştır.

Demografik Değişkenler

Ankete katılanların % 66,3’ü erkek, % 33,7’si kadındır. Yüzde 89’u kadrolu, % 9’u sözleşmeli, % 2’si ücretli öğretmendir. % 35.9’unun kıdemi 1-10 yıl, % 33’ünün kıdemi 11-20 yıl, % 31,1’inin kıdemi 21 yıl ve üstüdür. % 82,5’i öğretmen, % 9,6’sı müdür yardımcısı, yüzde 6,1’i müdür, yüzde 1,8’i de diğer cevabı vermiştir. % 3,6’sı okul öncesi, % 31,1’i ilkokul, %31,7’si ortaokul, %33,6’sı lisede görev yapmaktadır.

Araştırmaya katılan öğretmenlerin;

Ekonomik sorunlar

•    % 71,7'si aldıkları maaşın yaptıkları işi karşılamadığını, % 22,7’si kısmen karşıladığını söylüyor.
•    % 52'si daha iyi iş bulursa mesleği bırakacağını ifade etmektedir.
•    Öğretmenler bütçelerinden en çok gıdaya pay ayırmaktadır. Katılımcıların % 69,5’i ilk üç harcaması içinde en çok gıdanın olduğunu, % 52,2’si ilk üç harcaması içinde en çok kredi ödemesinin olduğunu, % 44,6’sı ilk üç harcaması içinde en çok konut-kira olduğunu ifade etmiştir.
•    Öğretmenlerin % 42'si salgın döneminde kredi çekmişlerdir. Kredi çekenlerin %21,9'u 10.000-30.000 arası; %19,1'i 100.000 den fazla; %16,6'sı 30.000-50.000 arası; %15,8'i 5.000-10.000 arası; %12,7'si 50.000-70.000 arası;%10,9'u 70.000-100.000 arası ve % 3'ü 5000 TL den az kredi çekmiştir.
•    Öğretmenlerin % 51,1'i ay sonunda ceplerinde hiç para kalmadığını söylerken; % 20,5’i 100-300 TL, % 10’u 300-500 TL, % 8,7’si 900 TL ve üzeri, % 5,6’sı 500-700 TL, % 4,1’i de 700-900 TL arasında kaldığını ifade etmektedir.
•    Öğretmenlerin % 14’ü ek iş yapmaktadır.
•    Öğretmenlerin % 82,8’i salgında mutfak harcamalarının arttığını ifade etmişlerdir.
•    Öğretmenlerin % 32,7'si bütçelerinin % 31-40 arasını; % 29,2'si bütçelerinin % 21-30 arasını; %16,5'i bütçelerinin % 41-50 arasını; % 9,6'sı bütçelerinin %51-60 arasını; % 7'si bütçelerinin % 10-20 arasını; % 5’'i bütçelerinin % 61 ve üzerini MUTFAĞA harcadıklarını ifade etmişlerdir.
•    Öğretmenlerin % 2’si maaşlarına haciz konulduğunu söylemiştir.
•    Öğretmenlerin % 39'u uzaktan eğitim için tablet ya da bilgisayar almışlardır.

Salgın dönemi sağlık hizmetlerinde görev almaya yönelik sorunlar

•    Öğretmenlerin % 15,6’sı Vefa Destek Grupları/Filyasyon Ekipleri/Mahalle Denetleme Ekiplerinde gönüllü çalışmışlardır.
•    Ekiplerde gönüllü çalışan katılımcıların % 62,6'sı koruyucu malzeme ve ekipman verilmediğini belirtmişlerdir.
•    Gönüllü ekiplerde görev alanların % 30'u ekiptekilerden birilerinin Covid-19'a yakalandığını belirtmişlerdir.
•    Gönüllü ekiplerde görev alan katılımcıların % 41,2'si kendilerini en çok yıpratan hususun toplumun öğretmenlerin özverili çalışmasını görmezden gelmeleri olduğunu ifade etmiştir. Bunu % 25,9 ile insanların salgına karşı umursamaz tavırları; %19,7 ile zorunlu gönüllülük; %10,7 ile sağlığını kaybetme korkusu ve % 0,7 ile yıpranma takip etmektedir. Bu soruya diğer cevabı verenlerin oranı % 1,8’dir.
•    Gönüllü katılımcıların sadece % 27'si ödül almıştır.

Salgın dönemi yüz yüze eğitim süreçleri ile ilgili sorunlar

•    Katılımcıların % 45,9'u okullarda maske kullanımının yeterli; % 13,4’ü çok yeterli; %26,5’i kısmen yeterli; % 8,9'u yetersiz ve % 5,3'ü çok yetersiz olduğunu belirtmiştir.
•    Katılımcıların % 34,3'ü okulda hijyen kurallarının kısmen yeterli; %18,2'si çok yetersiz; % 22,9'u yetersiz; % 19,8'i yeterli ve % 4,7'si çok yeterli olduğunu ifade etmiştir.
•    Katılımcıların % 36,5'i okulda mesafe kuralına uymanın yeterli; % 10,6'sı çok yeterli; % 31,7'si kısmen yeterli; % 13,2'si yetersiz ve % 8,1'i çok yetersiz olduğunu ifade etmiştir.
•    Katılımcıların % 55,6’sı okulların açılmasından tedirgin olmuşlardır.
•    Salgında yüz yüze eğitim veren katılımcıların % 54,2’si okullarında Covid-19 vakası görüldüğünü ifade etmişlerdir.
•    Vaka görüldüğünü ifade eden katılımcıların % 65,7'si vaka tespit edildikten sonra eğitim öğretime devam edildiğini; % 30'u vaka görülen sınıfın tatil edildiğini ve öğrencilerin karantinaya alındığını; % 3,2'si öğrencinin evde karantinaya alındığını; % 0,9'u öğretmenlerin karantinaya alındığını ve % 0,2'si ise bu konuda bilgilerinin olmadığını ifade etmişlerdir.
•    Katılımcıların % 55'i okula kendi aracını kullanarak gitmektedir.

Salgın dönemi emeklilik ile ilgili sorunlar

•    Emekliliği gelen katılımcıların % 61,7’si emekli olmayı istememektedir. Emekli olmak istemeyenlerin çoğunluğu ise emekli maaşı ile geçinemeyeceğini düşündüğü için emekli olmak istememektedir. Emekli olmak istemeyen katılımcıların % 62,3'ü seçilen ilk iki nedeninde ilk sıraya emekli maaşı ile geçinmenin mümkün olmadığını; % 48,7'si ilk sıraya 3600 ek göstergeyi, % 42,1'i çocukların eğitimini ve % 11,7'si ise hazır olmamayı koymuşlardır.
•    Emekli olmak isteyenlerin çoğunluğu mesleğin kendilerini yıprattığı için emekli olmayı istemektedirler. Emekliliği gelen katılımcıların % 44,2'si seçilen ilk iki nedeninde ilk sıraya mesleğin kendilerini yıprattığını; % 33,8'i ilk sıraya mali ve özlük hakların mesleki doyumu sağlamadığını; % 21,1'i ilk sıraya Covid-19'u koymuşlardır. % 7,5'i çalışma ortamındaki huzursuzluğu, % 2,6'sı ise amir-meslektaş sorununu belirtmiştir.

Mesleki imajla ilgili sorunlar

•    Öğretmenlerin % 62'si salgın döneminde kendilerini değersiz hissetmişlerdir.
•    Katılımcıların % 69,8'i öğretmenliğin toplum tarafından saygın bir meslek olarak görülmediğini; % 27,2'si kısmen; % 2,9'u ise saygın olarak görüldüğünü düşünmektedirler.
•    Katılımcıların % 59,3’ü MEB uygulamalarına göre öğretmenlik mesleğinin profesyonel bir meslek olarak algılanmadığını düşünmektedirler.
•    Katılımcıların % 90,3'ü salgın döneminde öğretmenlik mesleğinin itibarını zedeleyen ilk üç neden içinde en çok "Öğretmenler çalışmadan ücret alıyor" algısını; % 46,5'i ilk üç neden içinde en çok liyakatsizliği; % 11,5''i sendikal ayrımcılığı ve % 3,8 ise diğer seçeneğini belirtmişlerdir.
•    Katılımcıların % 70,3'ü öğretmenlik mesleğinin toplum tarafından saygın görülmemesinde ilk iki neden içinde en çok "Siyasilerin tutum ve davranışlarını", % 47,4'ü ilk iki neden içinde en çok "Toplumun tutum ve davranışlarını", % 44,3'ü  "Merkezi eğitim yöneticililerinin tutum ve davranışlarını", % 20,9'u ise "Yerel yöneticilerin tutum ve davranışları" olduğunu belirtmiştir.
•    Katılımcıların % 63,6'sı öğretmenlerin mesleki imajlarına katkıda bulunmak için MEB'in yapması gereken ilk iki husus içinde en çok Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkarılması gerektiğini, % 49,5'i görevde yükselmenin hakkaniyet ve liyakate göre olması gerektiğini, % 47,2'si karar alma süreçlerinde öğretmen görüşlerinin alınması gerektiğini, % 32,1'i disiplin ve sınıf yönetmeliğinin değiştirilmesi gerektiğini, % 30'u öğretmenlere asli vazifeleri dışında görev verilmemesi gerektiğini, % 25,1'i öğretmenlik kariyer basamaklarının uygulanması gerektiğini ve % 19,4'ü okul şartlarının iyileştirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir.

Mesleki doyum ve tükenmişlikle ilgili sorunlar

•    Katılımcıların % 41,7'si kendilerini okullarında kısmen değerli hissettiklerini; %26,2'si değersiz hissettiklerini; %32,1'i ise değerli hissettiklerini ifade etmişlerdir.
•    Katılımcıların % 54'ü mesleklerinden kısmen memnundurlar.
•    Katılımcıların % 43,2’si mesleklerini yaparken kısmen tükenmiş olduklarını, %31,2'si tükenmiş olduklarını ve % 25,6’sı tükenmişlik yaşamadıklarını ifade etmektedirler.
•    Katılımcıların % 82'si öğretmenlerin de yıpranma payı ile emekli olmasını desteklemektedir.
•    Katılımcıların % 82'si proje okullarına yönetici ve öğretmen atamalarının herhangi bir kritere bağlı olmamasını doğru bulmuyor.
•    Katılımcıların % 87,8'i maaş karşılığı girilen derslerdeki ek ücretin branşlara göre farklılık göstermesini doğru bulmamaktadır.
•    Katılımcıların %69,1'inin Bakan Ziya Selçuk'tan ilk üç beklentisi içinde en çok olanı 3600 ek göstergedir. Katılımcıların % 59,2'sinin ilk üç beklentisi içinde en çok olanı öğretmenlerin mali haklarının çözülmesidir. Katılımcıların % 50,1'inin mesleğin itibar kaybının önlenmesidir. Katılımcıların % 34,8'inin Öğretmenlik Meslek Kanunu'nun çıkarılmasıdır. Katılımcıların %26,4'ünün yönetici atamalarında liyakate önem verilmesidir. Diğerleri ise öğretmen yetiştirme sorunu, tayin özlük hakları sorunu, kadrolu-sözleşmeli ayrımı ve nicel eksikliklerdir.

En büyük temennimiz anket çalışmasında da açık şekilde ortaya konulan sorunların çözülmesi, beklentilerin karşılanmasıdır. Biz şuna inanıyoruz: Eğitimin taşıyıcı kolonu öğretmendir. Diğer tüm değişkenler öğretmenden sonra gelir. Öğretmeni huzurlu kılmadan, öğretmenlerimizin beklentilerini karşılamadan, öğretmen eksikliğini gidermeden eğitimde başarı elde etmek mümkün değildir.

Ayrıca belirtmek isteriz ki; Millet Mekteplerinin açıldığı ve Cumhuriyetin kurucusu Atatürk’e Başöğretmenlik unvanının verildiği 24 Kasım tarihi bizim için çok anlamlıdır, değerlidir. Devletimizin kurucusu, Başöğretmenimiz Atatürk’ü bu özel günde özlem, minnet ve rahmetle anıyoruz. 

Öte yandan kalleş PKK tarafından katledilen Neşe Alten, Aybüke Yalçın, Necmettin Yılmaz ve daha nice şehit öğretmenimizi de minnetle yâd ediyoruz. Toprak bütünlüğümüze, birlik ve dirliğimize kast eden, bir ülkenin kalkınmasının itici gücü olan eğitimi zayıflatmaya çabalayan bölücüler bilsin ki; bu ülkede “Neşe Altenler”, “Aybüke Yalçınlar”, “Necmettin” Yılmaz’lar tükenmez.

Varlığını, bilgisini, birikimini ülkemizin geleceğine adayan öğretmenlerimiz, Öğretmenler Günü’nün gururunu yaşıyorlar. Bu vesileyle tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü bu vesileyle kutluyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.   

EĞİTİM İŞ ESKİŞEHİR ŞUBE BAŞKANI HÜSEYİN YURTMAN

Bugün Öğretmenler Günü, biz eğitim emekçileri için sadece bir kutlama değil, sesimizi duyurmanın da günüdür. 

39 yıldır ülkemizde Öğretmenler Günü olarak kutlanan bu tarihin aynı zamanda büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Millet Mektepleri'nin kendisine verdiği "Başöğretmen" ünvanını kabul etmesinin yıldönümü olması da bizlerde uyandırdığı hissiyatı büyütmektedir. 

24 Kasımlarda öğretmenlere verilen çiçekler, okunan şiirler, gönderilen sevgi mesajları yüzlerimizi güldürse de, ne yazık ki bu güzel gelenekler bile artık öğretmenlerimizin kendisini değerli hissetmesine yetmemektedir. Zira öğretmenlerimizin toplumsal statüleri, ekonomik, sosyal ve özlük hakları emek körü politikalar çerçevesinde her geçen gün biraz daha geriletilmeye çalışılmaktadır.  

Son 20 yılda valisinden Cumhurbaşkanı'na kadar öğretmeni azarlama hadsizliğini adeta bir ritüel haline getirenler her Öğretmenler Günü'nde en cümbüşlü övgüleri dizmeyi kimseye bırakmasa da, biz eğitim emekçileri için gelinen acı nokta şöyledir:

1.    Ülkemizdeki eğitim ve bilim emekçileri, OECD ülkeleri arasında ekonomik, sosyal ve özlük haklar açısından son sıralardadır. Geçtiğimiz yıllar içinde eğitim ve bilim emekçilerinin aldıkları maaşlar, rakamsal olarak artmış gibi görünse de enflasyon nedeniyle insanca yaşam seviyesinden daha da uzaklaşmıştır. Satın alma gücü düşen öğretmenlerimizin yarısından fazlası ancak ek işler yaparak geçinebilir hale gelmiştir. Gelir-Gider arasındaki bu uçurumu, ülkenin içine girdiği ekonomik kriz daha da derinleştirmiştir. Pandemi sürecinde neredeyse sabah akşam bilgisayar başında, mesai kavramından yoksun bırakılarak çalışan öğretmenlerimiz, ek ders ücreti gibi hak edişlerinden de olmuştur. Seçim boyunca hükümetin dilinden düşmeyen 3600 ek gösterge konusunda da hiçbir adım atılmamıştır.
2.    Yeni nesillerin ve dolayısıyla geleceğin mimarlığı olan öğretmenliği yapmak için üniversite sıralarında dirsek çürüten yarım milyona yakın gencimiz, atanmadığı için mesleğine kavuşamamanın hayal kırıklığı içinde yaşama tutunmaya çalışmaktadırlar. 
3.    Kamuda mesleğini icra eden öğretmenlerimiz, keyfi disiplin cezaları, sürgün niteliğinde görevlendirmeler ve liyakatsiz atanan yöneticilerin mobbingine maruz kalırken, özel okullardaki meslektaşlarımızdan AVM'lerde okul tanıtımı yapmaları bile istenir hale gelmiştir.
4.    Öğretmenlerin sözleşmeli, ücretli, kadrolu diye kategorilere ayrılması, emek sömürüsünü artırmış, modern çağın kölelik sistemini yaratmıştır. Öğretmenleri kendi aralarında bölerek sömürenler, kadro isteyen öğretmenleri azarlayacak cürete ulaşmıştır.
5.    Eğitimde giderek dozu artırılan gericileştirme ve piyasalaştırma politikaları da öğretmenlerin kabusu olmuştur. Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetine yakışır şekilde nesiller yetiştirmek için okullardaki gerici faaliyetlerle mücadele etmek isteyen öğretmenler cezalandırılır, meslekten koparılır hale gelmiştir.
6.    Kendi alanları olan eğitimde atılacak hiçbir adıma dair fikri dahi sorulmayan öğretmenler, seslerini çoğaltmak için sendikalarda örgütlense de, hükümet sadece yandaş sarı sendikayı ciddiye alan bir tutum sergilemekte ve eğitim emekçilerinin iradelerini görmezden gelmektedir. Ülkedeki okul yöneticilerinin yüzde 80'inden fazlasının AKP ekseninde hareket eden bir sendikadan seçilmiş olması, sendika kayırmacılığının sadece görünen kısmıdır.
7.    AKP'nin getirdiği 4+4+4 garabetiyle zaten ağır tahribat yaşayan eğitim sistemi, gerici müfredat; tarikatların vakıf adı altında okullara sokulması; büfe açar gibi okul açılmasına imkan tanınması; yapboz haline getirilen sınav sistemi; çağın gereklerine değil sermayenin ihtiyaçlarına göre atılan adımlar; ikili eğitim ve taşımalı eğitim utancının hala sürdürülmesi gibi rahatlıkla uzatılabilecek bir liste nedeniyle öğretmenler, veliler ve öğrenciler için cehenneme dönmüştür
8.    Meslek itibarı zayıflatılan, statüleri düşürülen öğretmenler, çok kolay tehdide uğrar, şiddete maruz kalır hale gelmiştir. 
9.    Hakları ödenmeyen öğretmenlerin, yöneticiler ve siyasiler tarafından emeği de küçümsenmeye çalışılmaktadır. Pandemi sürecinde kendi olanaklarıyla ve her şeye rağmen öğrencilerine bilgi aşılamaya çalışan eğitimciler, "Yattıkları yerden para kazanıyorlar" karalamasına maruz kalmıştır. Bu hadsizliği yapan siyasilerin aldıkları dolgun maaşlara rağmen ayda bir kez bile Meclis'e teşrif etmiyor olmaları ise yaman bir çelişki olarak ortada kalmıştır.
10.    Hükümetin gözünde öğretmenlerin emeği gibi canının da bir kıymeti olmadığı ortaya çıkmıştır. Korona konusunda halkı doğru bilgilendirmeyen hükümetin, eğitimde de gereken önlemleri almadan okulları bir açıp bir kapatması da öğretmenlerin ve öğrencilerin canını tehlikeye atmıştır. Doğa tahribatından başka hiçbir şeye yol açmayacak olan ve maliyet 75 milyar TL olan Kanal İstanbul'dan vazgeçilse dahi sadece o kaynakla bile tüm okulları koronaya karşı daha korunaklı hale getirmek mümkünken, vatandaşından 10 TL isteyen zihniyet sabunu, tuvalet kağıdını bile veliye sipariş etmiştir.

Bu karanlık tablonun aydınlığa kavuşması için;

•    Öğretmenlerin sosyo-ekonomik statülerini yükseltecek önlemler alınması,
•    Eğitim çalışanları arasında ayrımcılık yaratacak uygulamalara son verilmesi,
•    Gerici, ırkçı ve bölücü kadrolaşmanın önlenmesini, eğitim yöneticiliği için nesnel ölçütlerin geçerli kılınması,
•    İş güvencesinden yoksun sözleşmeli ve ücretli öğretmen uygulamasına son verilmesi,
•    Eğitim kurumlarımızın personel ihtiyacının, hükümetin ekonomi ve eğitimde din eksenli politikaları ile değil, gerçekçi bir biçimde belirlenmesini, yeterli sayıda öğretmen ve yardımcı personel istihdam edilmesi,
•    Ülkemizin koşulları göz önünde bulundurularak, yeni bir öğretmen yetiştirme sistemi geliştirilmesi,
•    Öğretmenlere ve eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin önüne geçecek önlemler alınması,
•    Eğitim çalışanları ve tüm kamu çalışanlarının örgütlenme haklarının önündeki bütün engellerin kaldırılıp, grevli toplu sözleşme hakkının tanınması ŞARTTIR!

Ülkesi için parlak bir gelecek düşleyen herkes bilmelidir ki o güzel günler, ancak öğretmenlerin hayat telaşına düşmeden, baskı görmeden, kendilerini sadece işlerine adayarak çalışabileceği günler sayesinde gelecektir. 

Tüm olumsuzluklara rağmen Başöğretmen Atatürk'ün dediği gibi "Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller" yetiştirmek için canla başla çalışan öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü'nü kutluyor; öğretmenleri bir gün değil her gün gülebileceği günleri örmek için mücadelemize güç vermeye davet ediyoruz.

EĞİTİM SEN ESKİŞEHİR ŞUBE SEKRETERİ MAHİR HAMDİ SARI

5 Ekim’de bütün dünya öğretmenleriyle birlikte kutladığımız Öğretmenler Günü’nü Mustafa Kemal Atatürk’e başöğretmenlik unvanın verildiği tarih olan 24 Kasım’da bir kere daha kutluyoruz. Her 24 Kasım’da olduğu gibi yine hamasi nutuklar dinleyeceğiz. Söylemleri ve uyguladığı politikalarla öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıranlar bugün öğretmenlik mesleğinin kutsallığından dem vuracaklar yine.  Oysa bizim bu söylemlere karnımız tok. Öğretmenler artık sorunlarına kalıcı çözümler bekliyor. 

Pandemi süreci bir kere daha göstermiştir ki eğitim sistemimiz; uygulanan politikaların tüm yanlışlarına, plansızlığına ve yönetim zafiyetine rağmen öğretmenlerin gayret ve azimleri sayesinde ayakta kalmaktadır. Her koşulda kendi sağlığını riske atarak öğrencilerine ulaşan, kendi çocuklarından önce öğrencilerinin eğitim hakkını gözeten öğretmenlerimiz pandemi koşullarında birçok zorluğu kendi üstün çabaları ile aşıyorlar. Bu özverili çalışmanın gereken karşılığı bulmaması ise son derece üzücüdür. 

Bütün uyarılarımıza rağmen öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz için sağlıklı bir okul ortamı oluşturamayan yöneticiler,  zaten var olan eşitsizliği iyice derinleştiren uzaktan eğitime bizleri yeniden mahkûm ettiler. Eğitim Sen olarak öğretmenlerimizin hak ettiği değeri alması için mücadeleye devam ediyoruz.

Bu vesile ile acil taleplerimizi bir kere daha yineliyoruz:  

-    Okullarımızda gerekli önlemler alınmalı, bütün öğretmen ve öğrencilere parasız, yaygın test uygulanarak yüz yüze eğitime bir an önce geçilmelidir. Bunun için ülke çapında en az 14 gün tam kapanma kararı alınmalıdır.
-    Artan pandemi vakalarına rağmen okul öncesi öğretmenlerinin sağlığını hiçe sayan karardan vazgeçilmelidir. 
-    Başta insanca yaşayacak ücret talebimiz olmak üzere, eğitim emekçilerinin bugüne kadar yaşadığı ekonomik mağduriyetler giderilmedir.  Son 20 yıl içerisinde satın alım gücümüzdeki azalmayı telafi eden adaletli bir ücret artışı sağlanmalıdır.
-    Ek ödemelerin tamamı temel ücrete ve ekliliğe yansıtılmalı, vergi dilimi uygulaması sabitlenerek ücretlerde yaşanan erimenin önüne geçilmelidir. Ek ders ücretleri günün şartlarına uyarlanarak yeniden düzenlenmelidir.
-    Bütün kamu emekçilerinin ortak talebi olan 3600 ek gösterge amasız, fakatsız derhal karşılanmalıdır.
-    Sözleşmeli/ücretli öğretmenlik gibi her türlü güvencesiz istihdam uygulamalarına, esnek, kuralsız ve angarya çalışmaya son verilmelidir. 
-    Ataması yapılmayan bütün öğretmenlerin atama sorunu çözülmelidir.
-    Kamu emekçilerinin grevli toplusözleşme hakkı önündeki engeller kaldırılmalı, gerçek bir toplu sözleşme düzeninin yaratılması sağlanmalıdır.

Değerli eğitim emekçileri,

Haklarımız yok sayılsa da, emeğimiz değersizleştirilmeye çalışılsa da, geleceğimiz belirsizliğe mahkûm edilse de inanıyoruz ki hep birlikte ve yan yana durduğumuz müddetçe başarılı olabilir ve bu gidişatı değiştirebiliriz. Haklı olan taleplerimizi kazanmak için el ele verip umudumuzu güçlendirelim.

EĞİTİM-BİR-SEN 1 NOLU ŞUBE SEKRETERİ MEHMET BİLİG

24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla eğitim çalışanlarının sorunlarına dikkat çekmek ve öğretmenlerin meslek kanunu talebini dile getirmek amacıyla düzenlediğimiz basın toplantısına hoş geldiniz. 

İnsanın, özünü keşfetmeye, kişiliğini inşa etmeye yönelik en büyük eylemi eğitimdir. Eğitimi, eğitim-eğitilen çerçevesinde, insanların birbirleriyle ilişkisinden, iletişiminden ve etkileşiminden beslenen akli süreçlerin hâkim olduğu ve ahlaki sonuçların hedeflendiği faaliyetler bütünü olarak kabul ediyoruz. Eğitimi, tam da bu yüzden hem bilim hem de hizmet noktasında vazgeçilemez, ertelenemez, yok sayılamaz, devre dışı bırakılamaz, alternatifi oluşturulamaz konumda görüyoruz. 

Eğitimde geriye düşenin ahlakta, adalette, merhamette, bilimde öne çıkması, teknolojide önde olması, ekonomik ve diplomatik düzlemde fark oluşturması mümkün olmaz. Öğretmenlik, insanlığın en kadim ve önemli mesleklerinden biridir. Öğretmen, çocuklarımızın şuur sermayesini artırma, bilgi haznesini büyütme, idrak zeminini güçlendirme, hikmeti keşfetme, hakikate ulaşma konusunda beşerin insanlaşması ve bireyin uzmanlaşması yolculuğunda hem rehber hem de rol modeldir. Bu vasıf, öğretmenlik mesleğinin tarih boyunca önemli ve değerli kabul edilmesinin de başlıca sebebidir. 

Eğitimde örnek gösterilen ülkelerde olduğu gibi, öğretmenliğin kamu sistemi içerisinde tanımlanmış eğitim-öğretim hizmetleri sınıfından müstakil bir meslek kanununa kavuşturulması hususu artık daha fazla ötelenmemelidir. Mesleğin hak ettiği şekilde tanımlanması, sosyal zeminde öğretmenlerin itibarının, haklarının korunması ve artırılması, yönetmeliklerle, genelgelerle oluşan görev, yetki, ehliyet, liyakat noktasındaki dağınıklığın giderilmesi için meslek kanununun ivedilikle yürürlüğe konulması gerekmektedir. 

Ülkemizde resmî ve özel eğitim kurumlarında fiilen görev yapan 1 milyon 200 bin öğretmen var iken, öğretmenin yetiştirilmesinden emekliliğine kadar öğretmenlik mesleğini bütün olarak ele alan bir Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun olmaması; hukuki açıdan boşluk, mesleki açıdan ise yoksunluktur. 
Kanun, hedefler ve gerçekler bağlamında uluslararası standartlara uygun bir kariyer mesleği niteliğini taşımalı; öğretmenin etkinliğini artıracak, itibarını yükseltecek hükümler içermelidir. Meslek kanununun yapılması için gereken talep de yazılması için gereken birikim de var. Bundan sonra bir tek şeye ihtiyaç var. O da kanunun çıkarılmasını hızlandıracak irade. Bizler Türkiye’nin bütün illerinden hep birlikte o iradeyi harekete geçirmek için sesleniyoruz: Meslek kanunumuzu istiyoruz, daha fazla beklemek istemiyoruz. 

Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkarılması hedefine, 11. Kalkınma Planı’nda da Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2023 Eğitim Vizyonu’nda da yer verilmesi, hem talebemizi doğruluyor hem de tepkimizi haklı kılıyor. 

Meslek kanununun çıkarılması noktasında niyet ve kararlılığın kamuoyuna deklare edilmesinin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen, bugüne kadar kamuoyuna net, açık ve kesin bir içerik paylaşımı yapılmış değildir. Millî Eğitim Bakanlığı’nca yürütülen çalışma, hazırlanan taslak, öngörülmüş bir tasarım mutlaka başta yetkili sendika olmak üzere, paydaşlarla iş birliği içinde ele alınarak olgunlaştırılmalıdır. 

Bu noktada, öğretmenlik mesleğine, öğretmenlere, eğitime ve öğrencilerimize dair hassasiyetlerimizi, önceliklerimizi, talep ve beklentilerimizi şekillendiren, meslek kanununa dair çerçeve beklentimizi ifade eden hususlara da dikkat çekmek istiyoruz. 

OECD’nin yayınladığı ‘Dünya Standartlarında 21. Yüzyıl Okul Sistemi Nasıl İnşa Edilmeli?’ başlıklı raporda yer alan, ‘Eğitimin bir ülkenin gerçekten önceliği olup olmadığı bazı sorular sorularak anlaşılabilir: Öğretmenlik mesleğinin toplumsal statüsü nedir? Öğretmenlere ödenen ücretler benzer eğitim geçmişine sahip bireylere ödenen ücretlere kıyasla nasıldır? Çocuğunuzun öğretmen olmasını ister misiniz? Medyada okullar ve eğitim üzerine haberler ne kadar yer buluyor?’ şeklindeki soruları yetkililerin dikkatine sunuyoruz. Bu soruların her birini, politika belirleyici, politika tasarlayıcı ve uygulayıcı konumda olanların cevaplaması gerekiyor. 

Kesin olan bir şey var ki, PISA’da yüksek performans gösteren eğitim sistemlerinin çoğunda, öğretmenlere daha yüksek maaş verilmesi, eğitim geçmişinin daha fazla önemsenmesi, öğretmen niteliğinin artırılması ve öğretimin iyileştirilmesi odaklı eğitim harcamalarının payının daha fazla olması eğilimi bulunmaktadır. 

Eğitim çalışanlarının en güçlü sesi, genel yetkili sendikası olarak, gerek akademik yayınlar gerek raporlar gerekse alan ve teşkilat taramalarıyla Öğretmenlik Meslek Kanunu noktasında gündemin oluşmasını sağladık. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da gündemi belirledik. 

Nelere ihtiyaç duyulduğu, meslek kanununun hangi nitelikte olması gerektiği hususlarını 2018 yılında hazırladığımız “Öğretmenlik Meslek Kanunu İhtiyaç ve Öneriler” başlıklı raporla kamuoyuna açıkladık. ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu, öğretmene destek kanunu olmalı’ üst başlığıyla kamuoyunun dikkatini çekmeyi, içeriğe ve olması gerekenlere ilişkin farkındalık oluşturmayı hedefledik. Yaptığımız çalışmaların, araştırmaların, yayınlarımızın ve hazırladığımız raporların ürettiği birikimi esas alarak ‘nasıl bir meslek kanunu olmalı, meslek kanununda neler olmalı’ sorularına verilecek cevaplarımızı netleştirdik. Tespitlerimizi ve tekliflerimizi burada bir bütün olarak ifade edecek değiliz, başat konu başlıklarına yönelik teklif ve talepleri ifade etmekle yetineceğiz. 

Öncelikle resmî veya özel öğretim kurumu ayrımı yapmaksızın bütün öğretmenleri kapsayacak, öğretmenlik mesleğinin bütün boyutlarını ele alacak bir yasal düzenlemeye duyulan ihtiyaç konusunda geniş bir toplumsal mutabakatın varlığı herkesçe kabul edilmelidir. 

Bu mutabakatın faydalı bir sonuç doğurması, meslek kanununun ‘öğretmenlerin statüsünü, toplumsal itibarını yükseltebilecek, haklarda kazanç sağlayacak, çalışma şartlarını iyileştirecek, şiddeti de önleyecek’ türden bir içerikle uygulamaya konulmasıyla mümkündür. 

Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun eğitimin niteliğinin artmasına doğrudan ya da dolaylı olarak katkı sağlayacak pek çok düzenlemeye yasal dayanak oluşturma potansiyeli bulunmaktadır. Biz, meslek kanununda, öğretmenlerin özlük haklarının uluslararası standartlar çerçevesinde tanımlanmasını ve geliştirilmesini istiyoruz. 

Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik gibi haksız ve çözüm yerine sorun üreten uygulamaları ortadan kaldırmayan bir düzenlemenin meslek kanunu niteliği kazanamayacağına inanıyoruz. 

Resmî eğitim kurumlarındaki bütün öğretmenlerin kadrolu istihdamını emredici şekilde düzenlemeyen bir kanunun, öğretmene itibarını korumada yetersiz olacağını hatırlatıyoruz. 

Öğretmenlerin mesleki ilerlemelerini sağlayacak şekilde kariyer basamaklarının yeniden hayata geçirilmesinin meslek kanunu iddiasının ispatı için şart olduğunu düşünüyoruz. İstihdamda güçlük çekilen bölgeler başta olmak üzere, zorunlu hizmet gibi dayatmalara son verecek, öğretmeni motive ve teşvik etmeye, imkânlar, fırsatlar ve artırımlı haklarla ödüllendirmeye dair hükümlerin mesleği özendirmeye, mesleği yürütenleri güçlendirmeye ilişkin ön şart olduğunu biliyoruz. 

Öğretmenlerin atamadan yer değiştirmeye, yetişmeden gelişmeye, eğitim imkânlarından kariyer fırsatlarına, ehliyetten liyakate her konuda belirsizlikten, ayrımcılık ya da ayrıcalık kusurlarından kurtarmaya dönük hükümler meslek kanununun olmazsa olmazıdır. 

Eğitim ve öğretim süreçlerindeki vazgeçilmez unsurlardan biri olan eğitim kurumu yöneticiliği ve eğitim liderliği konusu bir sorun olarak değil, bir konum olarak meslek kanunu kapsamında düzenlenmeli, yöneticilik ve liderlik süreçlerine katılım, bu pozisyonlardaki mali, sosyal ve özlük hakları da mutlaka kanuni bir dayanak ve güvenceyle tanımlanmalıdır. 

Öğretmenin itibarının, statüsünün, hak ve imkânlarının, fırsat ve yetkilerinin artırılmasına dayanak yapılması gereken Öğretmenlik Meslek Kanunu, öğretmenlerin ve eğitim kurumu yöneticilerinin mali haklarında, hak, yetki, sorumluluk ve toplumsal beklenti ekseninde gerçekleştirilmesi kaçınılmaz görünen artış gerekliliği, kamu maliyesi dengesi, bütçe olanakları vb. bahanelerin arkasına sığınılmadan çıkarılmalıdır. Aksi hâlde, eğitimde istenilen başarının sağlanamayacağı, meslek kanunundan beklentinin karşılanamayacağı bilinmelidir. 

Salgın süreci, okulun da öğretmenin de değerini; yokluğunun, eksikliğinin telafi edilemez niteliğini, toplumsal yapının ana direklerinden biri olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koymuştur. Salgın sebebiyle eğitim-öğretim faaliyetlerinde bilinen ve alışılagelen usullerin zorunlu olarak terk edilmesi, öğretmenlerimizin fedakârlıkları, azimleri, çabaları olmasa, bu zorlu sürecin, öğrenme kayıpları başta olmak üzere, giderilmesi mümkün olmayan zararlara sebebiyet vereceğini bugün çok net görebiliyoruz. 

Eğitim çalışanlarımız, yılda bir gün övgü cümleleriyle geçiştirilen anma günlerini beklemiyor. 24 Kasım’da öğretmenlerimize verilebilecek en büyük müjde, haklarını koruyup geliştirecek, çalışma şartlarını iyileştirecek, uğradıkları şiddeti önleyecek, sorunlarına çözüm üretecek ve mesleklerinin itibarını hak ettiği yere taşıyacak bir içerikle Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun TBMM gündemine getirilmesidir. 

Zaman, vaatleri gerçeğe dönüştürme, hedefleri sonuca ulaştırma zamanıdır. 

Eğitim-Bir-Sen olarak, bu hususlar temelinde çıkarılacak Öğretmenlik Meslek Kanunu’na katkı ve destek sunacağımızı bir kez daha ifade ediyor; siyasi iradeyi, TBMM’yi ve Bakanlığı bu konuda adım atmaya çağırıyoruz. 

MHP İL BAŞKAN YARDIMCISI MELEK ÖNGÜL

MHP İl Başkan Yardımcısı Melek Öngül, Öğretmenler Günü dolayısıyla yayınladığı mesajında, "Öğretmensiz bir toplum fikren, vicdanen ve ahlaken geride kalır, bundan dolayı canlılık emarelerini kaybeder" dedi. 

Öngül, "Öğretmen, gençliğin imzası, geleceğimizin mimarı, kişilik hamurunu şekillendiren bir sanatkâr, toplumun sürekli önünde giden bir gönül eridir. Öğretmenlik, her şeyden önce gururla taşınacak bir sıfat, nesillerce sürecek bir ideal ve bir hizmet mesleğinin unvanıdır. Hepimizin de bildiği üzere 24 Kasım 1928 tarihinde “Millet Mektepleri Talimatnamesi” yayımlanmış,  yurdumuzun her yerinde Millet Mektepleri açılarak yeni harflerle okuma yazma seferberliği başlatılmıştır ve eğitimde yeni bir milat ilan edilmiştir. Cumhuriyet’imizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu seferberliğe  “Millet Mektepleri Başöğretmeni” unvanıyla katılmıştır. Millet Mekteplerinin açılışı ve Atatürk’ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü 1981 yılından beri de Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Sahte kurtarıcıların hâkim olduğu, doğmaların sözünün geçtiği, ilmin ve irfanın dışlandığı bir millet hayatından istikrar beklemek, denge ve düzen ummak boşuna bir heves, boş bir gayrettir.’’ sözleri  ile başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk öğretmenliğin önemini vurgulamıştır.  Kültürlerin bekası, tarihin akışı medeniyetlerin inşası hep öğrenmeyle ilgili ve öğretimle ilişkilidir. Öğretmensiz bir toplum fikren, vicdanen ve ahlaken geride kalır, bundan dolayı canlılık emarelerini kaybeder" dedi.

İYİ PARTİ ODUNPAZARI İLÇE BAŞKANI ZAFER TUNA

"Hiç şüphesiz öğretmenlik vatansever, birikimli, milli ve manevi değerlerimizi özümsemiş, bilinçli nesillerin yetiştirilmesinden kıymetli meslektir. Bu sebeple dünyanın en güzel, en kutsal mesleği öğretmenliktir. 

Çocuklarımıza okumayı yazmayı öğreten insani, ahlaki ve vicdani duyguları milli ve manevi düşünceleri aşılayan öğretmenlerimizdir. Vatanına, milletine ve insanlığa faydalı bireyler olarak yetişmeleri için gayretleri açıkça ortadadır. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” ifadesindeki geleneğin temsilcileri olarak bizler, öğretmenlerimizin ülkemizin dört bir yanında fedakarca görev yaptıklarını görüyoruz. Geleceğimizin teminatı olan sevgili çocuklarımızın eğitimi uğruna verdikleri emekler takdire şayandır. 

Kıymetli öğretmenlerimizin gayret ve emekleriyle genç nesillerimizin tertemiz ve masum zihinlerini iyilik ve güzellikle nakış nakış işleniyor. Bu ülke için bilim adamları, sanatçılar, devlet adamları, doktorlar, hukukçular, mühendisler sizlerin sayesinde yetiştiriliyor. Dolayısı ile öğretmenler yarınların mimarıdır. Gazi Mustafa Keman Atatürk’ ün “Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” sözü bu yüzden, 24 Kasım Öğretmenler günü de bu yüzden var. Bu önemli günde başta terör saldırılarında şehit düşen öğretmenlerimiz olmak üzere yurt içi ve yurt dışında görev yapan tüm öğretmenlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz. 

Bu duygu ve düşüncelerle 24 Kasım Öğretmenler Gününüz kutlu olsun"

DSP İL BAŞKANI SALİH GÜVEN

”Eğitim bir toplumun temelini oluşturan, devamlılığını sağlayan, gelişmesinde rol alan en önemli faktördür. Geçmişte olsun, günümüzde olsun, toplumlar eğitim sayesinde başarıya ulaşmış, bu sayede belirli medeniyet seviyesinde yol almışlardır. Eğitim, eğitimciler tarafından bizlere verilir. Bu eğitimciler de öğretmenlerimizdir. Aileden sonra eğitimimizi öğretmenlerimizden alırız. Onlar küçücük yaşta bizleri bilgilerle tanıştıran bilgelerimizdir bizim. İlk çocukluk dönemimizle başlayan eğitimimiz ilköğretim, lise, üniversite ile devam eder. Bu öğretim süreci boyunca öğretmenlerimiz yanımızdadır. Onlar bilgi hazinemizdir. Bilgileri sayesinde bizleri eğiterek çeşitli mesleklere hazırlarlar. Denilebilir ki, bütün mesleklerin temelinde öğretmenlerin verdiği eğitim vardır. Çünkü bir meslek sahibi olmak için eğitimden geçmek gerekmektedir. Bu nedenle onların bizim gönlümüzdeki yeri her zaman farklı ve özeldir. Hayatımız boyu gerekli olacak, bizlere yön verecek kültürü öğretmenlerimizden ediniriz. Küçük yaşta bizlere temelini attıkları eğitimle kendimizi geliştirir, kültür sahibi oluruz. Bu sebeple onların verdiği eğitim hayatımızın belli bir noktasıyla sınırlı değildir. Görüldüğü üzere öğretmenlerimiz bizim için çok önemlidir. Toplum olarak gelişmemiz için temeldir öğretmenlerimiz. Değerini anlıyor ve görüyoruz. Onlarsız bir toplum düşünülemez. Bu duygu ve düşüncelerle Millet Mekteplerinin açıldığı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim seferberliğine “Millet Mektepleri Başöğretmeni” unvanıyla katıldığı bugünde, tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü tebrik ediyor; terör saldırılarında ve görevi başında kaybettiğimiz şehit öğretmenlerimiz başta olmak üzere ebediyete irtikal eden tüm öğretmenlerimize Allah’tan rahmet diliyorum."

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Koronavirüs (Covid-19) aşısı olmayı düşünüyor musunuz?
Koronavirüs (Covid-19) aşısı olmayı düşünüyor musunuz?
Namaz Vakti 19 Ocak 2021
İmsak 06:41
Güneş 08:09
Öğle 13:14
İkindi 15:46
Akşam 18:09
Yatsı 19:31

Gelişmelerden Haberdar Olun

@