Güncel

Halkevi Eskişehir'e geri dönüyor: “Dönüşümün ilk temelini atıyoruz!”

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından "2026 Eskişehir Yılı" vizyon projeleri kapsamında hayata geçirilen tarihi Halkevi Projesi'nin yapım işi için düzenlenen temel atma töreni yoğun katılımla gerçekleştirildi. Törende, Halkevi'nin Cumhuriyet'in kültürel mirasını yaşatacak önemli bir merkez olarak yeniden kente kazandırılacağı vurgulandı.

Abone Ol

Temel atma törenine Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, meslek odalarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda davetli katıldı.

Törende konuşan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Feride Betül Hacımusalar Yörükçü, Halkevi'nin yalnızca tarihi bir bina olmadığını, Cumhuriyet'in aydınlanma anlayışının ve kamucu yaklaşımının önemli simgelerinden biri olduğunu belirtti.

Halkevlerinin Atatürk ilke ve devrimlerini toplumun her kesimine ulaştırmak, eğitimi, sanatı, bilimi ve kültürü yaygınlaştırmak amacıyla kurulduğunu ifade eden Yörükçü, tarihi yapının yeniden inşa edilmesini geçmişe saygının ve geleceğe güvenin göstergesi olarak değerlendirdi. İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi adına projeye emek verenlere teşekkür eden Yörükçü, benzer kültürel miras projelerine destek vermeyi sürdüreceklerini söyledi.

Mimarlar Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Özdemir İlhan ise Halkevi'nin Eskişehir kent belleğinde özel bir yere sahip olduğunu ifade ederek, rekonstrüksiyon sürecinin mimari koruma ilkeleri doğrultusunda yürütülmesinin önemine dikkat çekti. İlhan, tarihi yapının özgün kimliği korunurken günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde projelendirilmesini değerli bulduklarını belirterek projede görev alan teknik ekibe teşekkür etti.

“ÖNEMLİ BİR KAZANIM”

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da Halkevi'nin yeniden topluma kazandırılmasının Eskişehir adına önemli bir kazanım olduğunu belirtti. Geçmişte Halkevleri Eskişehir Şube Başkanlığı görevini yürüttüğünü hatırlatan Kurt, yapının yeniden kültür ve düşünce hayatına hizmet etmesini temenni ederek inşaatın kazasız şekilde tamamlanmasını diledi.

“KENT AÇISINDAN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR”

Törende konuşan Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise Eskişehir'in sınırlı sayıdaki kültürel miras yapılarından biri olan Halkevi'nin yeniden hayata geçirilmesinin kent açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Halkevlerinin Cumhuriyet tarihindeki yerini hatırlatan Ataç, tarihi yapının yeniden kente kazandırılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“BİZİM İÇİN BÜYÜK BİR GURUR”

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce şu ifadeleri kullandı:

"2026 Eskişehir yılında sizlere söz verdiğimiz projelerin içinden bir tanesi de bugün burada bulunduğumuz temel atma projesini gerçekleştirdiğimiz yer. Nedir bu proje. 1932 yılında Eski Süleyman Çakır Lisesinin olduğu yerde başlıyor Halkevi ilk defa. Sonra 1936 yılında buraya taşınıyor ve burada açılma, projenin yapılması talimatı da Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından veriliyor. Dönemin Eskişehir Belediyesinin Fen İşleri Şefi Mimar İzzet Baysal tarafından projesi hazırlanarak hayata geçiyor ve açıldığı günden itibaren Eskişehir’in sosyal, eğitim, kültür hayatını burada büyük bir kalp atışıyla tam da Eskişehir’in merkezinde, kalbinde canlandırıyor.

Ve bu önemli atılım ne yazık ki 1951 yılında kapatılarak ve sonrasında da 10 parçaya bölünerek satılmasıyla o güzel dönem sona eriyor.
Daha sonra Yılmaz Büyükerşen hocamın Belediye Başkanı seçilmesinden sonraki süreçte 2003 yılında mahkeme kararıyla burası tescil altına alınıyor. Daha sonra hatırlarsanız bu bölgede 8 mahalleyi kapsayan bir kentsel dönüşüm projesi vardı. O projenin içinde aslında burası çok daha erken hayata geçecekti. Fakat mahkeme kararları iptal edilince büyük bir talihsizliğe uğradı.

Biz de 2019 yılında mahkeme kararlarından sonra 8 mahalle heba edilmiş olsa da en azından Porsuk 1, şu an gördüğünüz Çukur Çarşı ve devamı ve sonrası Porsuk 2, Salhane Köprüsü, eski otogarın olduğu yeri bilirsiniz, oradan başlayarak Kent Park'a doğru uzanan alanda kentsel dönüşüm alanı ilan edildi.

Eski otogarın olduğu bölgede geçen sene dönüşüm başladı biliyorsunuz. Biz de bugün büyük bir gururla Çukur Çarşı’nın olduğu bölgede Eskişehir’in kalbinde bu dönüşümün ilk temelini atıyoruz buradan.

Bu bizim için büyük bir gurur, büyük bir onur. Eskişehir’in hafızasına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, Cumhuriyet’e bir saygı duruşu. Bugün bizim temelini attığımız proje Cumhuriyet aydınlanmasının tekrar Eskişehir’e ve Türkiye’ye hatırlatılmasıdır. Tekrar katılımlarınız için sizlere çok teşekkür ediyorum.”

“ÇOK DUYGULANDIM”

Önceki Dönem Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ise şöyle konuştu:
"Bugünkü törende çok duygulandım. Burası benim mahallemdir. Benim doğup büyüdüğüm mahalleye dahildir ve bütün çocukluğumun ilkokul süreci dahil geçtiği bir bölgedir. Halkevinin benim için anlamı Cumhuriyet demektir. Halkevleri çünkü Türk halkını, Atatürk'ün, Atatürk Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yaratmış oldukları Cumhuriyet dönemine sadece millet olarak bağımsız, bağımsız bir Cumhuriyetin mensupları olarak değil, aynı zamanda bir kültür ateşinin yakıldığı yerlerdir halkevleri.

Benim çocukluğumun geçtiği bölge Bayatpazarı bölgesine dahildir, ben orada doğup büyüdüm. Hemen yanındaki okula verilen isim, ilkokula, benim gittiğim ilkokul, adı İnkılap'tır. Hemen onun caddenin, İki Eylül Caddesi'nin yanındaki diğer okul ise Cumhuriyet adını taşımaktadır. İnkılap ve Cumhuriyet, düşündüğünüz zaman bu iki sözcük, Türkiye'de bu ülkeyi kuranların nasıl geniş bir ufka sahip olduklarının bir anlamdaki ifadesidir. Hakikaten halkevi isminden, ismi bir kere çok güzel, halkevi, halkın evi. Halkın evi nedir? Halkın hayatının, yaşamının önemli bir bölümünü geçirdiği yerdir, bir aile ocağıdır.

Halkevleri, Cumhuriyet'in kurulmasından sonra halkın sahip çıkacağı ve bütün kültür hareketleri, sanat hareketleri, eğitim hareketlerinin yapıldığı yerin doğuş ocağıdır. O bakımdan halkın evi sözcüğü bence bu şehirdeki ya da o dönemde bütün Türkiye Cumhuriyeti'ndeki şehirlerde yaşayanların kendilerini kendi evlerinde hissedecekleri, uykuda geçen zamanlarının dışında bir de işte, üretimde geçirecekleri zamanların dışında vakit geçirdikleri yer demektir. Neyle vakit geçireceklerdir? İşte orası son derece önemli. Kültürle, sanatla, Atatürk ilke ve inkılaplarını yaşatmak ve yaşayacak bir kucak demektir. Şehirlerin, dikkat ettiyseniz eğer fotoğrafları hala yaşayan, hala binaların durduğu halkevlerinin olduğu yerlerde, şehrin merkezidir, göbeğidir. Bir bakıma o şehrin merkezine dikilen bir meşaledir. Bir sanat ve kültür meşalesidir.

Benim doğduğum mahalle de buradadır, Bayatpazarı. Bildiğimiz gibi Bayatpazarı, aslında Porsuk buradan geçer, şehri ikiye ayırır. Odunpazarı ve Tepebaşı. Tepebaşı bölgesi Mutallıp'a kadar olan bölge, göçmen mahallesi. Odunpazarı ise yerlilerin mahallesi, yerli halkın Osmanlı'dan beri orada yaşadığı yer olarak tasvir edilirlerdi. Bayatpazarı dedikleri yer hemen sağ taraftadır, şu halle kapatılan yerin öbür tarafındadır.

Eskişehir'e, Eskişehir göçmen şehri diye söyleyenler yanlış söylemezler. Eskişehir hakikaten bir göçmen şehridir. Sadece Kurtuluş Savaşı'nın önemli muharebelerinin geçtiği yer olmaktan öte, tarihten geriye doğru gidecek olursanız bütün Haçlı Seferlerinin de yapıldığı, Haçlı ordularının Kudüs'e gitmek için İstanbul'u geçtikten sonra meydan savaşı yapabilecek, bu toprakları işgal eden kültürlerle, uluslarla savaşacakları yer olarak Eskişehir'i bulmuşlardır düz bir ova diye. Ve burada hep meydan savaşları yapılmış, şehir de dolayısıyla yakın yıkılmıştır. Her yıkıntının sonunda yeni bir, o yıkıntıların üzerinde yeni bir yaşam alanı, kültür alanı doğmuştur.