Ulucan açıklamasında şu ifadelere yer verdi, “Motorinin litre başına 7,74 TL’lik ÖTV’sinin sıfırlanmasıyla pompa fiyatlarında yaklaşık 9,25 TL’lik düşüş yaşanırken, daha bu indirimin üzerinden saatler geçmeden 7-8 TL civarında yeni bir zam beklentisinin ortaya çıkması, vatandaşın aklıyla doğrudan alay etmektir.
Milletimiz artık şunu sormaktadır: Bir gecede indirim, ertesi gece zam… Bu ülkenin ekonomisi hangi akılla, hangi planla yönetiliyor?
Daha önce döviz ve altında da benzer bir anlayışa şahit olduk. Dolar, Euro ve altın üzerinden yapılan ekonomik müdahaleler ve alınan kararlarla piyasalarda büyük dalgalanmalar yaşanırken, ortaya çıkan belirsizliğin ve maliyetin yükünü yine milyonlarca vatandaş taşıdı. Birileri servetini büyütürken, vatandaşın alım gücü her geçen gün eridi”
Ulucan açıklamasına şöyle devam etti, “Bugün akaryakıtta yaşanan tablo da bu durumun devamıdır.
İndirim mi var, zam mı geliyor, ÖTV mi sıfırlandı, gece yarısı hangi fiyat değişecek?
Vatandaş artık markete, akaryakıt istasyonuna veya pazara giderken neyle karşılaşacağını bilmiyor. Çünkü ekonomi yönetimi güven vermiyor.
Akaryakıt yalnızca araç sahiplerini ilgilendiren bir konu değildir. Mazot zamlandığında çiftçinin maliyeti artar, nakliye pahalanır, market rafındaki ürün zamlanır, üretim maliyeti yükselir. Yani akaryakıttaki her artış, doğrudan iğneden ipliğe hayat pahalılığı olarak vatandaşın sofrasına yansır.
Bugün emekli geçinemiyorsa, asgari ücretli ay sonunu getiremiyorsa, çiftçi ürettiğinden para kazanamıyorsa, esnaf siftah yapmadan kepenk kapatıyorsa bunun adı artık geçici ekonomik sıkıntı değildir. Bu, yönetilemeyen bir ekonomi krizidir.
İYİ Parti olarak açıkça söylüyoruz:
Vatandaşın cebinden alınan vergilerle günü kurtaran, bir gün indirim açıklayıp ertesi gün zam haberleriyle milleti şaşkına çeviren ekonomi anlayışından vazgeçilmelidir.
Milletin ihtiyacı algı yönetimi değil, doğru ekonomi yönetimidir.
İhtiyacımız olan; öngörülebilir, şeffaf, üretimi destekleyen, Türk lirasına güveni yeniden tesis eden ve vatandaşın alın terini koruyan bir ekonomik düzendir.
Buradan hükümete soruyoruz:
Millet daha ne kadar bu ekonomik belirsizliğin bedelini ödeyecek?
Artık günü kurtarma politikalarını bırakın.
Milletin cebini, üreticiyi, emekliyi, emekçiyi ve esnafı düşünün.
Çünkü Türkiye’nin ekonomisi rakamlardan ibaret değildir.
Ekonomi, vatandaşın mutfağıdır.
Ekonomi, çiftçinin tarlasıdır.
Ekonomi, esnafın kepengidir.
Ekonomi, emeklinin aldığı maaştır.
Ve bugün bu alanların tamamında vatandaşımız ağır bir geçim mücadelesi vermektedir.
Artık bıçak kemiğe dayanmış, tuz kokmuştur. Milletin sabrı tükenmiştir.
Türkiye’nin daha fazla belirsizliğe, günü kurtaran politikalara ve vatandaşın sırtına yüklenen yeni maliyetlere tahammülü yoktur”