Aksaray açıklamasında şu ifadelere yer verdi, “Hepinizin yakından bildiği ve yaşadığı gibi sağlıkta her gün giderek büyüyen sorunlarla karşı karşıyayız. Hastalarımız randevu bulamıyorlar, bulurlarsa,  Bakanlığın uygulamaları yüzünden 2-3 dakikada muayene olmak zorunda kalıyorlar. İlaç bulamıyorlar, bulurlarsa yüksek katkı payları nedeniyle ilaçlarını alamıyorlar. Hastanelerde yatak bulunamıyor, başka illerde veya özel kuruluşlarda çare aramaya mecbur kalıyor hastalarımız. Açlık ve yoksulluk sınırında yaşayan insanlarımız ise büyük bir çaresizlikle baş başa kalıyorlar” diye konuştu.

Aksaray açıklamasına şöyle devam etti, “Her şey 2003 yılında mevcut hükümetin, tüm itirazlara rağmen, sağlıkta dönüşüm programını uygulamaya koyması ile başladı. Bu program, merkezinde sadece rantın ve paranın olduğu, bilimden, insanî tüm değerlerden ve liyakatten uzak, toplumun sağlık hakkının, hekimlerin, sağlık çalışanlarının emeğinin, meslekî değerlerinin ve ilkelerinin yok sayıldığı, sağlığın topyekün özelleştirildiği bir sermaye projesidir.

Sağlık-Sen’den Eskişehir’de bir ilk: ‘Sağlık Fest’ başlıyor Sağlık-Sen’den Eskişehir’de bir ilk: ‘Sağlık Fest’ başlıyor

Mantar gibi açılan nitelikliksiz tıp fakülteleri, tıp eğitiminin toplum sağlığından ziyade bireysel tedavi metodlarına kaydırılması, birinci basamakta bölge tabanlı değil, nüfusa göre belirlenen aile hekimliği sisteminin getirilmesi, hekimlere temel yaşam standardını ancak yakalayabilecekleri gelirin, yaptıkları muayene, ameliyat gibi işlemlerle performansa bağlı hale getirilmesi, bu duruma itiraz etseler dahi hekimlerin 2-3 dakikada bir hasta bakmaya zorlanmaları, şehir merkezindeki kamu hastanelerinin (şehrimizde yıllarca hizmet vermiş devlet hastanesi gibi) kapatılıp, yıkılıp, şehrin dışına, şehir hastanesi denilen şirket hastanelerinin açılması ve tüm bu programın istedikleri şekilde yürütülmesi için liyakatten uzak yöneticilerin atanması hep bu programın parçasıdır” 

Bu kötü sistem bizi hastalarımızla karşı karşıya getiriyor

Aksaray, “Bu programın önemli bir öğesi, yurttaşlarımızın en ufak şikayetle bile tüm sağlık kurumlarına, acil servis dahil istedikleri zaman başvurmalarının sağlanması, çok tetkik ve görüntüleme isteği, çok ilaç tüketimi, yani kışkırtılmış sağlık hizmetidir. İlaçların, tıbbi malzemelerin çoğunluğunun ülkemizde üretilmediği düşünülürse, bu politikanın çok uluslu küresel sermayeye kazanç sağladığı hemen anlaşılabilir. Halkımızın, bu kötü sistemin bizi hastalarımızla karşı karşıya getirmeye çalıştığını bilmesini istiyoruz. Sağlıkta yaşadığımız şiddet, bu sistemin, hem öğesi hem sonucudur. Bizler hastalarımızı şifaya kavuşturmak için yemin etmiş meslek grubuyuz. Hastalarımızla karşı karşıya bırakılmayı asla kabul etmeyiz, etmeyeceğiz. Şiddet doğuran bu ortama karşı hep birlikte mücadele etmeliyiz. Bir kez daha dile getiriyoruz, sağlık kurumlarında yaşanan sorunların sorumluları hekimler, sağlık çalışanları değil, bu kötü sağlık politikasıdır"