Yeni Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, konuğumuz oldu sorularımızı yanıtladı. İktidar hedeflerini yineleyen Arslan, Yeni Parti’ye geçiş sürecini de samimi şekilde okuyucularımız için paylaştı.
Sürecin bütününe bakmak gerekir
Siyasi geçmişinizin büyük bölümünü CHP’de geçirdiniz. Ayrılma kararınızı kesinleştiren kırılma noktası ne oldu?
Bu kararı tek bir güne, olaya ya da kişisel bir kırgınlığa indirgemek doğru olmaz. Ben uzun yıllar CHP çatısı altında siyaset yaptım; ancak siyasi ve toplumsal mücadelem yalnızca CHP’de üstlendiğim görevlerden ibaret değil. Sol, sosyal demokrat siyasetin içinde; sendikal mücadeleden kooperatifçiliğe, demokratik kitle örgütlerinden çeşitli toplumsal mücadele alanlarına kadar sorumluluk üstlendim. Cumhuriyetin kurucu değerlerini, demokrasiyi, emeği, sosyal adaleti, laikliği ve hukukun üstünlüğünü savundum; bugün de bu mücadeleyi aynı kararlılıkla sürdürüyorum.
Ayrılık kararımızı anlayabilmek için özellikle 2024 yerel seçimlerinden sonra yaşanan sürecin bütününe bakmak gerekir. İktidar, sandıkta ortaya çıkan millet iradesinin ardından muhalefet üzerindeki baskıyı giderek artırdı. Belediyelerimize yönelik dalga dalga operasyonlar, gözaltılar, tutuklamalar, seçilmiş belediye yönetimlerinin yerine kayyım atanması ve Cumhurbaşkanı adayımızın tutuklanması bunun bir ayağıydı. Diğer taraftan CHP’nin kurumsal yapısı hedef alındı; kurultayımız ve İstanbul İl Kongremiz üzerinden açılan davalar, İstanbul İl Başkanlığımıza ve ardından Genel Merkezimize yönelik kayyım müdahalelerine kadar uzandı. Bunların CHP’yi itibarsızlaştırmaya, zayıflatmaya ve nihayetinde bölmeye yönelik kapsamlı bir siyasi operasyonun parçaları olduğunu açıkça gördük.
Ardından butlan kararı geldi. Artık karşımızda CHP’yi kurumsuzlaştırmaya, Cumhurbaşkanı adayımız üzerinden adaysızlaştırmaya; Genel Başkanımız ve milletvekillerimiz hakkındaki fezlekeler ve yargısal süreçlerle lidersizleştirmeye yönelik açık bir tablo vardı.
Ağır bir risk yarattı
Böyle bir dönemde yapılması gereken belliydi. İktidarın oyununu bozmak ve tartışmaları örgütün, delegelerin iradesiyle sona erdirmek için olağanüstü seçimli kurultayı toplamak. Ne yazık ki butlan yönetimi bunun tersine, Siyasi Partiler Kanunu’na ve parti tüzüğüne açıkça aykırı uygulamalarla tasfiyelere, görevden almalara ve ihraçlara yöneldi. Üstelik ortaya çıkan hukuki durum, CHP’yi iki dönem üst üste kurultayını gerçekleştirememiş bir parti konumuna sürükleyerek ilk seçimlere katılmasının dahi tartışmalı hale gelebileceği ağır bir risk yarattı. İki ayı aşkın sürede yürüttüğümüz hukuki girişimlerden de sonuç alınamadı.
Kırılma noktası hepimiz açısından bütün bunların bir araya geldiği yerde oluştu. Bir tarafta iktidarın kuşatması, diğer tarafta bu kuşatmayı boşa çıkaracak demokratik yolu açmak yerine parti içinde tasfiyeyi ve ayrışmayı büyüten bir anlayış vardı. Ve sokakta, sahada yurttaşlarımızın bize yüklediği tarihsel bir sorumluluk vardı: Türkiye’yi seçeneksiz bırakmamak.
Çünkü bizim hedefimiz parti içi iktidar değil, Türkiye’de iktidar değişimidir. Biz siyasette gömlek değiştirmedik; geçmişimizi ve mücadelemizi reddetmedik. Yeni Parti’ye uzanan yol, bir kopuşun değil; inandığımız değerleri savunarak Türkiye’ye gerçek bir iktidar seçeneği yaratma iradesinin sonucudur.
Yeni bir siyasal seçeneğe ihtiyaç var
Eskişehir seçmenine “Neden Yeni Parti?” sorusuna tek cümleyle nasıl yanıt verirsiniz?
Çünkü Türkiye’nin, ayrıştıran değil birleştiren, kimlikler ve aidiyetler üzerinden değil ortak gelecek ülküsü etrafında buluşan, Cumhuriyetin kurucu değerlerinden güç alan, demokrasiyi ve adaleti yeniden tesis edecek geniş bir Türkiye İttifakıyla milletin iradesini iktidara taşıyacak yeni bir siyasal seçeneğe ihtiyacı var.
Herkes Türkiye’nin içinde bulunduğu tablonun farkında
Bu kararınızın Eskişehir’deki seçmen tarafından nasıl karşılanacağını düşünüyorsunuz?
Elbette farklı değerlendirmeler olacaktır. Ancak herkes yaşananların ve Türkiye’nin içinde bulunduğu tablonun farkında.
Ben milletvekili seçildiğim günden bu yana hemşehrilerimizle iç içeyim. İlçelerde, mahallelerde, köylerde; esnafımızla, çiftçimizle, emeklimizle, işçimizle, gençlerimizle sürekli bir aradayız. Özellikle son aylarda sahada insanların yalnızca mevcut iktidardan değil, önlerine konulan siyasal seçeneklerden de memnun olmadığını gördük. Bize söylenen ortak söz şuydu: Türkiye’yi seçeneksiz bırakmayın, yeni bir yol açın.
Dolayısıyla Yeni Parti’ye uzanan süreç, kendi aramızda verdiğimiz bir karar değildir. Sahada karşılaştığımız değişim arayışının ve yeni bir iktidar seçeneği beklentisinin de sonucudur.
Biz halka rağmen değil, halkla birlikte siyaset yapmayı şiar edinmiş siyasi kadrolarız. Eskişehir seçmeninin siyasi bilincine ve sağduyusuna güveniyorum. Eskişehir’e karşı sorumluluğumuzda, siyasi anlayışımızda ve mücadele kararlılığımızda hiçbir değişiklik yok. Son sözü yine hemşehrilerimiz söyleyecek.
Onların da yanımızda olmasını isterim
Eskişehir’den hangi isim Yeni Parti’ye geçmez ise üzülürsünüz?
Bu süreci isimler üzerinden değerlendirmeyi doğru bulmuyorum. Çünkü Yeni Parti bir isim transferi projesi değil; Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulların ve toplumun yeni bir siyasal seçenek arayışının ortaya çıkardığı tarihsel bir sorumluluğun sonucudur.
Elbette yıllardır aynı değerleri savunduğumuz, omuz omuza mücadele ettiğimiz çok kıymetli yol arkadaşlarımız var ve onların da yanımızda olmasını isterim, olacaklarından da eminim. Ancak bugün mesele kimin hangi partiye geçeceğinden çok, böylesine kritik bir dönemde tarihin doğru yerinde durabilmektir.
Yaşananlar da milletin siyasetten beklentisi de ortada. Herkes kendi siyasi birikimi, vicdanı ve topluma karşı sorumluluğu doğrultusunda kararını verecektir. Kimse adına hüküm vermek bize düşmez. Ancak tarihsel dönemlerde konuştuklarımız kadar sustuklarımızdan, yaptıklarımız kadar yapmadıklarımızdan da sorumluyuz. Hem bugün, hem de yarın…
Benim için mesele kimin Yeni Parti’ye gelip gelmeyeceği değil; bugün kimin nerede durduğu ve ülkenin geleceği için hangi sorumluluğu üstlendiğidir. Hepimizi nihayetinde millet ve tarih değerlendirecektir.
Sahada böyle bir eleştiriyle karşılaşmadım
“CHP’nin oylarıyla seçildiniz” eleştirisinde bulunuldu mu hiç ve bundan sonraki süreçte seçmene ne söylemek istersiniz?
Elbette farklı düşünen, kararımızı eleştiren hemşehrilerimiz olabilir; bunu saygıyla karşılıyorum. Ancak bugüne kadar sahada doğrudan böyle bir eleştiriyle karşılaşmadım. Tam aksine, aylardır yaptığımız görüşmelerde yaşanan sürece ilişkin kaygıları ve Türkiye’nin yeni bir siyasal seçeneğe duyduğu ihtiyacı çok açık biçimde dinledik.
Hiçbir zaman kişisel bir başarı olarak görmedim
Ben 2023 seçimlerinde CHP listesinden milletvekili seçildim. Eskişehir’in milletvekili sayısı yediden altıya düşmesine rağmen CHP iki milletvekilinden üç milletvekiline çıktı ve ben üçüncü sıra adayı olarak seçildim. Bunu hiçbir zaman kişisel bir başarı olarak görmedim. O sonuçta partimizin, örgütümüzün, yol arkadaşlarımızın ve CHP’ye ve bize güvenerek oy veren hemşehrilerimizin emeği ve iradesi vardır. Bu iradeye dün de saygı duydum, bugün de aynı saygıyı taşıyorum.
Ancak yaşananı sıradan, olağan bir “parti değiştirme” olarak görmek de bizi bu karara götüren nedenleri yok saymak olur. Biz başka bir partide kendimize yer aramak için yola çıkmadık. Örgütümüzün, seçmenlerimizin ve sahada karşılaştığımız yurttaşlarımızın bize yüklediği sorumlulukla Türkiye’yi seçeneksiz bırakmamak için yeni bir siyasal yol açtık.
İlkelerimizde, savunduğumuz değerlerde, mücadelemizde ve Türkiye’de iktidar değişimini gerçekleştirme hedefimizde hiçbir değişiklik yok. Değişen, bu mücadeleyi sürdürdüğümüz siyasi çatıdır.
Bize güvenerek oy veren hiçbir hemşehrimizin iradesini yok saymadık. Günü geldiğinde yine onların karşısına çıkacak, yaptıklarımızın da aldığımız kararların da hesabını vereceğiz. Takdir de karar da hemşehrilerimizin olacaktır.
Bütün meselelerin bundan sonra da takipçisi olacağız
Eskişehir’in hangi sorunlarını Yeni Parti çatısı altında öncelikli gündem yapacaksınız?
Eskişehir’in sorunları siyasi çatımız değişti diye değişmedi; bu kente ve hemşehrilerimize karşı sorumluluğumuz da değişmedi. Bugüne kadar Meclis’te takip ettiğimiz bütün meselelerin bundan sonra da aynı kararlılıkla takipçisi olacağız.
Önceliklerimiz çok net; tarım, su ve çevre; sanayi, üretim ve istihdam; sağlık; ulaşım ve lojistik; afetlere dirençli kentleşme ve merkezi yatırımlardan Eskişehir’in hak ettiği payı alması.
Alpu’dan Kaymaz’a, Mihalgazi’den Alpagut’a toprağımızı, suyumuzu ve yaşam alanlarımızı korumak; Sakarbaşı’nı kentimizin su geleceğine kazandırmak; Beylikova’daki nadir toprak elementleri dahil stratejik kaynaklarımızın Eskişehir’e ve ülkemize katma değer yaratmasını sağlamak gerekiyor.
Sağlık alanlarının kamusal niteliğinin korunması, kentimizin afetlere dirençli hale getirilmesi; yeni çevre yolundan ilçe bağlantı yollarına, havalimanından Gemlik Limanı demiryolu bağlantısına kadar yıllardır bekleyen yatırımların hayata geçirilmesi önceliklerimiz arasında.
Eskişehir üreten, ülkeye değer katan ama merkezi idare yatırımlarından hak ettiği karşılığı alamayan bir kent. Biz ayrıcalık değil, Eskişehir’in hakkı olanı istiyoruz.
Ekonomik ve sosyal kriz var
Oy verme konusunda kararsız kalan seçmene nasıl seslenmek istersiniz?
Ben seçmenin kararsız değil, giderek daha kararlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü 24 yıllık iktidarın Türkiye’yi ve milyonlarca yurttaşımızı getirdiği nokta ortada. Bugün artık sıradan bir siyasi tercih değil, demokrasi ile otokrasi arasında keskin bir ayrışma söz konusu.
Bir tarafta anayasal düzenin, hukukun, adaletin, millet egemenliğinin, laikliğin, kuvvetler ayrılığının, insan hak ve özgürlüklerinin aşındığı siyasi ve demokratik kuşatma; diğer tarafta hayat pahalılığı, yoksulluk, işsizlik, geçim sıkıntısı, eğitimden sağlığa, üretimden bölüşüme kadar hayatın her alanını kuşatan ekonomik ve sosyal kriz var.
Böyle bir tabloda hiç kimsenin ülkesinin geleceğine kayıtsız kalmayacağı ortada. Mesele yalnızca hangi partiye oy verileceği değil, nasıl bir Türkiye’de yaşamak istediğimize karar verme meselesidir.
Milletimizin geleceğine sahip çıkacağına inanıyorum; sahada da bunu görüyorum. Toplumun derinlerinde giderek büyüyen güçlü bir dip dalgası, büyük bir değişim iradesi var.
Yeni Parti de bu değişim talebiyle birlikte yürümek, farklı toplumsal kesimleri geniş bir Türkiye İttifakı anlayışıyla buluşturmak ve milletin değişim iradesini demokratik bir iktidar seçeneğine dönüştürmek için var. Türkiye çaresiz değil, milletimiz seçeneksiz değil. Değişim mümkün; karar da güç de milletindir.
Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?
Türkiye zor ve tarihsel bir dönemden geçiyor. Ama ben bu ülkenin geleceğinden umutsuz değilim. Çünkü Türkiye’nin gerçek gücü; Cumhuriyetine, demokrasiye, adalete, emeğe ve özgürlüğe sahip çıkan, çocuklarına daha güzel bir ülke bırakmak isteyen milyonlardır.
Bugün bize düşen umutsuzluğu büyütmek değil, umudu örgütlemektir. Yalnızca itiraz eden değil çözüm üreten, yalnızca muhalefet etmeyi değil iktidarı hedefleyen bir siyasete ihtiyaç var.
Yeni Parti’yi tam da bu tarihsel sorumluluğun sonucu olarak görüyoruz. Yeni bir tabela asmak, muhalefette kendimize alan açmak ya da kişisel siyasi gelecekler kurmak için değil; milletin değişim talebini siyasal seçeneğe, bu seçeneği de iktidar iradesine dönüştürmek için yola çıktık.
Cumhuriyetin kurucu değerlerinden güç alan; sosyal adaleti, laikliği, hukuk devletini ve halk egemenliğini esas alan; emeği ve üretimi yeniden değerli kılan; gençlerin geleceklerini başka ülkelerde değil kendi ülkelerinde kurabildiği bir Türkiye mümkündür. Bunu, toplumun farklı kesimlerini ortak bir gelecek ülküsü etrafında buluşturacak geniş bir Türkiye İttifakıyla başaracağımıza inanıyoruz.
Eskişehirli hemşehrilerime de şunu söylemek isterim, dün olduğu gibi bugün de sesinizi Meclis’e taşımaya, bu kentin hakkını savunmaya, haksızlık karşısında susmamaya devam edeceğim. Geçmişimizi inkâr etmiyoruz; o mücadele birikimini Türkiye’nin geleceğini kuracak yeni bir siyasal iradeye dönüştürüyoruz.
Umudumuz var, irademiz var, iktidar hedefimiz var.
Yolumuz demokrasi, hedefimiz iktidar, gücümüz halktır.




