AHPADİ Derneği Başkanı Mehmet Ektaş açıklamasında şu görüşlere yer verdi;

“AK Parti hükümetleri, adaletli bir düzen, hakkın kuvvetli olduğu bir yaşam vaadiyle göreve başladıkları 2002 yılından bugüne defalarca yargı reformu, yargı paketi ve Anayasa değişikliği yaptılar. Bu değişikliklerin önemli bölümü ise, daha önce kendi yaptıkları yanlış düzenlemeleri doğru olur umuduyla değiştirmekten ibaretti. Bunlara bir yenisi daha eklendi. Adalet Bakanı Tunç’un ifadeleriyle, 8. Yargı Paketi ile etkinliği arttırılarak yargı hizmetleri hızlandırılacak, hak arama hürriyeti genişletilecek, suçla etkin mücadele sağlanacak, kişisel verilerin etkili bir şekilde korunması sağlanacaktı. Sayın Tunç, o kadar iddialı amaçlar sıralanmıştı ki, düzenleme kapsamının bu amaçların gerçekleşmesine hizmet edecek içeriğe, derinliğe, genişliğe sahip olması gerekiyordu”

8. Yargı Paketi ne getirdi?

Ektaş açıklamasına şöyle devam etti;

İsrail'in Gazze'ye saldırılarına Eskişehir'de protesto İsrail'in Gazze'ye saldırılarına Eskişehir'de protesto

“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 2004 sayılı İcra İflas Kanunu ile bazı kanunlarda düzenleme yapılarak kanun yolları bakımından gün olarak belirlenen süreler hafta ve ay şeklinde değiştirildi. İtiraz, istinaf ve temyiz başvuru süresi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta olarak belirlendi, böylece ceza yargılamasında süre tutum dilekçesi uygulaması kaldırılarak süre kaçırılmasından kaynaklanan mağduriyetlerin önüne geçildi. Toplam beş yıldan az kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişilerin, isteği olmadan kısıtlanması veya kayyım atanması uygulaması kaldırıldı. Adli para cezasının bir gün karşılığı olan miktar en az yüz ve en fazla beş yüz Türk lirası olarak belirlendi. Böylece Sudan Cumhurbaşkanının oğlu örneğinde olduğu gibi, trafik kazasında ölüme neden olan kişinin toplam 27 bin TL adli para cezasına çarptırılması gibi vicdanları karartan trajikomik durumların bir nebze önüne geçilecek. Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, ayrı bir suç olarak düzenlendi. Bu düzenlemeyle, örgüte üye olmadığı halde örgüt adına suç işleyen kişilerin, örgüt üyesi olup örgüt lehine suç işleyenlerden daha fazla cezalandırılmasına neden olan adaletsizlik tamir edildi. Sadece gözaltı ve tutukluluk hallerinde haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilenler için tanınan tazminat talep hakkı, adli kontrol uygulanan kişiler yönünden de genişletildi. Artık, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan ve sonucunda haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilenler de maddi ve manevi her türlü zararlarını talep edebilecekler.

Yeni düzenlemeye göre tazminat istemleri tazminat komisyonuna yöneltilecek, taleplerin tazminat komisyonu tarafından karara bağlanacak. Bu düzenleme ise tazminat hukuku açısından geri bir adım olarak karşımıza çıkıyor. Kamu görevlisi olan ve bağımsızlığı teminat altında olmayan komisyon üyelerinin hazine-birey çekişmesinde bireyin haklarını korumakta yetersiz kalacağı kuşkusuzdur.  Tazminata ilişkin çekişmenin, ağır ceza mahkemelerinden alınıp asliye hukuk mahkemelerine götürülmesi gerekirken tazminat komisyonuna taşınması vatandaş aleyhine yeni bir sorunlu alan yaratmıştır.

Sekizinci Yargı paketiyle yapılan en doğru işlerden biri, Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilmesinin önünün açılmasıdır. Yargı kararını denetim dışına çıkaran önceki uygulama kaldırılmıştır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi halinde de temyiz yoluna gidilebilecektir.

Sekizinci Yargı paketiyle yapılan en doğru işlerden ikincisi ise basit yargılama usulünde verilen karara itiraz edildiğinde açık yargılamanın yine kararı veren mahkeme ve hakim tarafından yapılmasının kaldırılmasıdır. Yeni düzenleme gereği, basit yargılama usulünde itiraz üzerine, itiraz, itirazı veren Mahkeme dışındaki tevzi kriterlerine göre belirlenen asliye ceza mahkemesi tarafından incelenecektir”

“Paketin tadı, tuzu yok”

Mehmet Ektaş açıklamasına şu ifadeleri ekledi;

“Görüldüğü gibi sekizinci yargı paketiyle yargının birkaç küçük olumlu adım atılmışsa da paket kamuoyunun beklentilerini karşılamaktan uzak bir düzenleme olmuştur. Paket, yargılama sürelerini kısaltacak, yargıyı hızlandıracak hiçbir değişiklik ve yapısal reform içermemektedir. Paket, hatalı yargısal karar oranını azaltacak hiçbir önlem içermemektedir. Paket, alacaklının, haklının zararına işleyen “yasal faiz oranı” değişikliği getirmemiştir. Paket, manevi tazminatlarda reddedilen kısım üzerinden ortaya çıkan ilam vekalet ücretini kaldırmamaktadır. Paket, arabuluculuk sisteminde gerekli reformları içermemektedir. Paket, mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarına uymalarını sağlayacak hiçbir önlem içermemektedir. Paket, uzun tutukluluk sürelerini ortadan kaldırmayacaktır. Pakette, Kamuoyunun mahkumların ve ailelerinin beklediği; koşullu salıverilmesi geri alınan hükümlülerle ilgili herhangi bir iyileştirici düzenleme öngörülmemiştir” 

8. Yargı Paketi de “cezasızlığa” devam dedi

Ektaş sözlerini şu ifadelerle noktaladı;

“Pakette, HAGB, hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi, denetimli serbestlik, şartlı tahliye, iyi hal indirimi kurumlarından kaynaklanan “cezasızlık” durumunu ortadan kaldıracak hiçbir düzenleme yapılmamıştır. Bu ülkenin çok değerli hukukçuları, çok değerli kurumları, odaları vardır. Siyasi saiklerden kurtularak kapsamlı, gerçekçi, sürdürülebilir bir yargı reformu ivedilikle yapılmalıdır. Yoksa bu adaletsiz düzen Ülkemiz için beka sorunu haline gelmektedir. Adaletsiz bir siyasal düzenin varlığını korumasının mümkün olmadığına işaret ediyor, kamuoyunu saygılarımızı sunuyoruz”