Dernek Başkanı M. Sadık Yurtman tarafından yapılan açıklamada, Eskişehir'in Mahmudiye ilçesi Fahriye Mahallesi ile Sarıcakaya ilçesine bağlı Düzköy, Laçin ve Beyköy mahallelerinde planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projeleri için Eskişehir Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından "ÇED Gerekli Değildir" kararı verildiği belirtildi.

Açıklamada ayrıca, Odunpazarı ilçesinin Ağapınar ve Eşenkara mahallelerinde jeotermal sondaj arama kuyuları açılması amacıyla valiliğe başvuru yapıldığı, her iki bölgede de sırasıyla üç ve iki sondaj kuyusu planlandığı, bu projelere ilişkin ÇED sürecinin ise devam ettiği ifade edildi.

Yurtman, kamuoyunun proje süreçleri ve olası çevresel etkiler konusunda doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıklama yaptıklarını belirterek, jeotermal enerji yatırımlarının "yeşil ve temiz enerji" söylemiyle sunulmasına karşın, özellikle tarım alanlarında geri dönüşü zor çevresel tahribatlara yol açtığını ileri sürdü.

"Büyük Menderes Havzası örnek gösterildi"

ESÇEVDER açıklamasında, Aydın'daki Büyük Menderes Havzası'nda faaliyet gösteren jeotermal enerji santrallerinin çevresel etkileri örnek gösterildi. Açıklamada, proje tanıtım dosyalarında yer alan çevresel önlemlerin uygulamada yeterince karşılık bulmadığı iddia edilerek, jeotermal akışkanlarla birlikte hidrojen sülfür, amonyak, karbondioksit, metan ve çeşitli ağır metallerin yüzeye taşındığı öne sürüldü.

Dernek, bu gazların hava kalitesini olumsuz etkileyebileceğini, hidrojen sülfürün atmosferde dönüşüme uğrayarak asit yağmurlarına neden olabileceğini ve bunun tarımsal üretimi olumsuz etkileyebileceğini savundu.

"Toprak ve su kaynakları risk altında"

Açıklamada, jeotermal akışkanların bor, arsenik, cıva ve lityum gibi elementler içerdiği belirtilerek, bu akışkanların uygun şekilde yer altına geri basılmaması durumunda dere ve akarsulara karışabileceği iddia edildi.

ESÇEVDER, bu durumun tarım arazilerinde tuzluluk artışına ve verim kaybına yol açabileceğini, ayrıca sondaj sırasında meydana gelebilecek kontrolsüz kuyu püskürmeleri ile kuyu cidarlarında oluşabilecek sızıntıların yer altı su kaynaklarını kirletme riski taşıdığını öne sürdü.

"Kümülatif değerlendirme çağrısı"

Dernek açıklamasında, jeotermal tesislerden yükselen sıcak su buharının yerel iklim üzerinde değişikliklere neden olabileceği, gürültü ve endüstriyel faaliyetlerin de yaban hayatını olumsuz etkileyebileceği görüşüne yer verildi.

ESÇEVDER, tüm jeotermal projelerin yalnızca tek tek değil, bölgesel ve kümülatif etkileri dikkate alınarak bağımsız bilim insanlarının hazırlayacağı raporlarla yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Açıklamanın sonunda ise şu çağrı yapıldı:

Ulucan: “Vatandaş ödediği her kuruşun hesabını bilmeli”
Ulucan: “Vatandaş ödediği her kuruşun hesabını bilmeli”
İçeriği Görüntüle

"Yenilenebilir enerji adı altında tarım topraklarımızın, su kaynaklarımızın ve halk sağlığımızın ipotek altına alınmasına izin verilmemeli. Doğanın geri dönüşü yoktur. Toprağımıza, suyumuza ve geleceğimize sahip çıkalım."