Yeraltı su seviyelerinin tehlikeli boyutlarda düştüğünü belirten Kılıç, DSİ'nin kuyu açma izinlerini durdurmasının üreticiyi çıkmaza soktuğunu söyledi.

"Yeraltı Suları 7-8 Metrenin Altına Düştü"

Eskişehir'in alüvyon araziler üzerine kurulduğunu ve geçmişte 4-7 metre derinlikten rahatlıkla su çıkarılabildiğini hatırlatan Kılıç, özellikle Fevzi Çakmak Mahallesi bölgesinde su seviyesinin ciddi şekilde gerilediğini ifade etti.

Küresel ısınma, yağışların azalması ve silajlık mısır gibi su tüketimi yüksek ürünlerin ekim alanlarının artmasının bu durumu tetiklediğini belirten Kılıç, motor pompalarının emiş mesafesinin yetersiz kaldığını vurguladı.

Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç şu ifadeleri kullandı:

"Eskişehir'in kuruluşu zaten alüvyon araziler üzerine kurulmuş. Eskiden 4-7 metre derinlikten rahatlıkla su çıkarabiliyorduk. Özellikle Fevzi Çakmak Mahallesi ve bölgesinde üyelerimiz kendi imkânlarıyla açtıkları basit kuyulardan tulumbayla su kullanıyordu. Ancak bugün artık o seviyelerde su kalmadı. Küresel ısınma, yağışların azalması ve su tüketimi yüksek ürünlerin ekim alanlarının artması nedeniyle yeraltı suları çok daha derinlere çekildi. Motor pompalarının emiş mesafesi de yaklaşık 7-8 metre olduğu için bugün birçok üreticimiz ciddi su sıkıntısı yaşıyor.

Eskişehir'de son yıllarda özellikle silajlık mısır ve benzeri su tüketimi yüksek ürünlerin ekim alanları ciddi şekilde arttı. Bu da yeraltı su seviyesinin düşmesinde önemli etkenlerden biri oldu. Üreticilerimizin yaşadığı sıkıntının temel nedenlerinden biri de bu.

22 Mayıs'tan sonra Devlet Su İşleri 3. Bölge Müdürlüğü'nün Eskişehir'in birçok bölgesinde yeni kuyu açma ve su arama izinlerini durdurması üreticilerimizi daha da zor durumda bıraktı. Daha önce de dile getirdiğimiz gibi Eskişehir'in geleceğini kurtaracak kapalı sistem sulama projesi var. Yaklaşık 220 milyon dolarlık bir yatırım gerektiriyor. Bu proje sadece tarım için değil, Eskişehir'in içme suyu açısından da büyük önem taşıyor. Çünkü aynı kaynaklardan şehir de faydalanıyor. Eğer gerekli yatırımlar yapılmazsa ilerleyen yıllarda çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz.

Bu konuyla ilgili Devlet Su İşleri 3. Bölge Müdürlüğü'ne resmi başvurularımızı yaptık. Sayın Vali Yardımcımız Adem Keleş ile de görüşerek üreticilerimizin yaşadığı mağduriyeti aktardık. Burada bizi en çok üzen nokta ise devlet destekli sera kuran üreticilere bile kuyu açma izni verilmemesi oldu. Eğer devletten destek alarak sera yaptırıyorsanız, o seranın su ihtiyacını da planlamanız gerekir. Bir taraftan üretime teşvik edip diğer taraftan su izni vermemek doğru bir yaklaşım değil.

Türk Harb-İş Eskişehir Şube Başkanı Atak'tan çağrı: “Savunma sanayi işçisine ayrı parantez açılsın!”
Türk Harb-İş Eskişehir Şube Başkanı Atak'tan çağrı: “Savunma sanayi işçisine ayrı parantez açılsın!”
İçeriği Görüntüle

Eskişehir bugün kendi ihtiyacını karşıladığı gibi yaklaşık 12 ile sebze gönderen önemli üretim merkezlerinden biri. Böyle bir şehirde üretimi kısıtlayacak kararların plansız şekilde uygulanması doğru değil. Önce planlama yapılmalı, gerekli altyapılar hazırlanmalı, daha sonra gerekiyorsa kısıtlamalar uygulanmalı. Aksi halde mağdur olan önce üretici, ardından da vatandaş olur.

Sarıcakaya ve Mihalgazi bölgelerinde ise şu an bize yansıyan ciddi bir su problemi bulunmuyor. Bu bölgeler ağırlıklı olarak Sakarya Nehri'nden ve kanal sulamasından faydalanıyor. Eskişehir'in adeta Antalya'sı diyebileceğimiz çok değerli üretim alanları bunlar. Ancak mevcut tablo bu şekilde devam ederse ilerleyen yıllarda oralarda da benzer sıkıntılar yaşanabilir.

Mısır üretimi konusunda da dikkatli olunması gerektiğini düşünüyoruz. Elbette mısır üreten çiftçilerimizin de haklı gerekçeleri var. Ancak su tüketimi daha düşük alternatif ürünlerin üreticiye sunulması gerekiyor. Sadece kuru tarımla çiftçiliğin sürdürülmesi mümkün değil. Hububat fiyatlarına baktığımızda üretici zaten ciddi gelir kaybı yaşıyor. Açıklanan fiyatlar üreticiyi memnun etmiyor, serbest piyasada ise fiyatlar daha da aşağı düşüyor. Böyle devam ederse küçük aile işletmeleri ayakta kalmakta zorlanır. Üretim tamamen büyük işletmelerin eline geçerse bunun bedelini en sonunda tüketici öder.

Soğan üretimine gelince, Eskişehir'de elbette soğan üretimi yapılıyor ancak henüz ana hasat dönemi başlamadı. Erkenci üretimler dışında esas hasat ağustos ayının sonuna doğru gerçekleşiyor. Geçen yıl soğan üreticisinin yaşadığı zarar nedeniyle bu yıl ekim alanlarında daralma olduğunu düşünüyoruz. Bu da üretim planlamasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Üreticiler bugün sadece su sıkıntısıyla değil, artan maliyetlerle ve farklı düzenlemelerle de mücadele ediyor. Hobi bahçeleri ve tarımsal alanlarla ilgili uygulamalar nedeniyle birçok üreticimiz tedirgin. Cezalara ilişkin belirsizlikler de kafa karışıklığı oluşturuyor. Zaten üretici ekonomik olarak zor ayakta dururken yeni belirsizliklerle karşı karşıya kalması sektör açısından ciddi bir sorun oluşturuyor. Bizim beklentimiz, üretimi sürdürülebilir kılacak planlı ve üreticiyi destekleyen politikaların hayata geçirilmesidir."