Ateş, başarının yalnızca yüksek başarı sıralamasıyla değil, öğrencilerin dört yılın sonunda nitelikli sağlık profesyonelleri olarak mezun olmasıyla ölçülmesi gerektiğini söyledi.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eskişehir Şubesi adına açıklama yapan Şube Sekreteri Gönül Ateş, 2025 YKS yerleştirme sonuçlarına göre Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünün Türkiye’deki ilk 10 hemşirelik programı arasında yer almasının önemli bir başarı olduğunu belirtti.
Hacettepe, Koç, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Ankara ve Gazi gibi üniversitelerin bulunduğu ilk 10 içerisinde ESOGÜ’nün de yer almasının bölümün tercih edilirliğini ve öğrencilerin üniversiteye duyduğu güveni gösterdiğini ifade eden Ateş, bu başarının aynı zamanda önemli bir sorumluluk getirdiğini vurguladı.
Ateş, “İlk 10’a girmek önemli bir başarıdır. Ancak bu başarıya yakışan eğitimi sürdürmek ve bunu kalıcı hale getirmek çok daha büyük bir sorumluluktur” dedi.
“Asıl başarı mezuniyet sonrası ortaya çıkar”
Hemşireliğin geleneksel görev tanımlarının çok ötesine geçen bir sağlık profesyonelliğine dönüştüğünü belirten Ateş, günümüzde hemşirelerin hastayı değerlendiren, riskleri erken fark eden, klinik karar süreçlerine katılan, hasta güvenliğini sağlayan ve bilimsel kanıtları bakım uygulamalarına aktarabilen önemli sağlık çalışanları olduğunu söyledi.
Ateş, yaşlanan nüfus, kronik hastalıkların artması ve bakım ihtiyaçlarının çeşitlenmesiyle birlikte hemşireliğin sağlık sistemi içerisindeki öneminin giderek arttığına dikkat çekti.
Türkiye’de hemşirelik eğitiminin ise hâlâ önemli sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Ateş, özellikle öğrenci kontenjanları ile akademik kadro, laboratuvar olanakları ve klinik uygulama kapasitesi arasında dengenin korunması gerektiğini kaydetti.
“Kaç öğrenci alabiliriz değil, kaç öğrenciye nitelikli eğitim verebiliriz?”
Hemşirelik eğitiminin yalnızca sınıf ortamında verilemeyeceğini belirten Ateş, öğrencilerin teorik bilgilerini gerçek yaşam koşullarında uygulayabilmeleri için yeterli klinik deneyime ve birebir eğitime ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Ateş, kontenjanların belirlenmesinde temel ölçütün yalnızca öğrenci sayısını artırmak olmaması gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu:
“Kontenjanlar belirlenirken yalnızca ‘Kaç öğrenci alabiliriz?’ sorusunu sormak yeterli değil. Asıl sormamız gereken, ‘Kaç öğrenciye gerçekten nitelikli hemşirelik eğitimi verebiliriz?’ sorusudur.”
Türkiye’nin daha fazla hemşireye ihtiyaç duyduğunu ancak bunun çözümünün yalnızca üniversitelerin kontenjanlarını artırmaktan geçmediğini belirten Ateş, öğretim elemanı sayısı, laboratuvar olanakları ve klinik uygulama altyapısının da aynı ölçüde geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Ateş, “Hemşire açığını kapatmaya çalışırken nitelikli hemşirelik eğitimi açığı oluşturmamalıyız” dedi.
“Başarılı gençleri meslekte tutacak koşullar oluşturulmalı”
Hemşirelerin çalışma koşullarının da mesleğin geleceği açısından kritik olduğunu belirten Ateş; yoğun çalışma temposu, nöbetler, artan iş yükü, sağlıkta şiddet, tükenmişlik, ücretler ve özlük haklarının hem öğrencilerin hem de çalışan hemşirelerin mesleğe bakışını etkilediğini söyledi.
Başarılı gençlerin hemşireliği tercih etmesinin tek başına yeterli olmadığını ifade eden Ateş, mezunların meslek içerisinde kalmasını sağlayacak çalışma koşullarının oluşturulması gerektiğini kaydetti.
Nitelikli sağlık çalışanlarının yurt dışına yönelmesinin de yalnızca bireysel bir tercih olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Ateş, bunun aynı zamanda sağlık insan gücü açısından ele alınması gereken önemli bir konu olduğunu söyledi.
“Geleceğin hemşiresi teknolojiyi insan için kullanacak”
Açıklamasında sağlık alanındaki teknolojik dönüşüme de dikkat çeken Ateş, yapay zekâ, dijital sağlık uygulamaları, uzaktan hasta takibi ve karar destek sistemlerinin gelecekte sağlık hizmetlerinde daha fazla yer alacağını belirtti.
Geleceğin hemşirelerinin dijital okuryazarlığı yüksek, veriyi değerlendirebilen ve yapay zekânın sunduğu bilgiyi sorgulayabilen sağlık profesyonelleri olması gerektiğini ifade eden Ateş, teknolojik gelişmelerin hemşireliğin insani boyutunu ortadan kaldırmayacağını vurguladı.
Ateş, “Geleceğin hemşiresi teknolojiyle yarışan değil, teknolojiyi insan için kullanan hemşire olacaktır” ifadelerini kullandı.
“Bilimsel kanıtı nedir?” sorusu sorulmalı
Hemşirelik öğrencilerinin araştıran ve sorgulayan bireyler olarak yetiştirilmesinin önemine de değinen Ateş, meslekte “Biz yıllardır böyle yapıyoruz” anlayışı yerine bilimsel kanıta dayalı bakım yaklaşımının esas alınması gerektiğini söyledi.
ESOGÜ Hemşirelik Bölümünün ilk 10 içerisinde yer almasını yalnızca bugünün başarısı olarak görmediklerini belirten Ateş, hedeflerinin sadece yüksek başarı sıralamasına sahip öğrencilerin tercih ettiği bir bölüm olmak olmadığını ifade etti.
Ateş, ESOGÜ mezunlarının klinik yeterlilikleri, bilimsel bakış açıları, etik duyarlılıkları ve mesleki duruşlarıyla tercih edilen hemşireler olması gerektiğini vurguladı.
Açıklamasının sonunda üniversitelerin başarısının yalnızca giriş puanları ve başarı sıralamaları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Ateş, “Üniversitenin gerçek başarısı, öğrencinin o kapıdan hangi puanla girdiğinden çok, dört yılın sonunda o kapıdan nasıl bir meslek insanı olarak çıktığıyla ölçülür” dedi.
Ateş, ESOGÜ’nün ilk 10 başarısından memnuniyet duyduklarını ancak asıl sorumluluğun bundan sonra başladığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Bize güvenerek gelen bu başarılı gençleri, geleceğin ihtiyaç duyduğu nitelikli hemşirelere nasıl dönüştüreceğiz? Bizim için asıl başarı, bu soruya vereceğimiz cevap olacaktır.”





