Durdu açıklamasında şu ifadelere yer verdi, “Türkiye’de 2002 yılında Ak Parti’nin iktidara gelmesiyle birlikte pek çok alanda olduğu gibi eğitimde de köklü dönüşümler yaşandı. Bu değişiklilere reform dediler ama yapılan işler sürekli daha kötüye gitti. 2004 yılından başlayarak okul öncesinden üniversiteye kadar bütün öğretim programları değiştirildi. İlk köklü değişiklik 2006/2007 yıllarında yaşanırken, 2017/2018 eğitim öğretim yılından itibaren bütün öğretim programları bir kez daha değiştirilip yeni uygulamalara gidildi. Yeni programlarla birlikte eğitim sisteminin dayandığı felsefeden öğretim yöntem ve tekniklerine, ölçme-değerlendirmeden ders kitaplarına kadar kapsamlı değişiklikler yapıldı.

Yapılan değişikliklerle müfredat ve öğretim programlarının dayandığı temel felsefe, büyük ölçüde 12 Eylül darbecilerinin zihniyetine dayandı. Darbecilerin din dersini bütün kademe ve öğrenciler için zorunlu hale getirmesine benzer biçimde Ak Parti'de eğitimde laikliği ve bilimi dışladı, sosyal değerler yerine bireyciliği baz aldı, evrensel demokratik değerleri dışlayıp dinsel ve milli değerleri temel aldı. Bugüne kadar yapılanlar yeterli görülmemiş olacak ki, müfredatların ‘milli ve dinsel değerler’ temel alınarak bir kez daha değiştirilmesi gündemdedir.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir süredir kapalı kapılar ardında hazırlıkları sürdürülen müfredat değişikliğini kamuoyuna açıklayacaklarını belirterek, “Müfredat, hızla değişen dünya koşulları, güncel gelişmeler göz önünde bulundurularak devamlı güncellenecek canlı ve dinamik bir yapıda olmalı. Ana paradigmasından tutun, bize ait ve bizim değerlerimizle inşa edilmiş, bizim referans değerlerimizin ışığında oluşturulmuş bir eğitim sisteminin inşası için gerekli çalışmalarımızı tamamladık, yakın zamanda kamuoyuyla paylaşacağız.” açıklamasını yaptı. Bakan Tekin’in bugüne kadar yaptığı açıklamalardan çıkarılabilecek en somut sonuç, yeni eğitim müfredatının, tüm derslerde sarmal olarak ‘dini’ ve ‘milli’ değerleri temel alan, farklılıkları ötekileştiren bir içerikte hazırlıkların yapılmış olmasıdır. Yıllardır iktidar eliyle adım adım hayata geçirilen eğitimde dinselleşmenin son halkasının yeni müfredat üzerinden tamamlanması hedeflenmektedir”

Anadolu Üniversitesi’ne rektör atanacak Anadolu Üniversitesi’ne rektör atanacak

Durdu şöyle devam etti, “MEB’in müfredat değişiklikleriyle yapmak istediği şey, tam olarak iktidarın siyasal ve ideolojik çizgisine paralel olarak “milli ve manevi değerler”le donatılmış nesiller yetiştirmektir. Nitekim Milli Eğitim Bakanı’nın STK olarak tanımladığı tarikat ve cemaatlerin ısrarıyla, ÇEDES projesiyle tamamen dini değerlere dayalı “değerler eğitimi” uygulamasının eğitimin tüm kademelerinde hayata geçirilmesi hedeflenmektedir.

Bugüne kadar hazırlanan müfredatların genel amaçları kısmında her ne kadar insana, demokratik değerlere, evrensel yaklaşıma dönük vurgular yapılmış olsa da, uygulamalar ve araçlar düzeyinde tam tersi bir durum ortaya çıktı. Yeni müfredat açıklandığında, benzer bir durumla karşılaşılması şaşırtıcı olmayacaktır.

Ülkemizde halklar, inançlar, kültürler ve kimlikler açısından var olan farklılıklar ve çok renklilik, eğitim müfredatlarında karşılığını hiçbir zaman tam anlamıyla bulamadı. Bu farklılık, zenginlik ve çeşitlilikler ya görünmez kılındı ya da “karşı”, “düşman” ve “öteki” olarak yaftalandı. 

Bireycilikle, milliyetçilikle, dini değerler ve rekabetle yoğrulmuş, bilimsel, sanatsal, estetik yönden sığ, büyük ölçüde dini kural ve referanslara dayanan bir dilin kullanıldığı eğitim müfredatının çocuklarımıza/öğrencilerimize verebileceği hiçbir olumlu şey yoktur. Laik, bilimsel ve demokratik eğitimin temel işlevi, bireylerin kendilerini çocuk yaşlardan itibaren özgürce gerçekleştirmelerine yardım etmektir. Dolayısıyla eğitim programları, yaşamı bir bütün olarak kavramayı hedeflemeli, öğrencilerin çok yönlü gelişimlerine hizmet edecek öğrenme yaşantılarını içeren bir içerikte olmalıdır. Eğitim Sen olarak laik, bilimsel. Demokratik bir eğitim için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz”