Türk Ocakları’nın 112’nci kuruluş yıl dönümü etkinlikleri Eskişehir’de Vilayet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtına çelenk sunma töreni ile başladı. Türk Ocağı Eskişehir Şube Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal burada dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Sözlerinde işsizlik sorununa değinen Prof. Dr. Ünal “Herkes tarafından bilinen ve söylenen gerçek; bir ülkedeki en tehlikeli bomba işsiz üniversite mezunlarıdır. Hâlbuki ülkemizde bırakın yüzbinlerle ifade edilen işsiz üniversite mezunlarını; bekçi olmak için, polis olmak için, uzman çavuş olmak için kapı kapı dolaşan işsiz üniversite mezunlarımızın yanı sıra daha da vahimi bilimde en yüksek nokta olan doktorasını yapmış on binlerce işsizimiz var” dedi.

Enflasyondaki yükselişin ciddi sosyal dengesizliklere yol açtığının altını çizen Prof. Dr. Ünal “Nihai olarak düşürülemeyen enflasyon ve artan fiyatların yanı sıra alım gücündeki kayıplar ve adaletsiz gelir dağılımı toplumda ciddi sosyal dengesizliklere yol açmaktadır” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Nedim Ünal açıklamasında şu görüşlere yer verdi;

Ayşe Ünlüce: Artık seçim bitti hizmet zamanı Ayşe Ünlüce: Artık seçim bitti hizmet zamanı

“Bize göre bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu durumda en önemli konu eğitimin kendisinden beklenileni ortaya koyamamasıdır. Bugün Üniversitelerimizin birçoğu neye yaradığı belli olmayan kalitesiz, karşılığı olmayan diploma dağıtmaktan başka bir şey yapmıyor. Temel Bilimlerin birçoğunda otuz, otuz beş öğretim üyesi var iken on, on beş öğrenci kaydoluyor, zaten onların diplomaları da bir işe yaramıyor. Türkiye’nin en değerli serveti olan genç beyin gücü heba edilmeye devam ediliyor. Hâlbuki eğitim doğru dürüst planlama yapılarak bir taraftan gençlerimizi değerlerine sahip şahsiyetli bir nesil haline getirmeye çalışırken diğer taraftan ülkenin ihtiyaçlarını dikkate alarak çağın bilgileriyle donanmış ihtiyacımız kadar genç kadroları yetiştirmek cihetine gitmeli. Herkes tarafından bilinen ve söylenen gerçek; bir ülkedeki en tehlikeli bomba işsiz üniversite mezunlarıdır. Hâlbuki ülkemizde bırakın yüzbinlerle ifade edilen işsiz üniversite mezunlarını; bekçi olmak için, polis olmak için, uzman çavuş olmak için kapı kapı dolaşan işsiz üniversite mezunlarımızın yanı sıra daha da vahimi bilimde en yüksek nokta olan doktorasını yapmış on binlerce işsizimiz var.

Geçen sene bu zamanlar neredeyse vatan topraklarının 6’da 1’i tahrip oldu. Bunların yanı sıra aynı Milli Mücadele’de olduğu gibi Türk Milleti adeta “İkinci Kuvâyi Millîye” destanını yazdı. Depremin ilk anından itibaren sadece Türkiye değil, Türklük âlemi ayağa kalktı, yollara döküldü, kendileriyle beraber varlarını yoklarını da bölgeye götürdüler. Bu yazılan destan eşine rastlanamayan, bir günde 2 bin TIR’ın gölgeye girdiği hafızalara çakılan ve hiçbir zaman unutulmayacak olan muhteşem bir destandı. Aynı birinci Kuvâyi Millîye destanında olduğu gibi bu destan da yarınki nesillere bırakacağımız en büyük mirasımız olacak. Evet, millet olmak böyle bir şey. Türk milleti dara düştüğü zaman; aynı Kuvâyi Millîye’de, İstiklâl Harbinde olduğu gibi kimseden bir şey beklemeden ayağa kalkmasını biliyor ve millet olmayı hak ediyor. Bu vesile ile bir kere daha belirtmek isterim ki, başımıza gelen bu asrın felaketinden gereken ders çıkarılmalı dünyanın en yoğun deprem kuşağından biri olan Türkiye coğrafyasında dikey yapılanmadan vazgeçilip kesinlikle yatay yapılanmaya dönülmeli ve yönetmeliklerin uygulanması kesinlikle doğru dürüst takip edilmeli. Önümüzdeki günlerde yapılacak mahalli seçimlerin memleketimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ederken diğer taraftan da yeni seçilecek yöneticilerin özellikle bu konuyu dikkate almalarını istiyoruz.

Ve nihai olarak düşürülemeyen enflasyon ve artan fiyatların yanı sıra alım gücündeki kayıplar ve adaletsiz gelir dağılımı toplumda ciddi sosyal dengesizliklere yol açmaktadır. Ümit ederiz ki önümüzdeki günlerde bu konuda ortaya konacak gayret ve çabalarla artan fiyatlarda duraklama, enflasyonda aşağıya doğru eğilim ve hayat standartlarında yükselme ve adil bölüşüme doğru bir yönelme meydana getirilir. 

Bu arada KAAN ve şu anda vilayet meydanında sergilenen uçak motorları başta olmak üzere Kara, Hava ve Deniz Savunma Sanayiinde meydana gelen gelişmeler hepimize gurur veriyor ve göğsümüzü kabartıyor. Son yıllarda yıllardır Türkiye’nin baş belası olan “Etnik ayrımcılığa” karşı yönetilen sınırlarımızın ötesindeki mücadeleyi memnuniyetle takip etmekteyiz ve kesinlikle etnik terörle yapılacak mücadelenin sınırlarımız içinde değil ötesinde yapılması gerektiği kanaatimizi bir kere daha ifade ediyoruz. Keza dış siyaset ve mavi Akdeniz konularında son zamanlarda yapılan temasları ve çalışmaları isabetli buluyor kararlılıkla devam ettirilmesi gerektiğini düşünüyoruz”