Eskişehir'in muharip uçakların yapım, bakım ve idamesindeki kritik rolüne dikkat çeken Atak, Türkiye'nin savunma alanındaki yerli ve milli başarılarından övgüyle bahsedilirken bu başarıların gerçek mimarları olan emekçilerin adının yeterince anılmadığını vurguladı.

Atak, şöyle konuştu:

"Eskişehir ve Türkiye kamuoyuna bugün savunma sanayi işçileri üzerinden bir açıklama yapmak istiyoruz. Biz, savunma sanayi işçileri olarak Türk Harb-İş Sendikası Eskişehir Şubesi adına, sizlerin de yakından takip ettiği üzere, iş yerlerimizde üyelerimizin haklarını Türkiye genelinde savunmak adına Eskişehir'den uzun zamandır bir mücadele örneği sergilemeye çalışıyoruz. Üyelerimizle birlikte farklı platformlarda kendimizi anlatmaya, ifade etmeye gayret içerisindeyiz.

Ancak biz her ne kadar bu mücadeleyi Türkiye'ye yaysak da milli savunmada bugün ülkenin yerli ve milli başarılarından bahsedilirken ülkemizin savunma sanayinde, özellikle muharip uçaklarımın yapımı, bakımı, idamesi Eskişehir'de; denizaltılarımızın, deniz platformlarımızın Gölcük'te yapıldığı; helikopterlerimizin Kayseri'de yapıldığı ve hemen hemen ülkenin her yerinde, her ilinde katkı sunan işçilerimizin maalesef bu başarıdan bahsedilirken emekçilerimizin adından yeteri kadar söz edilmemektedir.

Biz, 2025 yılı Kamu Çerçeve Protokolü'nde savunma sanayi işçilerinin Türkiye'de ve dünya genelinde başarıdan söz edilirken, gösterilen, anlatılan bu başarıdan söz edilirken maalesef yeterli bir şekilde haklarının alınmadığını düşünüyoruz. Ve bu nedenle de yine mücadelemizi sürdürme kararlılığı içerisinde sizlerle bir paylaşım yapmak istedik.

Uzun zamandır Kamu Çerçeve Protokolü'ne 2027 yılı için yeniden bir hazırlık var. Ve bu hazırlık yapılırken kamuoyuyla yeniden gündeme gelen, işte "verimliliği teşvik primi" adı altında bizim iş kolumuzda söz edilip savunma sanayi işçilerine sadece yıllık izinlerde ödeneceği söylenen bir prim konuşuldu. Bu primin üzerine üye arkadaşlarımızla birlikte bir imza kampanyası düzenledik. Bu imza kampanyasını da yine sizlerin aracılığıyla duyuruyoruz. Türk-İş Genel Merkezine, Türk Harb-İş Sendikası Genel Merkezine, Çalışma Bakanlığına ve Milli Savunma Bakanlığına göndereceğiz.

Peki biz ne istiyoruz? Beklentilerimiz ne?

Cem Küçük gözaltına alındı
Cem Küçük gözaltına alındı
İçeriği Görüntüle

Her şeyden önce şunu söylemek istiyoruz ki biz 2027 Kamu Çerçeve Protokolü'nden önce adı ne olursa olsun; gizli olsun, açık olsun, kamuoyundan saklanan, kamuoyuna çok net bir şekilde açıklanmayan herhangi bir protokolün olmasını talep etmiyoruz, istemiyoruz. Bunun nedeni de şudur: Biz sadece emeğimizin adının konmasını, adaletin sağlanmasını, bunun karşılığında da savunma sanayi işçilerinin hak ettiği sosyal ve ekonomik konuma getirilmesini talep ediyoruz. Bunun da yıllardır verilen emeğin ve nitelikli iş gücünün, kazanılan kabiliyetlerin bir karşılığı olduğu kanaatindeyiz.

O nedenle de sadece yapılan bu adımların, işte "Biz yıllık izinlerde sizlere %1, %2 gibi ilave haklar aldık." denilerek savunma sanayi işçilerinin, tabiri caizse, ağzına bir parmak bal çalınmasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Binlerce arkadaşımızla imza kampanyamızı düzenledik. Bu imza kampanyamızda 2027 yılı Kamu Çerçeve Protokolü'nden beklentilerimizi dile getirdik.

Her şeyden önce şu olmalı: Bu, Eskişehir kamuoyunu da yakından ilgilendiriyor ve siyaset kurumuna da defaten bu konuyla ilgili çağrıda da bulunuyoruz. Sahip çıkılmalı ve bunun mutlaka takibi yapılmalı. Şu göz ardı edilmemeli: Savunma sanayi işçileri stratejik öneme sahiptir. Ve stratejik öneme sahip olan kişilere de mutlaka ayrı bir ücretlendirme yapılmalıdır. Bu ücretlendirme de bir maliyet hesabı olarak düşünülmemelidir. Bu ülkenin milli güvenliği, stratejik anlamda geleceği ve savunma sanayinin bir vizyonu kapsamında değerlendirilmelidir.

Aynı zamanda da bu stratejik elemanlar, mutlaka kalifiye personel olmaları nedeniyle, iş yerlerinde korunmalıdırlar, bunların yolları aranmalıdır. Ama bugün bizlerde yetişen yüzlerce, binlerce üyemiz, personelimiz maalesef özel sektöre kaçırılmaktadır, gitmektedir, özel sektör tarafından da çok rahatlıkla iş bulunup çalıştırılmaktadır. Devletin yetiştirdiği kişilerin bu kadar kolay bir şekilde kaybedilmesini bizler kesinlikle istemiyoruz.

O nedenle de Kamu Çerçeve Protokolü'nde özel olarak savunma sanayi işçilerine ayrı bir parantez açılmasını talep ediyoruz. Açılan bu parantezde de tanımımızın teknik personel üzerinden çok net bir şekilde ifade edilmesini talep ediyoruz. Refah payımızın güncel olarak yenilenmesini, güncellenmesini istiyoruz. Vergideki kayıplarımızın bir şekilde bu protokolde yine yer alarak karşılanmasını istiyoruz. Sadece verimliliği teşvik primi adı altında yıllık ücretli izinlerde değil; savunma sanayisinde, savunma sanayinde çalışan emekçilerin aldıkları primlerin tamamının ücretlerinin esas ücret olarak kabul edilerek hafta sonları, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil ve ücretlerinde de ödenmesini talep ediyoruz. Sosyal yardım şartlarının güncellenmesini talep ediyoruz. İş sağlığı güvenliği ile ilgili üst seviyede, özellikle savunma sanayinde çağdaş ülkelerin gelmiş olduğu noktalardaki iş sağlığı ve güvenliği kapsamında ayrı bir düzenleme yapılmasını talep ediyoruz.

Ve savunma sanayine özgü Kamu Çerçeve Protokolü'ndeki maddelerin hiç çekinmeden diğer kamu işçilerinden de "Hani bizler bir ayrıcalık istiyoruz." gibi gözükmeden... Çünkü bunun bir emek arayışı olduğunu, emeğimizin karşılığı olduğunu, bir adalet arayışı olduğunu ve getirilen başarı, katma değerin karşılığında da bunun yeri olduğunu düşünüyoruz. O nedenle yer alması gerektiği kanaatindeyiz.

Biz bu düşüncelerle, sizlerin aracılığıyla, bu düzenlemiş olduğumuz imza kampanyasıyla da bütün kamuoyuna tekrar sesleniyoruz. Türk-İş'e sesleniyoruz. Türk Harb-İş Sendikası Genel Merkezine, Çalışma Bakanlığına ve Milli Savunma Bakanlığına sesleniyoruz. Çok uzun zamandır ifade ettiğimiz, gündeme getirdiğimiz bu düşüncelerimizin artık bir karşılık bulması gerekiyor. Aksi takdirde kaybeden, bu ülkenin savunma sanayi vizyonu olacaktır.

Savunma sanayindeki çünkü emekçiler olmadığı takdirde bir başarıdan söz edilemeyeceği artık görülmeli ve anlaşılmalıdır. Kaybedilen her nitelikli personel, yarın dünyada övgüyle bahsettikleri milli savunmanın artık geriye gittiğinin, geriye gideceğinin bir göstergesi olacağını kendileri de görmelidirler.

Biz Türk Harb-İş Sendikası Eskişehir Şubesi olarak bu mücadelemizi tüm kararlılığımızla, bundan sonra da bugüne kadar nasıl devam ettirdiysek, üyelerimizle birlikte devam ettirmeyi düşünüyoruz. Aynı şekilde devam ettirmek niyetindeyiz. Ve bunu da başaracağımıza inanıyoruz. Biz eninde sonunda savunma sanayi işçilerinin hakkını alacağına inanıyoruz.

Çünkü başta belirttiğimiz gibi, Eskişehir savunma sanayi ile bütünleşmiş bir şehirdir. Türkiye'ye örnek olacak bir şehirdir. Biz üyelerimizle birlikte de bunu tüm Türkiye'ye de ispat etmek niyetindeyiz, amacındayız. Hepinize çok teşekkür ederiz.

Biz 2000'e yakın üyemiz var Eskişehir'de. Bu üyelerimizin tamamının katkısının olduğu bir imza kampanyası oldu bu. Türkiye genelinde değil, ben o yüzden de özellikle Eskişehir olarak belirttim. Bunun bir itici güç olması anlamında yaptık. Ama sizlerle paylaştığımız bu duygu ve düşüncelerimizi ifade eden bir imza kampanyasıdır bu. Bunu da dediğim gibi yani kendilerine de yetkili organlarının tamamına da göndereceğiz.”