Yaptığı metodolojik ve isabetli anketlerle öne çıkan ORC Araştırma tarafından 17-19 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen Türkiye geneli oy tercihleri araştırmasının sonuçları açıklandı.
“Bu pazar genel seçim olsa” sorusunun yöneltildiği araştırmada AK Parti yüzde 34,9 ile ilk sırada yer aldı. Yeni Parti yüzde 18,2 ile ikinci sıradaki yerini korurken, CHP yüzde 9,2 ile üçüncü, MHP yüzde 8,9 ile dördüncü, DEM Parti yüzde 8,6 ile beşinci, İYİ Parti ise yüzde 7,2 oy oranı ile listede altıncı sırada yer aldı.
Anket sonuçlarını 2023 yılı Milletvekili Genel Seçimleri ile kıyasladığımızda; AK Parti’nin oylarında 0,7 puan, MHP cephesinde ise yaklaşık bir puanlık düşüş olduğunu görüyoruz. Bu durum ise Ortadoğu’daki savaş ortamının tetiklediği global sorunlardan içerde yaşanan fon krizine kadar pek çok olumsuz etkene rağmen Cumhur İttifakı’nın ana paydaşları olan her iki partinin oylarını koruduğunu ortaya koyuyor.
Bununla birlikte vakti zamanı gelince uygulanacak olan seçim ekonomisi ile bu oranların yukarı yönlü bir ivme kazanacağı da unutmamak lazım.
Neticede AK Parti belki de siyasi serüveninin en rahat seçim sürecine doğru ilerliyor.
Gelelim muhalefet cephesine…
Yeni Parti ile CHP’nin oy oranlarını topladığımızda, ana muhalefetin son genel seçimlerde almış olduğu oy oranı ile örtüştüğünü görüyoruz. Yani aslında yeni olan bir şey yok, sadece ana muhalefetin oyları ikiye bölünmüş durumda. Yine her iki partinin toplumsal karşılığını ele aldığımızda; kurulduğu günlerde Yeni Parti lehine olan ibrenin gün geçtikçe dengelendiği ve CHP’nin farkı azalttığı açık bir şekilde görülüyor.
Bir başka ifadeyle de bundan sadece üç ay öncesine kadar yaptırdıkları anketlerde CHP’nin oylarının yüzde biri bile bulmadığını öne süren Yeni Partili bazı kurmaylar ile basındaki kalemşörlerinin içerisinde bulundukları hayal aleminden bir an önce uzaklaşmaları gerekiyor.
Gerçek şu ki ana muhalefet partisi, halkın beklentileri, sorunları ve ihtiyaçları konusunda alternatif politikalar üreterek kamuoyunda güçlü bir figür olma başarısını gösterebilseydi şu an çok daha farklı şeyler konuşuyor olacaktık.
Ancak ne geçmişte, ne de bugün; böyle bir çabaya tanık olmadık. Bu durum ise muhalif cephenin üst kamaralarında bulunan kişilerin temel gayesinin, iktidar olmaktan ziyade ‘ana muhalefet partisi konumunu korumak’ olduğunu düşündürüyor. Yani iktidar mücadelesine girmek yerine değerli ikinciliğin konforunu yaşamayı önceleyen bir doktrin karşımıza çıkıyor.
Üstelik şimdilerde ana muhalefetin bölünmüş olmasından dolayı bahse konu ‘değerli ikincilik’ olgusu çok daha önemli hale gelmiş durumda.
Ve elbette kendilere umut bağlayan parti tabanının, kurmaylarının böyle bir ajandası olabileceğinden hiçbir haberi yok.
Acı ama bana sorarsanız işin gerçeği tam olarak bu.

TEŞEKKÜRLER
Şehir Gazetesi ile birlikte meslekte yirminci yıla girmeye hazırlandığım bu günlerde, bendenizi fazlasıyla onore eden bir gelişmeyi sizlere aktarmak istiyorum.
“Kimileri bize ne der, kimileri önemser”, işin bu tarafını bilemiyorum ama içimden paylaşmak geldi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na yaptığım başvurunun ardından yapılan inceleme neticesinde, ilgili kanun ve yönetmelik hükümleri gereğince kullanmakta olduğum basın kartım, eski yıllarda “basın şeref kartı” olarak da isimlendirilen ‘sürekli basın kartı’ ile değiştirildi.
Üstelik birkaç hafta gibi oldukça kısa bir süre içerisinde.
Onur duydum, mutlu oldum…
Bunun yanı sıra an itibari ile geçmiş yıllara kıyasla çok daha büyük bir mesleki sorumluluk taşıdığımı da hissettim.
Nitekim; bu duyguları yaşamama vesile olan başta siz değerli okuyucularımız olmak üzere, medya ve iletişim alanında uyguladığı strateji ve politikalar ile desteğini her daim yanımızda hissettiğimiz Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanımız Prof. Dr. Burhanettin Duran’a teşekkür ve şükranlarımı sunarım.
Yorum sizlerin.
Bendeniz çarşamba günü yine buradayım.
Beklerim efendim.
GÜNÜN SÖZÜ:
Herkesin işlemeyen bir planı vardır.
- Murphy Yasası