Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nalan Gündoğdu Karaburun, enstitü olarak hedeflerini, gençlerin sağlık alanındaki projelerini Eskişehir Ekspres’e anlattı. 

Karaburun, salgın hastalıklarla ilgili olarak “Halkımızın müsterih olmasını, devletimizin kendisinden beklenen tüm görevleri en üst düzeyde yerine getirdiğini bilmelerini isterim” diye konuştu.

Prof. Dr. Nalan Gündoğdu Karaburun, Gazete Eskişehir Ekspres'in 14 Mart Tıp Bayramı Özel Sayısı'na özel açıklamalarda bulundu. 

Röportaj Nevin Bulut Atak, Eskişehir Ekspres

Enstitü olarak çalışmalarınız ile ilgili kısa bir değerlendirme alabilir miyim?

Enstitümüz bir lisansüstü eğitim enstitüsüdür. Sağlık bilimleri altında, başta eczacılık olmak üzere dil ve konuşma terapisi ile beden eğitimi ve spor alanlarında yüksek lisans ve doktora eğitimleri verilmektedir. Şu an için toplam 12 anabilim dalı altında yer alan 27 program dahilinde yaklaşık 600 öğrencimiz vardır; Bunların yaklaşık 170’i doktora, 430’u ise yüksek lisans öğrencisidir. Eğitim-öğretim faaliyetlerimizi yaklaşık 150 kişilik bir öğretim elemanı kadrosu ile Eczacılık Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi bünyesinde yer alan altyapı olanakları ile yürütmekteyiz. Genel bir değerlendirme olarak öğrenci, öğretim elemanı ve altyapı kalitesi yönlerinden ülkemizin sağlık alanında önde gelen kuruluşlarından biri olduğumuzu ifade edebiliriz.

Var olan alanlarımıza yenilerine eklemeyi hedefliyoruz

Enstitü olarak hedeflerinizden bahseder misiniz?

Öncelikli hedefimiz ülkemizin politikalarına uygun yetişmiş insan gücünü nicelik ve nitelik yönünden artırmaktır. Üniversitemiz ve enstitümüz özellikle dil ve konuşma terapisi ile fitoterapi alanlarında ülkemizin önde gelen eğitim kurumlarındandır. Bunların yanı sıra doğal ve bitkisel ürünler, kozmetik ürünler, farmasötik biyoteknoloji ve ilaç tasarımı, ilaç geliştirme, klinik eczacılık gibi YÖK tarafından belirlenmiş öncelikli alanlarda da burslar verilmektedir. Hedefimiz yukarıda saydığım alanlara yenilerini eklemek, bursiyer sayılarımızı artırmak, bu alanlarda kariyer yapmak isteyenleri teşvik etmektir. Bu doğrultuda yeni program önerileri ve işbirliği olanakları geliştirme yönünde çabalar sarf etmekteyiz. 

Eskişehir bu yatırımları hak ediyor

Sağlık alanındaki gelişmeleri ülkemiz ve şehrimiz açısından değerlendirir misiniz?

Ülkemiz, aziz milletimizin tarihinden ve ilerlemeye yönelik azim ve kararlılığından aldığı güçle birçok alanda olduğu gibi sağlık alanında da dünya çapında daima başarılı, tercih edilen ve üretken bir konumda yer almıştır. Bilimsel ve tıbbi alt yapının son derece güçlü olması bir yana, yalnızca “sağlık turizmi” yönünden son yıllardaki ilerleme bile bunun en açık göstergesidir. Ülkemizdeki sağlık sistemi ve yatırımları hem tıp, hem eczacılık hem de özel gereksinimli bireylere yönelik uygulamalar yönlerinden bölgesinin lideri konumundadır. Bu durum elbette ki şehrimize de yansımaktadır. Şehrimiz hem üniversitelerimiz hem de İl Sağlık Müdürlüğümüzün yoğun çabaları sayesinde bölgesinin önde gelen sağlık merkezi olma noktasındadır. Bu durum son derece mutluluk vericidir, çünkü Eskişehir halkı her işinde olduğu gibi sağlık alanındaki işlerde de büyük bir emek ve özveri ile çalışmaktadır. Gayretlerin takdir edilmesi ve böyle mükâfatlanması bizlere de çalışma gücü ve azmi vermektedir. 

Devletimiz en üst düzeyde çalışıyor

Adını yeni duymaya başladığımız salgın hastalıklar çıkıyor. Bunlardan korunmak için neler yapılabilir?

Salgın hastalıklarla mücadele, yüzyıllardır bu toprakları vatan edinmiş Milletimizin önemle üzerinde durduğu konulardan biri olmuştur ve bir devlet politikası olarak daima yüksek düzeyde işlenmiştir. Dün olduğu gibi bugün de sağlıkla ilgili resmî ve özel kurum ve kuruluşlarımız, salgın hastalıklarla ilgili politikalar geliştirmekte, yeni gelişmelere göre yerinde ve hızlı hareket ederek,yeni düzenlemeleri yürürlüğe koymakta ve önlemler almaktadır. Ülkemizde bu tip mücadeleler dünya standartları seviyesinde yapılmaktadır; uygulamalardaki başarının düzeyini medyadan da takip edebilirsiniz. En başta, halkımızın müsterih olmasını, devletimizin konu ile alakalı olarak kendisinden beklenen tüm görevleri en üst düzeyde yerine getirdiğini bilmelerini isterim. 

Salgın hastalıklar konusunda resmi uyarıları dikkate alalım

Elbette devlet ve millet birdir, ayrılmaz bir bütündür. Bu bağlamda bizlerin de üzerine düşen görevler vardır. Bunlardan birincisi resmî kaynaklardan gelen uyarıları dikkate almak ve gereklerini yapmak, ama bunun yanı sıra gayri resmî açıklamalarla yayılan, güvenilir olmayan haberlere de kulak asmamaktır; Özellikle son belirttiğim husus halkımız arasında gereksiz paniğe ve bilgi kirliliğine neden olmakta, daha sıkıntılı durumlara yol açmaktadır. Şu bilinmelidir ki, devlet nezdinde üst düzeyde ele alınan bu tip konular, bünyesinde sayılı bilim insanlarının ve uzmanların yer alığı üst çalışma grupları ve komisyonlar tarafından değerlendirilip mücadele planları yapılmaktadır; bunların dışında, bir-iki kişinin açıklamalarıyla hareket etmek son derece yanlış ve anlamsızdır. Bunun haricinde ikinci husus bireysel temizliğe dikkat etmektir; salgın hastalıkların bulaşma ve yayılma olasılığı yüksek olan yerlerde tedbirli davranmak ve kişisel önlemler almaktır. En basitinden hapşırırken bir mendil kullanmak, eve geldiğinizde elinizi yüzünüzü sabunla yıkamak, dış ortam kıyafetlerinizi değiştirip temiz ev kıyafetleri giymek, ara sıra kolonya vb mikrop öldürücü özelliği olan güvenilir solüsyonlarla elleri-yüzü silmek bu tip hastalıklarla mücadelede işin büyük kısmını halleder. Son olarak şunun da altını çizmek gerekir ki salgın hastalıklar önce bünyesi zayıf düşmüş kişilerde kendini gösterir. Bu nedenle özellikle bu tip durumların olduğu zamanlarda düzenli beslenmeye ve yaşamaya dikkat etmek çok önemlidir. Bunun için de çok özel uygulamalara gerek yoktur. Bireyler taze sebze ve meyve, kefir, pekmez, balık vb besleyici, kuvvet verici gıdalar tüketmelidirler. Ayrıca vücudu zararlı alışkanlıklarla yormamak, akşam iyi dinlenmek, gece iyi uyumak dinç bir vücudun anahtarlarıdır. Bunlar yapılırsa salgın hastalıklarla en üst düzeyde mücadele edilmiş olur.

Sağlık öğrencilerinin gelecek ile ilgili planları ne yönde? Gençlerin projeleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sağlık alanlarında öğrenim gören bireyler toplumun daima farkındalığı yüksek olan kesiminde yer almışlardır; hem eğitimleri hem de bireysel özelikleri sonucu daima fedakarlığa, çalışmaya ve ellerinden gelenin en iyisini yapmaya odaklıdırlar. Bu nedenle asla işsiz veya başıboş kalmazlar, daima kendilerine toplumda bir yer edinirler. Sağlık sektörü hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır; insan olan her yerde sağlığa dayalı hizmetler vardır ve gelecekte de olacaktır. Bu açılardan düşünüldüğünde öğrencilerin gelecek planları hem mevcut sağlık sisteminin bir parçası olarak ülkemizin sağlık ordusunun içinde bir nefer olarak yer almak, hem de öğrendikleri yeni bilgileri ve teknikleri, yaratıcılıkları ve ilerleme arzularıyla birleştirerek sağlık alanının ön saflarında savaşan, yeni sayfalar açan bireyler olmaktır. Atatürk “Bütün ümidim gençliktedir” derken boşuna söylememiştir; ülkemizin en büyük zenginliği gençliği, enerjisi ve başarma azmidir. Gençlerimizin projeleri de sahip oldukları yüksek potansiyeli yansıtmaktadır. Günümüzde, yükseköğrenime henüz katılmamış bir lise öğrencisinin bile sağlık alanında ileri düzey bir gözlem, çıkarsama yapma ve proje üretme yeteneği olduğunu görebilirsiniz. Öğrencilerimizin gelecek planları da bu bilinçle öncelikle günceli takip ederek dünya çapında yeni gelişmeye başlayan sağlık alanlarında kendilerini geliştirmek, öğrendiklerini halkımıza sunmak, ülkemizde bireyselleşmiş terapi ve ileri teknoloji uygulamalarında ilerlemek, memleketimizin sağlık alanında dışa bağımlı olduğu donanım, ilaç, teknik ve know-how ihtiyaçlarını karşılayacak çözümler üretmektir.

Son olarak 14 Mart Tıp Bayramı mesajınızı alabilirmiyim?

Bilindiği üzere 14 Mart Tıp Bayramı, ülkemizde ilk kez 1919 yılının 14 Mart’ında işgal altındaki İstanbul’da kutlanmıştır; bu çok anlamlıdır. Anlamı; Aziz Türk Milletinin, en sıkıntılı zamanlarında bile var olma ve zorluklara göğüs germe azim ve kararlılığından asla vaz geçmediğidir. Üzerinden yüzyıl geçmiş olsa da Milletimiz bugündeönüne çıkan tüm zorluklarla ve engellerle aynı inanç, azim ve kararlılıkla mücadele etmektedir. Tüm sağlık çalışanlarına mesajım ise tıpkı 1919’da olduğu gibi bugün de Kahraman Milletimizin aydın, fedakâr ve cefakâr bir parçası olarak yürüttükleri bu kutlu mücadelede Allah’tan hepsine kuvvet, sağlık ve başarı dilemektir.